Köşe Yazısı

A+ A-

Nostalji kaosu !

11 Eylül 2019 Çarşamba

Çocukluğumda aileler futbolu sevmez ve çocuklarının ilgilenmesini istemezlerdi. Çünkü oynayana “haylaz” gözüyle bakılır ve dışlanır; okumayacak, adam olmayacak sanılırdı. Hatta öğretmenler dahi beden eğitimi dışında futbola tutkusu olan öğrencilerine kıt not verirlerdi. Bir keresinde okul takımı kaptanıyken boş derste bahçede maç yaparken attığım şut, oradan geçen müdürümüzün paçasına değdi diye arkadaşlarımın önünde tokat yemiştim!
Oysa ki bizler Lefter, Cihat, Bülent ve Reha Eken, Şükrü Gülesin ile Turgay Şeren’lerin dünyasında yaşıyorduk. Bir defterim vardı! O dönemin futbolcu ve maç enstantanelerini yapıştırır albüm yapardım. Babam yakalamış ve defterimi yırtarken gözyaşlarımı önemsememişti! İlkokulda boş derslerde bahçede Erdinç ağabeyleri izler büyük yıldızların taklidini yapmalarını beynimize kazırdık!
Futbol oynamak için paramızın olmasını ve ailelerimizin ayakkabı almasını beklerdik! Bayramlarda topa vurmaktan burnu soyulan ve boyası çıkan ayakkabıların hesabını babamıza zor verirdik. Top oynamak için zorunlu yalan söyler ve dahası yemek vakti aç kalmayı göze alırdık!
Eriyen krampon çivilerinin batmaması için ayakkabıların içine gazete kâğıdı döşerdik. Yine de ayakkabılarımızın, ayağımızın kan içinde kalmasını önleyemez ama oynamaya da devam ederdik. Ben ilk resmi ayakkabıyla 1959 yılında teyzemin kızının getirdiği hediye Adidas kramponla tanıştım! Yatağımın başucunda yağlanıp, bakımı yapılıp asılı dururdu.
Okul takımında oynarken ertesi gün edebiyat öğretmenim “Bir çift sığır bacağı” diye bizlere hakaret yağdırıp üstüme yürürdü. Sevmezdi futbolu ama yine de bir kez zayıf not veremedi, çünkü ben de ona göre hazırlanır dersime önem verirdim.
Benim ve arkadaşlarımın dünyasında 1001 gece masalları fazla yer etmedi. Pele, Vava, Didi ve B. Charlton kardeşler, Yaşin, B. Moore, Mazzola, Gilmar, Puskas, Koçis daha çok hayallerimizi süslerdi. Gazete ve spor dergilerinin bayilerde askıya çıkan kupürlerini okumak için ürkerek bakardık! Her gittiğim yerde futbol karşıtlığı vardı ve hatta “günah” (!) olduğu da ayrıca halkın ilk cümlesiydi!
İşte o zaman futbol oynamak, teknik adam olmak ve çektiğim acıları gençlere yaşatmama kararım beynime kazınmıştı! Okul takımında başladığım futbolculuk ve teknik adamlık yolumda büyük başarılar benimle dost oldu. Ne var ki bir şeyi iyi yorumlamak istemedim! Sanat ve yaratıcılık olarak baktığım bu eğlence alanı, bir gün endüstri oldu. Şu anda artık başkalarının karar verdiği; çılgın, milyon Avro’larla konuşulan, yozlaşmaya kurban edildi. Nostaljimin kaosu içinde âşık olduğum beceri ve başarı dolu yaşamım çalındı! Çünkü ben ülkemin bu işi iyi yapanların olacağını ancak araya giren alakasız kişilerin endüstri adına istismar edeceklerini, kendi gençlerimize bu işi neredeyse yasak edeceklerini düşünmemiştim! Yasaklardan çıktım ama bugünkü futbol yasağımı yaratanlar kadar vefasızlık beklemiyordum. Yine de futbolu seviyor ve bu haliyle de kendimce doğruları savunuyorum. Kirlilik bugün değil uzun zamandan bu yana gelen bir doğallık kazandı. Ahkâm kesmeye gerek yok! Yollar açık. Herkes bildiğini yapıyor ve spor dünyada gerçek yerine oturduğunda yaşananları belki de lanetleyeceğiz. Bense beklemeye devam edeceğim sevgisi ile futbolun!

Tümü Adnan Dinçer - Son yazıları

Hatalar zinciri 20 Eylül 2019 Cum
Uyarıyoruz ama! 18 Eylül 2019 Çar
Harakiri 15 Eylül 2019 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Turgay Şeren