Yararcı ile Yaşamak

02 Kasım 2019 Cumartesi

Akışkan olmayı, oyun hamuru gibi biçim alabilmeyi, yararcılığı tanımlamaya kalkarsak şöyle bir tablo çıkıyor karşımıza:

Her kaba sığabilme, her kılıfa girebilme yeteneği. Çat orada, çat burada gözükebilme ustalığı. Bir onunla sarmaş dolaş, bir bununla canciğer kuzu sarması olabilme becerisi. 

Dünün dünde kalabilmesi, bugün ise her şeyin pazarlığa tabi olabilmesi. Yarın, hiç çekinmeden “Pazarlık yaptığımı söyleyenler yalancıdır” diyebilme niteliği.

Bütün girişimler ile ilişkilerin, yere göğe sığdırılamayan benliğin hoşnut olması ve de elde edilmiş bir iktidarın tehlikeye düşmemesi ile ilintilendirilmesine yatkınlık.

Kalıplaşmış dogmalara bağlılıktan öte bir ilkesel değer yargısının varlığından söz edilememezlik. 

Paye verildiğinde övünme, tehdit edildiğinde yutabilme, küçültücü sözler karşısında susabilme tutsaklığı. 

Tek doğru benim; gerisi yalandır, dolandır algısı. Mal, mülk, her türlü dünyalık ve de öte dünyalık, varlığıma armağandır sanısı.

Yanılsamaları gerçeklikten sayma, dolaşık yollara sapma. Üstelik, karmakarışık bir ruh hali…

Böyle bir insanla aynı havayı solumanın ne denli bir katlanma olduğunu bir düşününüz!

Gün Işımıştır Artık!

Cumhuriyet Bayramı’nda, gazetecilik ustamız Şükran Soner ve Ankara Temsilcimiz Sertaç Eş ile birlikte Sinop’taydık.

Sinop muhabirimiz Cengiz Demirel’in deyişiyle Cumhuriyete Cumhuriyet gazetesi yaraşırdı. Öyle de yaptık. Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan’ın öncülüğünde düzenlenen Cumhuriyet açık oturumuna, ardından da Cumhuriyet yürüyüşüne katıldık.

Nevşehir Valisi, Ankara Valisi ile iktidardaki uygarlık karşıtlarının neden Cumhuriyet Bayramı’nı yaptırmamak, yasaklamak istediklerini orada daha iyi anladık.

29 Ekim akşamı, sırtlarında, kucaklarında bebekleri ile anneler, babalar; torunlarının ellerinden tutmuş nineler, dedeler; en çok da çocuklar ve gençler marşlar söyleyerek, bayraklarla, coşkuyla, sevinçle  Cumhuriyet için yürürlerken yüzlerindeki inanmışlığa, gönülden istence tanık olduk.

Toplum, siyasal dincilerin ne mal olduğunu algıladı, gördü, sınadı.

Osmanlı’yı geri getirme düşüne saplanmış tutuculuğun azgınlığı, Atatürk’ü ve Cumhuriyet devrimini bu toplumun yüreğinden ve bilincinden silemeyecek.

Gün ışıdı, devran döndü, halk uyandı.

Atatürk’ün İlk Cumhuriyet Tanımı

Mustafa Kemal Atatürk, içinde kutsal bir sır olarak sakladığı Cumhuriyet kurma düşüncesini, 1923’ten tam 10 yıl önce, ataşemiliter olarak Sofya’ya gitmeden önce, Ekim 1913’te, İstanbul’da arkadaşı Kazım Özalp’e şöyle açıklar:

“Bu hanedandan memlekete hayır yoktur. Diktatörlük, milletleri mesut ve müreffeh kılmaz. Devletin esasını Cumhuriyet prensiplerine göre hazırlamak lazım.”

Bu söz, eksiksiz, tümüyle bugün için de geçerlidir! 

Kullanışlı

Saray’daki AKP’li için, iktidara ilk geldiği günlerde en yakınları Amerikalılara ricada bulunmuştu:

 “Delikten aşağı süpürmeyin... Kullanın!”

Bu sözden sonra BOP Eşbaşkanlığı ile onurlandırılmıştı.

Şimdi ABD’deki gelişmelere bakılırsa, deliğin kenarına gelmiş bulunuyor.

Esip gürlediğine bakmayın, kullanışlı bir ödünsel manevra ile bundan da sıyrılır.





Yazarın Son Yazıları

Saray’a Bekçi 8 Şubat 2020
Deprem Algı Operasyonu 1 Şubat 2020
Bunlar gidici 18 Ocak 2020
Cambaza bakmaya devam 4 Ocak 2020
Fıkhi Kurul 21 Aralık 2019
Ormanda Millet Kalmadı 14 Aralık 2019
Sosyal Oligarşi 30 Kasım 2019
Mektup ne oldu? 23 Kasım 2019