ABD Suriye yerine Türkiye’ye mi girecek?

21 Ağustos 2019 Çarşamba

Gündemdeki şu haberleri alt alta sıralayalım:
- Suriye’de Şam rejiminin kontrolü dışındaki İdlib’de Türk konvoyu vuruldu; 3 sivil öldü.
- ABD ile Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge kurulması konusundaki soru işaretleri giderilemedi.
- İstanbul’daki kaçak yaşayan Suriyelilerin kenti terk etmesi için tanınan süre 20 Ağustos’ta doldu.
- Bayramda ülkelerine giden Suriyeliler, Türkiye’ye dönmeye başladı. Hatay Cilvegözü Sınır Kapısı’nda kuyruklar oluştu.
- Yunanistan, Mısır, İtalya, İsrail, Filistin, Güney Kıbrıs ve Ürdün’ün katıldığı Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nun üçüncü toplantısı Ocak 2020’de Kahire’de yapılacak.

***

Bu haberler gerçek bilgiler ışığında irdelendiğinde ve birbiriyle bağlantıları kurulup birleştirdiğinde ortaya şu çıkıyor:
Şuurdan uzak dış politikanın acı sonuçlarını yaşıyoruz.
Ayrıntılarına geçelim...
İdlib’de konvoyumuzun vurulmasının ardından olayı kınadık. Kınadık da kimi kınadık? Suriye’yi mi? Rusya’yı mı? Saldırıyı Suriye yapmış görünüyor, ama Şam’ın Moskova’nın izni, kabulü olmadan böyle bir işe girişmesi mümkün değil. Değil ama Rusya ile de tam diyalog halinde değil miydik? 9-10 Eylül’de İstanbul’da Suriyeİdlib için Türkiye, Rusya, İran bir araya gelecek. Bu durumda Rusya, Türk konvoyunun vurulmasına izin vererek “ABD ile güvenli bölge anlaşması yaparsan, burası güvensiz bölge olur” demek mi istiyor?
Bu haberle bağlantılı ikinci habere geçelim. ABD ile Suriye’de güvenli bölge görüşmeleri pürüzlü. Sınırı, hedefi bir yana adı bile belli değil; güvenli bölge mi, barış koridoru mu, yeni bir cephe mi? Bu sorular güncelliğini korurken, kontrol merkezi olarak Şanlıurfa bölgesi seçiliyor. ABD askerlerinin de burada konuşlanması söz konusu. Bu durumda güvenli bölge adı altında topraklarımıza tezkeresiz Amerikan askeri mi gelecek? ABD, Türkiye’ye rağmen Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü uzantısı YPG’yi desteklemeye devam ediyor, sonra dönüp Türkiye ile “güvenlik” konuşuyor!
Bunlar olurken Türkiye’nin içindeki Suriye sorunu da devam ediyor. İstanbul Valiliği, bir ay önce şehirdeki kaçak Suriyelerin, yani Türkiye’nin başka kentlerinde kayıtlı olanların oraya geri dönmesi için 20 Ağustos’a kadar süre tanışmıştı. Bu konuda sadece “sürenin dolduğu” haberi var! Suriyelilerle ilgili öteki haber ise bayramda gidenlerin geri dönüş kuyruğu. Onların da “kayıtlı oldukları” illere dönüp dönmeyeceğine dair kesin bilgi yok. Türkiye’de yaşamaya karar verenler arasında terör örgütleriyle bağlantılı olanlara ilişkin de sağlıklı bilgi yok. Bu konuda dış basında çıkan haberler kaygı verici!

***

Yukarıda sıraladığımız olayların her biri ötekinin olumsuz etkisini artıracak biçimde gelişirken, Doğu Akdeniz’de de “paylaşım” sürüyor. Buradaki gaz rezervlerinin zenginliği 2003’ten beri bölge ve dünya gündeminde. Güney Kıbrıs, İsrail ve Mısır’la işbirliği yaparak Türkiye’ye karşı kendini sağlama aldı. O işbirliği gelişti, örgütlü harekete dönüştü.
Biz Suriye’yi adım adım bataklık haline getirirken, Suriye sorununu içimize taşırken, Akdeniz fiilen paylaşıldı.
Ege ile birlikte Akdeniz’de 4.4 bin kilometre kıyımız var. Şimdi Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nun içinde biz yokuz, Akdeniz’de hiç kıyısı olmayan Ürdün var.
Bu iş Akdeniz’de gemi gezdirerek değil, zamanında adımlar atıp ittifaklar kurarak olur.
Bölge ülkeleri Akdeniz’e girdi, Türkiye ile Suriye birbirine girdi!