Köşe Yazısı

A+ A-

Kaftancıoğlu, örgütünü itiraf etti!

19 Temmuz 2019 Cuma

Kaftancıoğlu, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme”, “Silahlı terör örgütü propagandası yapmak”, “Kamu görevlisine hakaret”, “Türkiye Cumhuriyeti devleti askeri teşkilatını aşağılamak” iddialarıyla 4 yıl 10 aydan 17 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor.
Dünkü duruşmada tarihsel bir savunma yaptı.
Bu savunmanın örgüt üyeliğini itiraf ettiği son bölümünü aşağıya alıyorum.

***


Benim iki örgüt üyeliğim var:
Biri üyesi olmaktan onur duyduğum meslek örgütüm...
Diğeri ise yöneticisi ve İstanbul’da başı olmaktan gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi örgütüdür.
Vatandaşının temel hak ve özgürlüklerine, etnik ve inançsal aidiyetlerine ve hatta yaşam haklarına saygı göstermeyenlerin, her vesile ile anayasal suç işleyenlerin devletin kamusal otoritesini bireysel ve partisel menfaatlar için pervasızca ve partizanca araç edinenlerin olduğu bir iklimde, geçmişte sizlerin şu an oturduğu makamlarda hukukun üstünlüğüne değil üstünlerin hukukuna sığınanların geldiği durum ortada.
Heykeli dikileceği söylenen savcılar vardı.
Bugün nerede? Hatırlayın.
Kumpas davalarında hukuka göre değil, aldıkları emir ve talimatlara göre karar veren hâkimler vardı.
Bugün nerede? Hatırlayın.
Cezaevinde öldükten sonra suçsuz olduğu tescillenen hukuk mağdurlarını yargılayanlar vardı.
Neredeler? Hatırlayın.
Vatandaşın üstüne gaz sıktıran Valiler vardı.
Bugün nerede?
Güvenliğimizi sağlamakla görevliyken, cinayetlerin parçası olan Emniyet Müdürleri vardı.
Bugün nerede? Hatırlayın.
Hatırladıklarımızı yaşamamanın tek yolu hukuka sadece hukuka sığınmaktır.
Ve ben Toplumsal Bellek Platformu kurucularından biri olarak bunları hatırlatmakla sorumluyum.
Karar vermemiz gerekiyor:
Eşit yurttaşlık temelli demokratik toplum düzeninin ve Cumhuriyetin aydın birikiminin ilke ve gereklerine uygun bireyler olarak mı yaşayacağız?
Yoksa her türlü hak ve hukuk kavramının siyasi iktidarın tercih ve takdirlerine terk edildiği, düşünüp ifade etmenin her türlü izansız ve terazisiz yaptırımlara maruz bırakıldığı, otoriter rejiminin kulları olarak mı yaşayacağız?
Ben, Cumhuriyetin aydın birikimine ihanet etmeden, evrensel insan hakları kurallarını sonuna kadar içselleştirmeye çalışan, hukukun üstünlüğünü olmazsa olmazım sayan eşitlik, özgürlük, kardeşlik hayalinden asla vazgeçmeyen:
Bir kadın, bir hekim, bir siyasetçi, bir anne, geçtim tamamını; vicdanlı ve onurlu bir insan olmayı, insan kalmayı tercih ediyorum.
Beni buraya, bu mahkeme salonuna bir hayal getirdi, demiştim. Ve hayalleri nedeniyle yargılanan ilk kişi olmadığımı biliyorum, ama son olmayı umut ediyorum.
Bunun için de mücadele edeceğim!

***

Öyle anlaşılıyor ki Erdoğan/AKP iktidarı giderayak, toplumda yeni “Demokrasi Kahramanları” yaratmaya çalışıyor.
Bakalım ne kadar başarılı olacak!