Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar ve Görüşler

Amerika Türkiye’nin ‘stratejik müttefiki’ olabilir mi?

20 Ağustos 2019 Salı

ABD’nin önemli düşünce kuruluşlarından birisi olan Dış İlişkiler Konseyi’nin (Council on Foreign Relations) başkanı Richard Haas’ın 2014 yılında Türkiye’ye geldiği günleri anımsıyorum.
ABD’nin eski dışişleri bakanlarından Colin Powell ile baba Bush’un danışmanlığını da yapmış olan Haas, o yıllarda (2014) “Yeni Amerika” adlı kitabını tanıtmak üzere ülkemize gelmişti. Bu ziyaret sırasında Richard Haas’ın “stratejik müttefik” konusunda ilgi çekici açıklaması şöyleydi:
“Teknik ve hukuki olarak hâlâ müttefikiz, ancak stratejik olarak farklı noktalardayız” (Hürriyet, 11 Kasım 2014)
Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Richard Haas’ın Kürt sorununa ilişkin açıklaması bir önceki açıklamasına göre daha çarpıcıdır.

Haas’ın hayali!
“Mini Kürdistan”ı savunuyoruz derken Suriye Kürtlerinin yani PYD/ YPG’nin kuracağı “Mini Kürdistan”ı destekleyeceğini, Türkiye Kürtlerinin bunun dışında olduğunu vurguluyor. Haas, biraz daha ileri giderek Kürtlerin bağımsız olabilmesi için de “Mini Kürdistan”ın kurulmasının tek yol olduğunu savunuyor. (Hürriyet, 11 Kasım 2014)
Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Haas, açıklamasında “stratejik ortak olarak farklı noktadayız” diyerek açıkça Türkiye’nin ABD’nin “stratejik müttefik”i olmadığını vurgulamaya çalışıyor.
Televizyonlarımızda zaman zaman açık oturumlara katılan kimi siyasiler ile, siyaset bilimcilerin “Türkiye, ABD’nin stratejik ortağıdır” söylemlerine karşın ABD Türkiye’ye hiçbir dönemde “stratejik ortak” gözüyle bakmamıştır. ABD’nin stratejik ortakları İngiltere ve İsrail’dir. ABD, ne acıdır ki Türkiye’ye yönelik “müttefiklikle” asla bağdaşmayan tutumunu sürdürürken bölgede kendine yeni bir müttefik seçmiştir. PKK/PYD artık ABD’nin stratejik müttefiki konumundadır.

ABD - YPG ortaklığı
Irak’taki en yüksek rütbeli ABD’li korgenerallerden biri olan Pavel Funk’un PKK’nin Suriye uzantısı YPG’yi kast ederek “YPG ortağımızdır” (Sözcü, 2 Şubat 2018) şeklindeki açıklamasıyla ABD YPG’yi resmen Suriye’deki ortağı ilan etmiştir.
Günümüzde Ankara’ya “güvenli bölge” görüşmeleri için sık sık gelen, her gelişinde yeni bir oyalama taktiğine başvurduğu anlaşılan özel temsilci James Jeffrey’in şu sözleri dikkat çekici olduğu kadar düşündürücü değil midir?
“Bir yanda çok önemli bir ABD müttefiki, bir yanda IŞİD’le mücadelede önemli bir yerel ortağın, (PYD/YPG) kaygılarını dengelemeye çalışıyoruz” (Cumhuriyet, 3 Ağustos 2019)

Amaç YPG’nin “güvenliği”
ABD için “güvenli bölge” stratejiktir ve pratikte YPG’nin güvenliği anlamına gelmektedir.
Ortadoğu gibi çokuluslu çıkarların, şaşırtıcı ittifaklara yol açtığı kaygan zeminde ABD’nin dört parçalı Kürdistan’ın Suriye ayağını gerçekleştirmek için her türlü çabayı harcayacağı bilinmelidir. ABD’nin olası yeni girişimlerine karşı Suriye ile anlaşmak Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygun tek seçenektir.

Daver Darende
Emekli Diplomat-Yazar

Tümü Olaylar ve Görüşler - Son yazıları

Suriye’nin geleceği: Türkiye ne yapmalı? 18 Eylül 2019 Çar
Özel hastane enflasyonu 18 Eylül 2019 Çar
Kerbela: Müslümanların büyük utancı 18 Eylül 2019 Çar