İki dirhem bir KHÖ

08 Eylül 2019 Pazar

KHK’ler malum.
Ocak söndürüyor - hapisaneleri dolduruyor.
Bir de “Kanun Hükmünde Öğütnameler” (KHÖ) var:
Bunlar da, vatandaşın cebini ve canını yakıyor.
En beyin yakanı “İtibardan Tasarruf Olmaz Öğütnamesi”! (Siz “nanesi” diye okuyabilirsiniz!)
İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bu “name”yi Yenikapı Meydanı’nda, alkışlanacak bir süper-prodüksiyon ile sahneledi.

***

“Kiralık makam aracı filoları”, sefil ruhlara şırınga edilen “itibardan tasarruf olmaz nanesi”nin ürünü sayılabilir mi?
Yanıtı az sonra.

***

Aslında prodüksiyonun eksiği de var:
İtibar açlıklarını kiralık makam araçlarıyla doyurmaya çalışan bu yüzlerce (yoksa binlerce mi) teres de keşke derdest edilip arabaların arka sağ koltuklarına oturtulsaydı...
Hollywood’un “Belgesel Oscar”ı garanti idi.
Elbette bunun için kolluk kuvvetinin yani Süleyman Soylu’nun desteği gerekiyor.
Ki bu da imkânsız.
Süleyman Bey’i artık soyadı da kesmiyor ki, mega-itibarlar peşinden seğirtiyor!
Kırmızı plakalı manda kasa zırhlı Mercedes’ler, koruma mangaları, tören ile karşılanmalar falan zaten yetmiyor.
Saray gözdesi olmak için gözleri hep yüksek itibar irtifalarda.
Muhalif belediyelere, kayyım oturtma aşkıyla yanıyor.
En Kayyımlı İçişleri Bakanı” diye tarihe geçme niyeti çok açık.
(Bugün pazar. “İstanbul için açıklayacağı” karar “az sonra!..”)

***

AKP’nin yerel kadrolarına haksızlık ediyoruz.
Ne tarih bilgileri eksik ne de sosyolojiden, felsefeden habersizler.
Kültürel birikimleri de yerinde.
Sadece bunu göstermek istemiyorlar.
Peki, öyleyse, milyarlarca liralık bütçeleri varken, nasıl oluyor da belediye hizmetlerini “kiralık” binalarda ve “kiralık” araçlarla yürütüyorlar?
Bizce 19. yüzyılın önemli Fransız düşünürlerinden Joseph Proudhon’un “Mülkiyet hırsızlıktır!” sözünden ve Saray’ın dandik ulemalarından Hayrettin Karaman’ın “Yolsuzluk hırsızlık değildir!” fetvasından çok etkilendiler.
Sırf bu yüzden binlerce makam aracı satın almak yerine, “kiralama” yoluna gittiler.
Gerçi hükümet de, hatta Reyiz de aynı yolu izliyor.
Ankara’da birçok bakanlık, kamu binası ve genel müdürlük devlet mülkünde değil, kiralık binalarda hizmet veriyor.
Çünkü neden?
Çünkü “mülkiyet hırsızlıktır” da ondan!

***

Gerçi, iktidara geldiklerinde mahkemelerdeki “Adalet mülkün temelidir” sözünü “Adalet gayrimenkulün temelidir!” diye anladılar.
TOKİ’yi yıldırım hızıyla devreye soktular. 25-30 haftada 25-30 katlı binaları dikip dikip satışa çıkardılar.

***

Reyiz, dışarıda içeride sıkışınca “alfabetik” kesiliyor:
B, C, D planlarımız var!” falan diyor.
Adaletimiz de sıkışıyor, çıkmaza sürükleniyor!
CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na 7 yıl önce yazdıkları için 9 küsur yıl ceza kesiliyor.
Ama FETÖ’yü “hoca efendi” ve “hizmet âşığı” diye kutsayanlara adalet ilişemiyor.
Çünkü adalet “alfabetik” olamıyor. B, C, D planı falan yok.
Adaletin A’sı varsa var, yoksa adalet yok!

***

Yüzlerce yıldır adaleti, ellerinde terazisi ve kılıcı ile mitolojinin Themis adlı gözleri bağlı kadını temsil ediyor.
(Adalet Bakanlığımızın da çok eskiden simgesi öyle idi. Artık değil. Çünkü kadın mahrem!)
Çağlayan Adliyesi’ne girenleri de elinde terazisi, kılıcı ile kocaman bir Themis heykeli karşılıyor. Temsil ettiği tarihi ve ilahi gerçeğe kimsenin gölgesinin düşemeyeceği murat ediliyor.
Düşerse, ne mi olur?
Namdar Rahmi Bey’in dediği olur:
Öylesine hayr-eder, bir soysuzun keremi,
Tezekten terazinin b.ktan olur dirhemi.