Köşe Yazısı

A+ A-
Zafer Arapkirli

Haydi HDP’nin önüne!..

13 Eylül 2019 Cuma

HDP’nin kapısına dayanıp evlatlarının akıbetini soran ve o partiden medet uman annelere sadece “Ankara’nın adres olarak gösterilmesini” yanlış buluyorum. Mevcut iktidar ve geçmiş iktidarlar kadar Kürt siyasi hareketinin de ve özelde HDP’nin de bu olayda ağır ve ciddi bir sorumluluğu olduğunu samimi bir şekilde kabul ediyorum. HDP’lilerin de o acılı anaları kapıdan kovalamak yerine ellerinden geleni ve hatta fazlasını yapmaları gerektiğine inanıyorum.
Ama iş bununla kalmamalı.
Tüm yurttaşları, tez vakitte Diyarbakır HDP’nin önüne gitmeye çağırıyorum.
Hatta, sadece orası da yetmez. 81 ildeki HDP binalarının önüne yığılmalısınız. Belediye başkanları otobüsleri, tramvayları, metroları ve vapurları ücretsiz yapmalı bu heyecana ortak olmak üzere. Taksiciler bile para almamalı, “HDP’nin önüne çek..” diyenden.
Son 17 yılda işinden, aşından olan herkes “Bayrağı”nı kapıp koşmalı.
Siftah edemeyeceğini bildiğinden, dükkânının kepengini artık açmaya bile gerek görmeyen esnaf, irice bir bez parçasına “Kahrolsun Selo!.. Terörist Pervin!.. Hain Sezai!..” yazıp günün ilk ışıkları ile soluğu orada almalı.
Üniversiteden atılan akademisyenler, iri puntolarla “Hep sizin yüzünüzden ulan!..” yazılı pankartlarını açıp avazı çıktığı kadar slogan atmalı binaların önünde.
KHK ile işinden atılanlar, bırakın iş bulmayı, seyahat bile edemeyenler, yurtdışında bile iş aramasına izin verilmeyenler, kirasını, aidatını, bakkal borcunu, çocuğunun okul taksidini ödeyemeyenler sokaklarda HDP’li avına çıkmalı, “Nasıl yaparsınız ulan bu ihaneti bu ülkeye?” diye yakalarına yapışmalı.
Memur, enflasyon karşısında aldığı açık farklı mağlubiyetin acısını HDP’li sendikacılardan fena halde çıkarmalı. Ucuz-çapsız emperyalist gazı ve Selahattin Demirtaş’ın “hücum emri” ile, IŞİD’e, El Nusra’ya ve bilcümle cihatçı- şeriatçı musibete destek mahiyetindeki harekâtlarda, sınırlarımızın ötesinde bir bir toprağa düşen şehitlerimizin anaları da evlatlarının acısını HDP’lilerden çıkarmalı.
Dış borcun önemli bir kısmının altında inim inim inleyen sanayici, tüccar, yüksek faizden mustarip yatırımcı, fabrikasının önüne “satılık” tabelası asan bilcümle patron, 4x4’lerine ve yatlarına atlayıp bagajlarına yığdıkları taşları HDP binalarına atmak için birbirleri ile yarışmalı.
Hukuk ihlalleri nedeniyle oğlunun, kızının, eşinin, anasının, babasının, haksız yere zindanlarda çürüdüğüne inanan herkes, erkek şiddetine maruz kalmış kadınlar, kanı bozuk din kursu hocasının veya tarikat yurdu belletmeninin tacizine, tasallutuna uğramış bebelerin ebeveyni konvoylar halinde hareket etmeli, ülkenin dört bir yanındaki HDP “fitne yuvalarına”.
Cumartesi Anneleri bile 755 hafta sonra mekân değiştirip HDP’ye yönelmeli, “Beyaz Toroslu, Siyah Transporter”lı acılarının hesabını “PKK’nin Meclis’teki uzantılarından” sormak üzere...
Hepsinin, ama hepsinin müsebbibi olan, bu ülkedeki bilcümle belanın sorumlusu HDP’den hesap sorulmalı!
“E peki, hükümet ne olacak? İktidar partisinin hiç mi sorumluluğu yok bu işlerde?” diyenlere “Acıları yarıştırma ulan! Utanmıyor musun? Yoksa PKK sevicisi misin sen? Hendek kazdılar işte. Kazmadılar mı? İmralı’nın, Kandil’in emri ile şey ettiler. Osman Öcalan’ın elindeki kan… ‘O’nu bile utanmadan TRT’ye şey ettiniz” diye mukabele edilmeli…
Utanmadan. Pişkin pişkin. Utanacak bir şey yok, “rezil olmak”, kavramı bu ülkenin sözlüklerinden silineli çoooook oldu, nasıl olsa.

Saray çok güzel gelsene...
Çapsız haber kanalının biri, ekranındaki altyazıda, farkında olmadan harika formüle ediyordu olayı: “Aralarında CHP’lilerin de bulunduğu 29 ilin büyükşehir başkanları...”
Aslında teknik bir hata vardı bu lafta. Çünkü 3 tanesi (Van, Mardin, Diyarbakır) belediye başkanı bile değil, atanmış vali- kayyımdı.
Ama olsun. Reisicumhur, “Benim muhtarlarım, benim hâkimlerim, benim TBB başkanım” diye huzuruna emrettiği muhtarlar, hâkimler gibi “Benim belediye reislerim” diye gördüğü şehreminlerini de Saray’da topladı. Hizaya soktu. Ellerini sıktı (elini sıktırdı). Hafif yollu fırçaladı. “Bizimkileri işten atmayın. Ayıp oluyor” dedi. “Devri sabık yaratmayın” uyarısında bulundu. Yani “Bırakın artık. Ne yapmışsak yapmışız. Fazla deşmeyin, eşelemeyin. Sizin için iyi olmaz” demeye getirdi.
Dün birine “Ulan işkenceci çocuğu”, ötekine Ulan sahte senetçi. Yahu bi kere, bilgisayarında porno varmış ulan”, diğerine “Seni gidi HDPKK sevici. Terör yandaşı Pontus Rumu” diye hücum ettikleri 3 tanesi de oradaydı. Şakalar, nükteler, gülücükler havada uçuştu. “Bakın, kulak veriyoruz işte. Dinliyoruz ya...” şovu başarıyla gerçekleşti.
Mutlu, bahtiyar eve dönüldü.
Bir dahaki “kayyım furyası”na kadar.
Allah mesut etsin.

Tümü Zafer Arapkirli - Son yazıları

Haydi HDP’nin önüne!.. 13 Eylül 2019 Cum
Ben diyeyim ‘pej’, sen de ‘mürde’ 6 Eylül 2019 Cum
Üzerinde güneş batmayan sahtekârlık 30 Ağustos 2019 Cum