Köşe Yazısı

A+ A-
Adnan Binyazar

Aydınlanma öncüsü

13 Eylül 2019 Cuma

1950’den bu yana, Atatürk dönemi Cumhuriyetinin kültür atılımları, iktidara gelenlerce önce eylemsiz kılınmış, fırsat doğunca da kökünden sökülüp atılmıştır. Yönetimi üstlenen Demokrat Parti’nin ilk işi, yıllarca eğitimden yoksun köylü kesiminin çocuklarına öğretim yolu açan Köy Enstitülerini kapatmak olmuştur.

Hıfzı Topuz
Paris’te yaşarken, Afrika’nın kuş uçmaz kervan geçmez bölgelerine insanlık kültürünü yayan, yazdığı kitaplarla da adını duyuran aydınlanma öncüsü Hıfzı Topuz’a getirmek istiyorum sözü. Topuz’un 14 Temmuz günkü Cumhuriyet’te kültür politikamızla ilgili önemli bir yazısı yayımlandı: “Kültür politikalarına ne zaman sıra gelecek?”
Topuz, yazısında 1965 yılından bu yana kültür adına yapılanları özetleyerek, ülkemizde demokrasinin, düşünme özgürlüğünün, yargı bağımsızlığının tartışıldığı bir ortamda, kültür politikasına gerçeğin ışığını tutuyor.

Çözüm arayışları
Hevesli ama direnci zayıf bir toplumuz. Bir işe coşkuyla başlıyoruz, masallardaki gibi, nice uzun yollar aldığımızı varsayarken, arkamıza dönüp baktığımızda, bir arpa boyu kadar bile ilerleyemediğimizi görüyoruz.
Oysa Hıfzı Topuz’un da aralarında bulunduğu girişimcilerce neler yapılmış!
Venedik’teki UNESCO toplantısında İnsan Hakları Bildirgesi’nden aktarılarak “Her kişinin bir çalışma hakkı olduğu gibi, kültür hakkı olduğu” da savunulmuş. 1970’te yine Venedik’te düzenlenen hükümetler arasındaki bir toplantıda, o dönemlerde baskıya dayalı rejimlerde kültür politikaları hükümetlerin keyfine göre düzenlendiğinden, “Devlet mi kültür politikalarını saptamalı, yoksa sanatçılar, yazarlar, kültür adamları mı” sorusu tartışılmış.
Topuz, konu alanını genişleterek Atatürk’ün, çağdaşlık düşüncesinin kökleşmesi yolunda ne gibi değişimlere imza attığını tarihleriyle sıralayarak son 70 yılda neler yitirdiğimizin dökümünü de yapıyor. Köy Enstitülerinin, Halkevlerinin kapatılmasının, Hasan Âli Yücel döneminde dünya klasiklerinin çevirisinin durdurulmasının yarattığı kültür boşluğuna da değiniyor.

Ne yapmalı?
Hıfzı Topuz, neredeyse bütün sempozyumların gerçekleştirilmesinde belirleyici görev üstlenmiş. İstanbul Kültür Sanat Vakfı yöneticilerinden Şakir Eczacıbaşı’nın önderliğinde bilim insanları, yazarlar, sanatçılar bir araya gelerek UNESCO konferanslarından esinlenerek, 1998’de önemli kararlar almış.
Topuz, partilerin kültüre yönelik görüşlerine de yer veriyor yazısında. Partilerin kimi eskiyi diriltmeyi programının temel maddesi yaparken, başka biri, bizde eksik olanı öne çıkararak, kültürün demokratikleşmesini öne sürüyor. “Milli kültürün korunması” gerektiğini, Türkçenin yabancı dillerin etkisinden kurtarılmasını, ifade özgürlüğünün sağlanmasını temel sorun olarak öne çıkaranlar da var.
Yazar, bu bağlamda kültürel politikaları yönünden bütün partileri eleştirerek çıkış yolu da gösteriyor:
“1970’ten bu yana uluslararası düzeyde örnek gösterdiğimiz toplantılarda hep kültür politikalarının demokratik yollarla ele alınması gerektiği vurgulandı. Düzenlenecek kültür politikaları kongrelerinin mutlaka sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, kamusal kuruluşların katılımıyla toplanması önerildi.”
Uygulama ortada; her örgütün bir yana çektiği bir toplumda kültürel birlik sağlanmaz.
Siyasal ya da kültürel kurumlarda, Hıfzı Topuz’un kaygısını duyan kaç kişi çıkar?

Tümü Adnan Binyazar - Son yazıları

Ağaç 20 Eylül 2019 Cum
Aydınlanma öncüsü 13 Eylül 2019 Cum
Kaz Dağı 6 Eylül 2019 Cum