Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar ve Görüşler

Üniversiteye girişte neden başarılı değiliz?

13 Ağustos 2019 Salı

Fen ve matematikte çan eğrisi ekseninde gördüğümüz kadarı ile 40 sorudan 2-5 soru aralığında doğru cevap çıkıyor ki bu gerçekten sağlıklı bir üniversite eğitimi için çok yetersiz.

[Haber görseli]

ÖSYM tarafından gerçekleştirilen 2019 sınavına ilişkin YKS ve AYT sayısal verileri yayımlandı. “https://dokuman.osym.gov. tr/pdfdokuman/2019/YKS/sayisalbilgiler18072019. pdf.”
Sonuçlar bir önceki yıldan çok da farklı değil. Hatta sayısal verilerden hareketle biraz daha gerilediğimiz görülüyor. Son 20 küsur yıldır benim izlediğim ve not aldığım ÖSYM verilerinin en kötüsü diyebileceğimiz bir yıldayız. Bu yıl öğrencilerimizin başarısının geçen yıla göre daha da gerilediğini yandaki çizelgeden de görebiliriz.
Temel Yeterlilik Testi sonuçları fen ve matematik sonuçlarının ötesinde Tarih 1’de 10 soruda 2 doğru cevap, Coğrafya 1’de 6 soruda 2.1 doğru cevap ve din kültüründe 6 soru da 1 doğru cevap. Bu sonuçlar ülkemizin öğrencilerine, çok önemsediği tarih, coğrafya ve din kültürünü de öğretemediğini ortaya çıkmaktadır.
Temel fen bilimlerinde matematikte 40 soruda 5.6, fende 20’de 2.2 ve ikinci basamak sınavı AYT’de ise matematik 40’ta 4.7, fizik 14’te 1, biyoloji 13’te 1.2 ve en kötüsü kimya 13’te 0.9 doğru cevap vermiş öğrencilerimiz.
Yıllık 1.2 milyon insanın nüfusa katıldığı ülkemizin geleceği için bu sonuçlar tam bir felaket. ÖSYM verileri birkaç açıdan analiz edildiğinde ülkemizin bugünkü durumu ve gelecekte karşılaşacağı sorunları tahmin etmek zor değil. Temel bilimleri kavramamış, tarihi bilgisi olmayan, coğrafyadan bihaber, dahası bu kadar zorunlu ve seçmeli din dersine rağmen dini de bilmeyen bir lise mezununun bu ülkeye ne katacağı hepimizin önünde ciddi bir sorun oluşturuyor.
Verilere bakıldığında öğrencilerimizin büyük çoğunluğunun hemen her alanda birkaç soru çözebildiği gösterilmektedir. Fen ve matematikte çan eğrisi ekseninde gördüğümüz kadarı ile 40 sorudan 2-5 soru aralığında doğru cevap çıkıyor ki bu gerçekten sağlıklı bir üniversite eğitimi için çok yetersiz. Hatta üniversite eğitimi için kabul edilemez seviyede sayılır.
Sınava başvuran 2 milyon 375 bin 217 adaydan kaç kişi üniversite okuyacak kadar akademik bilgiye sahip sayılır?
ÖSYM’nin yayımladığı veriler hangi puan aralığında kaç öğrencimizin bulunduğunu gösteriyor. Bu sonuçlar daha da ürkütücü. Çünkü bu verilere göre çok sınırlı sayıda öğrenci soruların yüzde 75-80’ini yanıtlayabiliyor. Temel Yeterlilik Testi (TYT) sonucuna göre öğrencilerimizin içinde sayısal alanda 400 üzeri puan alan 29 bin 332 öğrenci bulunuyor. Sayısal alanda 27 bin 768 ve sözel alanda 1699 öğrencimiz bu seviyede bulunuyor. Toplamda tüm öğrencilerin sayısalda yüzde 1 ve sözelde ise öğrencilerin ancak yüzde 0.1 kadar 400 puan ve üzerinde başarı gösterebiliyor. Ülkemizde ancak ilk 30 bininci sıralamadaki öğrenciler üniversiteyi okuyabilir. Mevcut hali ile her yıl 600 bine yakın öğrenci üniversitelere yerleştirilmektedir. Öğrencilerin cevapladığı doğru soru sayısı ve aldığı puanlara göre bunların büyük çoğunluğu üniversiteyi okuyacak akademik bilgi ve beceri konusunda yetersiz. Çok ağır bir ifade, ancak ne yapalım ki gerçek bu!

Öğrenciler neden başarısız?
Son yıllarda yapılan bütün ölçme değerlendirme sınav sonuçları ve gözlemler, öğrencilerimizin öncelikle okuduklarını anlama ve yorum yapmada yetersiz olduğunu belirtiyor. Bu durum PISA ve diğer sınavlarda da yansımasını göstermektedir. 2018 yılında sınav sistemi yeniden değişti ve ağırlıklı olarak bilgiye dayalı sınav siteminden okuduğunu anlamaya yönelik sisteme geçildi. 2018 ve 2019 sınav sonuçlarının daha da düşmesi öğrencilerimizin soyut düşünme, yorum yapma, sorgulama ve bilgiyi kullanmada çok yetersiz olduğunu göstermektedir. Bu durum ülkemiz insanın bir bütün olarak yaşam ve akademik başarısı yanında yaşadığı birçok derin sorunla doğrudan ilişkili olsa gerekir. Maalesef yükseköğretimde ve lisansüstü eğitim alan öğrencilerimizde de çoğunlukla okuduğunu anlama ve okuduğundan yorum yapama beceri-yeteneğinden yoksun olunduğu açıkça görülüyor. Daha önce de belirtiğimiz gibi sorun öğrencilerde değil, aileden başlayarak okulda uygulanan öğretme ve eğitim modeli-yönetimi ile doğrudan ilişkilidir.
Bu bilgi düzeyine sahip öğrenciler ile üniversite eğitimi yapılamaz
Sık sık yazıyoruz, öğrencilerin iyi niyetini sorgulamadan çoğunluğunun algıları ve akademik bilgisi üniversiteyi okuyacak düzeyin çok altında. Söyleyebileceğim ve kendi derslerimde de gördüğüm bu düzeydeki bilgiye sahip öğrenciler ile üniversite eğitimi yapılamayacağıdır.
Ortada yıllardır uygulanan bir sistem var ve sonuç itibarıyla ortada artık taşınamayan bir başarısızlık var. Ülkenin en büyük enerji kaynağı gençliğin enerjisinden yaralatılamıyor. Demek ki uyguladığımız yöntem ve yaptığımız hesapkitap tutmamış, biz yetişkinlerin yanlış öğrettiğimiz yerde gençler de hesap kitap yapamıyor. Bu başarısızlığın sorumluluğu çok konuşulmuyor. Öyle görülüyor ki reform şart. Yeni bir paradigma değişimine ve anlayış değişimine olan ihtiyaç kaçınılmaz, çünkü üniversitelerin yaratıcı ve üretken kadroları da liseden yetersiz gelen üniversite öğrencilerinden oluştuğu için koordineli olarak başarısızlık en üst yapıya kadar giderek zayıflıyor.

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Çukurova Üniversitesi, Öğretim Üyesi

Tümü Olaylar ve Görüşler - Son yazıları

‘Her şey çok güzel olacak’ mı, olabilecek mi? 19 Ağustos 2019 Pzt
Türkiye’nin zorunluluğu: Demokratik Parlamenter Sistem 19 Ağustos 2019 Pzt
KAZ DAĞI’NA KIRK KİLOMETRE 19 Ağustos 2019 Pzt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

İbrahim Ortaş