Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar ve Görüşler

Cesur(!) Alternatif Finans

14 Eylül 2019 Cumartesi

Geçtiğimiz 9 Eylül’deki “Alternatif Finansta Yeni Ufuklar” adlı toplantıda her zamanki korkutma taktiğine başvuran tek adam “Bugün dünyayı yeni bir ekonomik durgunluk korkusu sarmış” olduğunu, çare olarak “alternatif finans konusunda daha cesur adımlar” atacağını bildirdi. 18 yıllık iktidarında faize ve bankacılığa karşı olduğunu ilk kez net ve açık bir şekilde ifade etti ve bankacılık dışı finans kesimini büyüteceğini açıkladı. Artık alışkanlık kazanan korkutma yöntemi aslında bu konuda gereksiz; zira iktidar, varoluş politikalarından biri olan alternatif finansın, diğer bir deyişle katılım finansmanının taşlarını zaten 2012’den beri döşüyordu. Özellikle, palazlandığı 2014’ten itibaren “İslami finans sektörünü” stratejik alan belirlemiş ve her hükümet programında ve son kalkınma planında “faizsiz finansın ve İslami finans merkezinin geliştirilmesi, bu alanda bir koordinasyon mekanizması oluşturulması ve etik ilkelerin belirlenmesi” maddeleri yer almıştır. Başkanlık kabinesinin Ağustos ve Aralık 2018 tarihli 100 günlük eylem planlarında da faizsiz finansman faaliyetleri için altyapının geliştirileceği belirtilmişti.

“Şer’i” boyut
Bu doğrultuda, sırasıyla, Ziraat Katılım, Vakıf Katılım, Faizsiz Finans Koordinasyon Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) bünyesinde Katılım Bankacılığının Geliştirilmesi Dairesi ve Türkiye Varlık Fonu kuruldu. Varlık Fonu’nun kuruluş gerekçeleri arasında “İslami finansman varlıklarının yaygınlaştırılması” da yer almaktadır. Ekim 2018’de Türkiye Kalkınma Fonu kuruldu, Şubat 2019’da bir dönemin emlak kredi bankası Türkiye Emlak Katılım’a dönüştürüldü. Böylece, Ziraat, Emlak ve Vakıf Katılım uzmanlaşmaya gitti ve Emlak Katılım faizsiz konut finansmanını üstlendi.
Yukarıdaki gelişmeler ve sermaye piyasası ile bankacılık mevzuatından muaf olarak birbiri ardına kurulan Varlık Fonu ve Kalkınma Fonunun birlikte incelenmesi gösteriyor ki, hedef “dual finans sistemi”ni, yani, kendi ifadeleriyle “şer’i boyutları” kapsayan hukuku getirmektir.
Zaten BDDK’nin uzun süredir üzerinde çalıştığı faizsiz finans kanun taslağı, “faizsiz finans ilkelerinin tanımlanması ve İslam kurallarıyla uyumlu kurumsal yapının tesis edilmesi” alanlarını düzenliyor ve Faizsiz Finans Standartları Kurumu, Uyum Komiteleri gibi yapıların kurulmasını içeriyor. Faizsiz Finans Koordinasyon Kurulu da işte bu kapsamda merkezi danışma kurulu, yani fıkıh jargonuyla şeriat kurulu ile ilgili çalışmalar yürütüyor. Ekim 2017’deki beyanatında BDDK Başkanı “Faizsiz ürün ve hizmetlerin ekonomimizin seküler sistemi dışında düzenlenmesi gerektiğinin aşikâr” olduğunu açıklamıştı. Keza, rejimin düşünce kuruluşu SETA’nın 2017 tarihli raporu da “İslami finans kuruluşlarının fıkhi açıdan problemli olduklarını, merkezi danışma kurulu fetvalarına ve müstakil bir mevzuata ihtiyaç duyduklarını” belirtiyor. BDDK’nin bir adım ötedeki “arzusu” ise kredi ve sermaye piyasalarının yanı sıra bölgesel emtia borsalarını, leasing ve tüketici finansman firmalarını, faizsiz yapı tasarrufu kuruluşlarını ve faizsiz kooperatif bankaları gibi finansal kuruluşları içine alan “bütüncül bir yapı kurmak”.

İki büyük sakınca
Finanstaki bu “laiklik dışı” girişim başlıca iki sakınca içermektedir:
1. Amacı şüphelidir. Planlanan İslami finans sisteminin ve İslami finans merkezinin Körfez sermayesini çekeceği beklentisi yersizdir. İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi ISEDAK’ın Ekim 2018 tarihli Ulusal ve Küresel İslami Finans Mimarisi raporu, başarılı uluslararası finans merkezlerinin, geleneksel finansta çok güçlü altyapı kurumları, işleyen borsalar ve sistemlerini bilen hukukçular gibi avantajlara sahip olduklarını, halihazırda güçlü oldukları bu yönlerinin üzerine koyarak, zaten var olan finansal ürünleri kısmen İslami alana genişlettikleri bulgusuna ulaşmıştır. Rapor ayrıca, finansal bölge seçiminde, ölçek ekonomisinin ve İslami ve geleneksel ürünler arasındaki sinerjinin de belirleyici olduğunu ortaya koymuştur.

Neden alternatif finans hukuku?
Dahası, raporun incelediği uluslararası finans merkezlerinin hiçbirisi, İslami finans faaliyetlerinin yürütülmesinde, ne düzenleyici şer’i yönetişim oluşturmuş, ne de somut şekilde finans hizmetleri mevzuatında bir değişiklik yapmıştır. Biz niçin güçlü bir finansal yapıyı hedeflemek yerine, alternatif finans hukuku oluşturuyoruz öyleyse?
2. Yöntemi tehlikelidir. Çünkü genel hukuk sistemimizde dual bir yapıya kapı aralamaktadır, zira mevcut sisteme eklemlenen ikinci yapılar, bir örneğini eğitimde yaşadığımız gibi, hayat alanlarını giderek genişletme peşinde -ta ki asıl yapıyı yutuncaya kadar. Nitekim, konunun farklı düzeylerdeki bazı paydaşları, iktidarın hedeflediği aşamayı bile yeterli görmüyor ve “faizin sistemsel üretimine, mevcut parakredi sistemine son vermeyi” gerekli görüyor.
Faiz ve banka karşıtlığını ilan eden bir tek adamın öncülüğünde, “İslami kurallarla uyumlu ve bütüncül” bir İslami finans hukuku, gerek finans sistemimizi gerekse genel hukuk sistemimizi tehdit eden bir hedeftir.

RAZİYE KARABEY
Araştırmacı-Yazar

Tümü Olaylar ve Görüşler - Son yazıları

Orhan Kemal 105 yaşında 15 Eylül 2019 Paz
Selam olsun İlhan Başgöz’ün yüz yaşına 15 Eylül 2019 Paz
Cesur(!) Alternatif Finans 14 Eylül 2019 Cmt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Raziye Karabey