Köşe Yazısı

A+ A-

Fuat Avni’den Al(ma) Haberi…

Paylaş
instela'da paylaş
15 Aralık 2014 Pazartesi

Tayyip Erdoğan komutasındaki yargı ordusu, dün sabahtan itibaren “medya”ya nihayet açıktan ve harbiden çullandı. Bilerek “Cemaat medyasına” filan demedim; “medya” dedim. Üstüne çullanılıp saldırılan medya çünkü.
Dün sabah TV ekranlarındaki, internet haber sitelerindeki “günün haberi” ile karşılaşanlar sanırım pek şaşırmadı.
Şaşırmadık; çünkü günler öncesinden haberimiz vardı.
Peki, kimden aldık haberi?
Fuat Avni nam zattan.
Adam tarih verdi mi? Verdi.
Hem de tam isabetle. 14 Aralık’tan 25 Aralık’a kadar, dedi. Dün 14 Aralık’tı.
Adam gözaltına alınacakların listesini verdi mi?
Verdi. Yine tam isabetle.
Karşılaştırın iki listeyi. Dün gözaltına alınanların hepsinin adı Fuat Avni listesinde de yer alıyordu.
Peki, kim bu Fuat Avni?
Bilmiyoruz. Bilinmiyor. Gizli.
Kara da olsa ünlü istihbarat örgütünün bile bilmediğini, bulup çıkaramadığını biz nerden ve nasıl bilelim?
Kendisi Başbakanlık danışmanları arasından biri olduğunu ileri sürüyor. Doğru mu? Kim bilebilir? AKP’liler “Bir kişi değil, birkaç kişi bunlar. Aralarında cemaat bağı olan birkaç kişi” diyorlar. Önde gelen bir AKP’linin zembereği boşandı; tuttu “Fuat Avni aslında bir konsorsiyum” deyiverdi.
Peki ortalığı, hele hele medya dünyasını toz dumanın kapladığı şu günlerde (yani saatlerde) önceden verilen ve doğru çıkan haberin kaynağının Fuat Avni olması önemli mi, anlamlı mı?
Hem de nasıl!..

***

Mesleğimizin altın kuralı: Haberi bir, mümkünse iki ayrı kaynaktan doğrulatmadan sakın yayımlama.
Peki, haydi gelin de Fuat Avni’nin haberini kaynağından doğrulatın bakalım?
Öyleyse kullanma” mı diyeceksiniz?
Demeyin. Adamın bugüne kadar verdiği haberlerin hemen hemen tümü doğru çıktı. Onun haberlerini Twitter kullanmayan binlerce, on binlerce okura duyurmamak da bir meslek ayıbı, hatta suçu.
Kestirmeden söyleyeceğim: Fuat Avni haberciliği yaşadığımız dönemin aynasıdır. (“Dönem” yerine “AKP iktidarının gemi azıya aldığı son yedi yıl” da diyebilirsiniz).
Evet, yaşadığımız dönemin aynası, bire bir yansısıdır ve demokrasinin reddinin pek anlamlı bir kanıtıdır. Demokrasinin tanımlarından biri de onun açık rejim olduğunu söyler. Açık, yani şeffaf.
Demokrasi, kararların kamuoyundan gizli, kapalı kapılar ardında alınmadığı; parlamentonun “el kaldır-el indir” rezaletinin sahnesine dönüştürülmediği; yargıç odalarında bilinen ama kanıtlanamayan hukuk dışı ilişkilerin kol gezmediği ve… Ve haberlerin Fuat Avni’lerden alınmadığı bir rejimdir.
O yüzden Fuat Avni, AKP’nin yarattığı rejimin (ona “Yeni Türkiye” diyenler de var) bire bir aynasıdır.

***

Şimdi Zaman’la dayanışma zamanıdır. “Oh olsun Fetoculara… Yesinler birbirlerini… Ama onlar da Balyoz, Ergenekon gibi davalarda hukukun değil intikamcılığın sesi olmamışlar mıydı” deyip yurttaşın demokrasiyi “amasız, fakatsız, lakinsizsavunma ödevinden yan çizmeye, kaytarmaya hakkımız yok.
Çoğunuzun bildiğini biliyorum. Ama rahip Martin Niemöller’in 75 yıl önce bizlere seslendiği o unutulmaz cümleleri bir kez daha aktarma günü olduğuna inanıyorum:
Alman rahip Martin Niemöller konuşuyor:
“Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim.
Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.
Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.
Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”