1 Eylül vizyonu

01 Eylül 2019 Pazar

Derken eylül de geldi.
Hem de pazara denk geldi.
Muhteremin söylev ve demeçleri dışında bugün ne olur ne olmaz yaşayıp göreceğiz.
Önceki 1 Eylüllere bakmak da bir fikir verebilir belki..

***

1982 yılı 1 Eylülü’nde Org. Evren yönetimi tüm okullarda din derslerini zorunlu hale getirmişti.
*
AKP’nin askeri darbelerden yakınması hem kadirbilmezlik, hem vefasızlık.
Özledikleri toplumsal-siyasal altyapıyı onlara hep darbeler ve darbeciler hazırladı.
Buna devlet kurumlarına karşı oluşturduğu “paralel yapı” ile ABD kuklası Fethullah’ın yarım darbesi de dahildir. (Örnek mi? 70 yıllık Kredi Yurtlar Kurumu dururken, Bilal’in öğrenci yurdu organizatörü olması devlete paralel, yüzlerce yapıdan sadece biridir!)

***

Atatürk’ten uzak durmakta ve hatta nefret etmekte ise haklıdır.
Bir, 1 Eylül günü, (1929) tüm okullardan Arapça ve Farsça derslerini o kaldırdı. Bir başka 1 Eylül’de (1927) “Medeni Nikâh” zorunlu hale getirildi.
Devlet konservatuvarının özünü oluşturan Musiki Muallim Mektebi Ankara’da açıldı. (1 Eylül 1924)
1 Eylül 1925’te Kastamonu dönüşü elde şapkalarla karşılandı. Ertesi gün de Kıyafet Yasası çıkarıldı.

***

30 Ağustos zaferini izleyen 1 Eylül 1922 günü ise “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini verdi.
Ve aynı günün akşamı, uşak ruhluların, “Keşke Yunan galip gelseydi” dediği olay gerçekleşmedi ve Türk ordusu Uşak’a girdi.

***

Atatürk döneminin 1 Eylüllerinde hiç boş yok.
Savaştan çıkmış bir ülkede, sınırlı hekim sayısına karşın 1 Eylül 1925’te Cumhuriyetin ilk tıp kongresi toplandı.

***

Biz bu yazı için “1 Eylül vizyonu” oluşturmaya çalışırken...
Gazetelerde, ekranlarda Reyiz’in “2053 ve 2071 vizyonları” demeci ile sabah yazarının şaşırtan “İdam Bumerangı Vizyonu”na gözümüz takılıyor.
Reyiz demiş ki:
“2053 ve 2071 vizyonlarımızı miras bırakmak için gece gündüz çalışıyoruz. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı 2023 için belirlediğimiz hedefler ise bu büyük vizyonların altyapısıdır.”
(Tanrı’nın bir kulu da kalkıp soramıyor “Bu 2053 ve 2071 vizyonu neyin nesi-Fesli Kadir’in sesi midir?” )
Sabah yazarı Melih Altınok’un açıkladığı vizyon ise sahiden cesaret ve yürek işidir.

***

Altınok, “Meclis idam derse, ben de hemen onaylarım” diyen Reyiz’in “ateş ile oynadığını” ima ederek diyor ki:
“Seçilmiş başbakanını, solcu gençlerini sehpaya göndermiş bir coğrafyada idam bumerangdan farksızdır. Dönüp kimi vuracağı belli olmaz!”

***

Vay ki vay !
Altınok gerçekten altın vuruş yapıyor:
Cumhuriyet’te böyle bir laf edilse, “Cumhurbaşkanı’nı tehdit”ten dava açılır!
(En sağlam hayat sigortası, Allah saklasın, yandaş mevkute yazarlığı!)

***

Kenan Evren de “idamcı” idi.
“Asmayalım da besleyelim mi?” diyordu.
Mahkeme kararı ile yaşını büyütüp 17 yaşındaki Erdal Eren dahil 49 kişiyi asmıştı.
Ama “seçilmiş Cumhurbaşkanı” olunca fikrini değiştirdi: “AB’ye girmek istiyorsak idam da olmayıversin canım!” dedi.
Tarihin/talihin cilvesiyle bu karardan sonunda kendisi ve arkadaşları yararlandı.
Darbeci arkadaşlarıyla birlikte 94 yaşında müebbet hapse mahkûm oldu.
İdam cezası kaldırılmasaydı idam edileceklerdi.
Ev hapsinde 4 yıl daha yaşadı 98 yaşında öldü.

***

Diyanet İşleri Başkanlığımız hutbelerde, vaazlarda, dualarda 30 Ağustos zaferinin eşsiz-emsalsiz komutanının adını hiç zikretmiyor.
Bari, Reyiz’in sağlıklı ve uzun ömürlü olması için dua etse.
Yoksa bunu gereksiz mi görüyor?
Öyle ya, “Bizde cumhurbaşkanları nasıl olsa uzun ömürlü oluyor.” (Atatürk’ü saymıyorlar zaten!)
2. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’yü 90. yaşını kutlamaya hazırlanırken kaybettik.
3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar 102 yaşında vefat etti.
Rahmetli Demirel ise sağlık içinde 90’ı devirmişti.
7. Cumhurbaşkanı Evren ise 98’inde öldü.

***

İdam falan geri gelmesin lütfen!
Evren, görevden ayrıldıktan 34 yıl sonra “devlete karşı suç işlemekten” müebbet hapse mahkûm olmuştu.
İdam kaldırılmasaydı, asılacaktı!
Sabah yazarının idama karşı çıkması, “Dönüp kimi vuracağı belli olmaz!” demesi boşuna değil.