1071... Ak-ademisyenler bildiri muharebesi!

01 Ağustos 2019 Perşembe

Anayasa Mahkemesi (AYM) kamuoyunda “Barış Bildirisi” diye bilinen davaya ilişkin önemli bir karar verdi. Bildiriye imza atan 1128 akademisyenin pek çoğu değişik cezalarla karşı karşıya kalmıştı. Bunlardan 10’unun AYM’ye başvurusu birleştirildi, 26 Temmuz günü sonuçlandı.
16 AYM üyesi sabah toplandı, akşama kadar tartıştı. Oylamada 8 kişi, “Akademisyenlerin hakkı ihlal edilmiştir. Bildirideki görüşlere katılmamız mümkün değil, ama devlet eleştiriye tahammül etmelidir” dedi. 8 üye de, “Akademisyenlerin hakkı ihlal edilmemiştir. Onlara verilen ceza doğrudur” dedi.
Eşitlik halinde başkanın oyu 2 sayılıyor. Başkan Zühtü Arslan, birinci şık yönünde oy kullanınca karar, 8’e karşı 9 oyla ceza alan akademisyenlerin lehine çıkmış oldu.
İktidar medyası ve çevresinden bir yaylım ateşi ki, sormayın. En çarpıcı tepki ceza alan akademisyenlerin “meslektaşlarından” geldi. Yayımladıkları bildiri, içeriğinden çok imza sayısıyla gündemde; 1071...
Mübarek; 2023, 2053, 2071 yıllarını tekeline aldı. “Bu yıldönümleri benimdir, kimseye vermem” diyor. Sanırsınız tapusunu çıkardı. Varlık Fonu’na mı devredecek ne!
Her neyse, konuyu dağıtmayalım!
Akademisyenler 1071’i tutturmak için hayli uğraşmış. Kimi isimleri iki kez yazmışlar, pek çoğu da bildiriden haberdar olmuş, ama imza atmadığı halde imzası atılmış. Olsun, başta 1071 tutturulduktan sonra devamında fire olsa da “savaş zayiatına” girer!
Sonuçta 1071’i tutturmuşlar, gereken yerlere gerekli mesajları vermişler...

***

21 Ekim 1999’da, alçakça bir saldırıyla aramızdan koparılan Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, ders kitabı olarak da kullanılan Siyaset Bilimi adlı eserinde şöyle der:
1071’de Türkler Anadolu’yu fethetti, Anadolu da Türkleri.
11. yüzyılda Anadolu’ya hâkim olduğumuzu dünyaya ilan ettiğimizde Anadolu’da 8 milyon insan vardı. Bizden önce 30’dan fazla uygarlık bu topraklarda iz bırakıp gitmişti. Bugün Anadolu’da bizden önceki devletlere başkentlik etmiş, antik ya da yaşamakta olan 70’ten fazla “başkent” var.
Türkler Anadolu’ya adım adım yerleşirken daha önce bu topraklarda yaşayanları yok etmediler, birlikte yaşam kurdular. Birlikte yaşamasını öğrendiler, öğrettiler.
Gerek 1071’in kahramanı Alpaslan gerekse ardılı Melikşah’ın veziri, Siyasetname adlı ölümsüz bir eser bırakan Nizamülmülk’tü.
Büyük Selçuklu Devleti’nin gerçekten büyük olmasında Nizamülmülk’ün payı da büyüktür. Onun devlet yönetimi ve adalete ilişkin sözleri bugün de geçerlidir.
Nizamülmülk’e göre devleti ayakta tutan en büyük güç adalettir. Adalet, değme silahlardan değme kalelerden daha güçlü bir devlet koruyucusudur.
Nizamülmülk, zulmetme der, adil ol der, devleti yönetenler merhamet duygusunu hiç kaybetmemeli der...
Bu anlayışın devamında “Muhteşem 13. yüzyıl” gelmiş, Anadolu’nun tam ortasında Hacı Bektaş Veli, Mevlana, Yunus Emre doğmuştur.

***

Keşke, 1071 akademisyen 1071’i, o yüzyıldaki başarların altında yatanları birazcık özümsemiş olsaydı. 1071’i de içine alan süreçte yazılmış Nizamülmülk’ün Siyasetname kitabının kapağını açmış olsalardı.
Keşke, Anadolu’nun burada yaşayan tüm toplumlarla birlikte Türk yurdu oluşunun sembol yılı, Anayasa Mahkemesi’nin, yani yurdumuzdaki en yüksek mahkemenin verdiği karara karşı kullanılan siyasal bir rakam haline getirilmeseydi.
Keşke bu akademisyenler, “Aslında bizim bir fikrimiz yok. Mesaj niteliğinde bir rakam bulup yaranalım” diyecek kadar küçük düşmeselerdi.
AYM, gerekçeli kararını önceki gün açıkladı. Şöyle dedi:
Bildirideki düşüncelere katılmıyoruz, ancak terörü övmemek, nefret dili kullanmamak şartıyla düşüncelerini açıklama hakkı vardır. Devlet bu tür bildirilere ceza vermez, cevap verir...
Dileriz 1071 ak-ademisyen bir kez daha düşünür!


Yazarın Son Yazıları

Avrupa Türkleri... 9 Şubat 2020
Suriye toplama kampı... 6 Şubat 2020