Köşe Yazısı

A+ A-

Savaş çıkmaz, çıkarılır

9 Ekim 2019 Çarşamba

Sınır sandığınız, sınır değil.
Terör sandığınız, terör değil.
Mücadele sandığınız, mücadele değil.

Tehdit sandığınız, tehdit değil.
Hukuk sandığınız, hukuk değil.
Anlaşma sandığınız, anlaşma değil.
Bozuşma sandığınız, bozuşma değil.
Lider sandığınız, lider değil.
Devlet sandığınız, devlet değil.
O yüzden işin içinden çıkamıyorsunuz ve o yüzden kuralları olmayan bir oyunun oyuncağı oluyorsunuz. Her seferinde.
Çünkü...
Sınır sandığınız aslen ayıp.
Terör sandığınız aslen araç.
Mücadele sandığınız aslen tuzak.
Tehdit sandığınız aslen teşvik.
Hukuk sandığınız aslen suç.
Anlaşma ve bozuşma sandığınız aslen plan.
Lider sandığınız aslen kukla.
Devlet sandığınız aslen kapan.
Çünkü savaş sandığınız şey savaş değil bir uzlaşma.

Dünya liderleri ve ülkeleri ve politikacıları ve hukukçuları ve halkları her konuda uzlaşıyorlar.
Köpürdükçe köpüren silah ekonomisine tepkisizler.
Herkesin akıllı, cinayetin hangi koşullarda yasal sayılabileceğini belirleyen savaş hukukuna yatıyor.
Herkesin vicdanı bu hukukun karanlığında şekillenen savaş ahlakını kaldırıyor.
Sınırların varlığını ve bedelini sorgulamak kimsenin işine gelmiyor.
Ordusuz bir devlet hayali kurmak kimsenin aklına yatmıyor.
Herkes, askerliği, şehitliği, gaziliği elbirliğiyle kutsuyor.

Ölüleri bayraklara sarıp törenle gömmek ve esirler ve mülteciler üzerinden siyasi diller üretmek kimsenin tüylerini diken diken etmiyor.
Zincirleme savaşlara yükselen alkış seslerinden utanan yok.
Hep birlikte olasılıkları ardı ardına sıralıyorlar, tehditleri terazilerde tartıyorlar ve kahramanlık ve kalleşlik ve birlik ve beraberlik ve düşmanlık ve dostluk masalları uyduruyorlar.
Bu arada insanlar ölüyor, onlar yaşıyorlar.
Bu arada insanlar göçüyor, onlar kalıyorlar. Bu arada insanlar insanlıktan çıkıyor, onlar bunu kanıksıyorlar.

Dünya tarihine bir savaş daha, bir savaş daha, bir savaş daha ve bin ayıp daha ekleniyor, hep birlikte katlanıyorlar.

***

Doğrularınız ve yanlışlarınızla...
Bildikleriniz ve bilmediklerinizle...
Anladıklarınız ve anlamadıklarınızla...
İnandıklarınız ve inanmadıklarınızla...
İstedikleriniz ve istemediklerinizle...
Korkularınızla, heveslerinizle varlığını aksamadan sürdüren şu düzende...
Cesetleri kıyılara vuran çocuklardan, savaşlarda ölecek çocuklar doğuran kadınlardan, savaş alanlarında alnından, kalbinden, kolundan, bacağından vurulan delikanlılardan ve onları vuran diğer delikanlılardan...
Üzerinize sıçrayan o görünmez, kokmaz, bulaşmaz oluk oluk kandan...
Devletten bireye topyekûn sorumlu olduğunuzu hissettiğiniz...
Ve tüm savaşlara koşulsuz karşı çıktığınız an;
Neyin ne olduğunu tam olarak anlayacaksınız ve kendinizden utanacaksınız.
Çünkü savaş çıkmaz, çıkarılır ve insan savaşmaz, savaştırılır.