Ekonomi’de ‘emir-komuta’ zinciri!

08 Kasım 2019 Cuma

Cak Cukçu Damat Paşa, pazartesi günü “enflasyonun düştüğünü” söyledi. Ertesi günü Kayınpeder de, damattan kopya çekerek AKP grup toplantısında, aynı sözleri tekrarladı. Gelin görün ki, dolar o gün 5.72 TL’den 5.76 TL’ye çıktı!

 Doların değeri artarsa dışsatım artar, dışalım azalır. Tam tersine, ekim ayında dışsatım yüzde 1.5 düştü, dışalım yüzde 11 arttı. Bu gelişme, dış ticaret açığının artmasına yol açar. Nitekim açık 1 milyar 843 milyon dolar oldu.

Dünya Bankası Ankara Temsilciliği, “Türkiye Ekonomik İzleme Raporu’nu (TEM) yayımladı. Rapora göre:

“Türkiye zorlu bir ekonomik dönemden çıktı ancak reel sektör bu zorlu dönemin etkilerini hissetmeyi sürdürüyor. Son 12 ay içerisinde, daralan cari dengesizlikler, bankaların azalan dış borçları ve küresel parasal genişleme dışsal tehlikelerin azaltılmasına yardımcı oldu.

Ancak, yatırımların azalması, fiyatların yüksek seviyelerde olması ve işsizliğin artması gibi zorluklar sürüyor. Bu faktörlerin hanehalklarını olumsuz etkilemesi sonucunda yoksulluğun 2019 yılında artabileceği, sonrasında ise tahmin döneminde kademeli olarak düşeceği öngörülmektedir.”

Bankanın Türkiye Temsilcisi Auguste Kouame şu açıklamayı yaptı:

“Düşük gelirli işçilerin çoğu istihdamda en fazla daralmanın yaşandığı inşaat ve tarım sektörlerinde çalıştığından dolayı, yoksul hanehalkları bu durumdan en fazla etkilenen kesim olmuştur. İşsizliğin uzun vadeli etkisi, işsizlikle başa çıkabilme mekanizmaları daha sınırlı olduğundan dolayı en yoksul hanehalkları için daha fazladır.”

TEM, 2019’da “gayri safi yurtiçi hasılada (GSYH)” 2018’e göre bir değişiklik öngörmüyor, 2020 ve 2021 yıllarında “gayri safi milli hasılanın (GSMH)” sırasıyla yüzde 3 ve yüzde 4 artacağını tahmin etmektedir.

 Banka, ayrıca Türkiye’nin piyasa baskılarını azaltmak için dış tamponları güçlendirmesi gerektiğini vurgulyor.             

 Bankanın Türkiye Temsilciliği Program Sorumlusu Habib Rab’ın gözlemleri ise şöyle:

 “TEM Türkiye’de ekonomik toparlanmanın sürdürülmesine yardımcı olabilecek kısa vadeli politika seçeneklerini incelemektedir. Bunlar arasında şirketlerin borç yüklerini azaltma süreçlerini desteklemeye, bankacılık sektöründeki sıkıntılı varlıkları ele almaya ve talebi desteklemek için mali hareket alanını etkili bir şekilde kullanmaya yönelik önlemler yer almaktadır.”

 “Uluslararası Para Fonu’nun (UPF-IMF)” Avrupa raporunda Türkiye’deki durum hakkında ise “Enflasyonda son dönemde yavaşlama olsa da halen resmi hedefin çok üzerinde bulunuluyor” deniliyor.

Kış geliyor! Soğuklar başlayacak... O halde sıkı giyinmeliyiz… Sen misin sıkı giyinecek? Ekim ayının giyim şampiyonu olan erkek kazağında artış yüzde 43.70 oldu, onu yüzde 40.46 ile çocuk kazağı izledi...

“Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ekimde yüzde 9.26’dan 8.55’e geriledi.

Enflasyon, 2019 yılı ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8.55 arttı.

 Gıda fiyatları, eksiden artıya geçti, yüzde 23.22 ile başı çeken salata oldu. En çok artış yüzde 43.60 ile alkollü içkilerde...

TÜFE’de, bir önceki yılın aynı ayına göre sağlık yüzde 14.24, eğitim yüzde 14.20, lokanta ve oteller yüzde 13.71 ve çeşitli mal ve hizmetler yüzde 13.43 ile artışın yüksek olduğu öteki harcama gruplarıdır.

Tek hanede kalan enflasyonun, kasım ve aralık ayında tekrar çift haneye çıkması bekleniyor.

Damat Paşa, Merkez Bankası’na faiz indirterek, bankaların piyasaya daha düşük maliyetle kredi pompalamasını sağlamaya çalışıyor. Böylece ekonominin çarklarının dönmesini ve istihdamın artmasını amaçlıyor. Ancak özel bankalardan henüz beklenen yanıt gelmedi.

“Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, sorunlu kredi miktarı, son bir yılda yüzde 54 artışla 86 milyar TL’den 132 milyar TL’ye çıktı.

Faizlerde yaşanan geri çekilmeye karşın yine de kredi istemi henüz istenen düzeyde artmış değil.

Salata ürünleri...

BDDK verilerine göre, krediler eylül ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2.1 oranında azalırken, KOBİ’lere kullandırılan krediler de aynı tarihlere göre yüzde 8.5 oranında düştü.

Yine aynı tarihlere göre, sorunlu kredilerin oranı yüzde 3.2 iken, bu yıl yüzde 5’e yükseldi. KOBİ kredilerinde ise bu oran yaklaşık 2 kat artışla yüzde 5.5’ten yüzde 9.2’ye çıktı.

Piri Reis Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Profesörü Kaya Ardıç,  Almanya’nın Sesi Radyosu’na şu değerlendirmeyi yaptı:

“Özel bankaların mevcut faiz düzeyinde işlem yapmaları hiç de kolay değil. Kamu bankalarında şu anda TL mevduata verilen net faizlerin yıllık enflasyon hedefinin altına düştü. Bir başka deyişle ‘negatif faiz’ noktasına gelindi.

Kamu bankaları sıkıntıya girdiğinde Hazine’ye ‘görev zararı’ yazma şansına sahipler. Ancak özel bankalar zarara girdiklerinde batarlar. Özel bankaların takipteki alacakları arttıkça tehlike de yükseliyor. Bu nedenle uygulanan piyasa faizlerine tehlike primleri de ekleniyor. Bu nedenle şirketlerin özel bankalardan kredi konusunda şikâyetçi olmaları, bu dönemde normal bir gelişme...

Bu da bize şunu gösteriyor: Faiz oranları emir-komuta zinciriyle düşürülemiyor! Düşürülürse işte bu tür sıkıntılar baş gösteriyor. Faizi bu yöntemlerle aşağıda tutmak sürdürülebilir değil!”