Köşe Yazısı

A+ A-

AKP Çıkmazı...

Paylaş
instela'da paylaş
17 Aralık 2014 Çarşamba

Bir iktidarın gelir gelmez yaptığı ilk icraat, onun kimliğini de ortaya koyar. 3 Kasım 2002’de işbaşına gelen AKP hükümetinin ilk işi, nereden buldun yasasını rafa kaldırmak olmuştu.
Ardından da Kamu İhale Yasası’nın kuşa çevrilmesi geldi.
Her iki değişiklik de en hafif anlatımla, hükümet ve çevresinin akçeli konularda rahat hareket etmesini sağlayacak yöndeydi. AKP bu tutumunu giderek derinleştirdi, denetim mekanizmalarının tümüyle ortadan kaldırıldığı bir sınırsız icraat ortamı yarattı.
Frensiz bir araç düşünün; işte AKP ekonomi-den siyasete, hukuktan eğitime her alanda tam bir denetimsizlik ruhuyla gidiyor.
Bu anlamda bütçe de havada uçuşan rakamlardan ibaret. Devletin en üst denetim organı olan Sayıştay’ın “yeterli bilgiye ulaşamadığımız için rapor veremiyoruz” raporları verdiği kurumların 2015 bütçesi “kaldır parmak, indir parmak; maksat Hazine’den pay koparmak” mantığıyla geçiyor.

***

17-25 Aralık süreci yukarıda özetlemeye çalıştığımız tablonun bir sonucudur. Olay sadece 4 bakanın yolsuzluğa bulaşması değildir. AKP ruhunun ortaya çıkması, bir yürütme anlayışının tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmesidir.
17 Aralık’ta başlayan yolsuzluk operasyonuna sert bir karşılık veren AKP, en iyi savunma saldırıdır ilkesini benimseyip operasyonu yöneten, katılan polis, savcı, hâkim kim varsa darmadağın etti. Tam 1 yıl sonra da uzun süredir konuşulan medya ayağına yöneldi. Sürmekte olan operasyonun özeti bu.
AKP, “17 Aralık bana yönelik bir darbedir” dedi ve son bir yıllık çizgisini buna oturttu. Olaya böyle baktığı için operasyonlar sonrası haklarında komisyon kurulan 4 eski bakanın arkasında durdu ama altlarından koltuklarını aldı.
Bu komisyon çalışmalarının sonunda AKP’nin tutumu ne olacak?
3 seçenek görünüyor...
Eski bakanların tümünün arkasında durup “kelle vermem” demek...
Hiçbirine sahip çıkmayıp “Yüce Divan’da aklansınlar” demek...
Sembolik olarak bir ya da iki eski bakanın yargılanmasının önünü açıp hem darbe iddiasını diri tutmak hem de “biz yolsuzlukları savunmayız” mesajı vermek...

***

Bu kararların her birinin ciddi sonuçları var.
Tümünün arkasında durursa onları seçim sürecinde de taşıması gerekecek. Muhalefet buradan yüklenecek.
Hiçbirine sahip çıkmazsa her şeyden önce 14 Aralık’ta başlayan operasyon havada kalacak. Zira, 14 Aralık operasyonun temel nedeni, hükümeti devirmek için, olmayan yolsuzlukların gerekçe gösterilmesiydi... Bu durumda hükümetin cemaate yönelik tüm tezleri çökmüş olacak.
AKP’nin ciddi olarak tartıştığı yöntem ise üçüncü şık...
Parti içinde, “Biz eski bakanları sırtımıza alarak seçime gidersek yara alırız. Toplum vicdanını rahatlatacak bir görüntü şart” diyenlerin sayısı hayli fazla. Komisyonun AKP’li üyelerinin eski bakanlara yönelttikleri sorular da bunun bir yansıması.
Halen Türkiye gündeminde baskın yer tutan haberlerin yanında AKP’nin içi de rahat görünmüyor. Bu konularda adı konmamış bir yayın yasağı olduğu için sızan haberler de haber değeri taşımıyor.
Havanın en karanlık olduğu an, günün ağarmasına en yakın andır.
Operasyonu yapanlarla buna hedef olanların birlikte çökerttiği katmerli karanlığı aşmanın başlıca zemini; duygulardan arınıp hukuku, adaleti her şeyin önünde tutmaktır. Bir de en az Türkiye’yi altlarına alıp devletin tepesinde kavga eden ikili kadar cesur, kararlı ve örgütlü olmaktır.