Kullanılabilirliği kalmayana ya darbe ya da infaz..

08 Kasım 2019 Cuma

Üzerimize düşürülen ateşlerin, sıcak gündemin yakıcılığında en çok Amerika, AB ülkeleri, cılız sesli BM, Rusya, dünya merkezlerinden gelen, izlemek, anlamlarını kavrayabilmekte bile zorlandığımız, üst üste gelen ekonomik, sosyal, siyasal baskı içerikli kararları, akıl süzgeciden geçirmek, çıkış yolu arama çırpınışlarındaki keskin virajda..

İletişim teknolojisinin hızlı çarklarında gündeme düşen her haber, yeni çatışmacı tartışmaların odağında, akıl, mantıkla okunası olanaksız zıt amaçlar, çıkarlar adına kullanıma sokuluyor.. Akıl, mantıkla, en deneyimli, yapıcı yorumculardan, bilgi kirliliği içinde yaşanan karmaşadan kurtulabileceğimiz, uzun dönemli gerçekçi sonuçlar için en akılcı adımların neler olabileceğini kavramaya çabalarken elbette kimi uzun sürekli sonuçlar analizlerine gereksinimlerimiz var..

Hani biz Cumhuriyet gazetesi habercileri, yorumcuları olarak, Suriye tuzakları, bataklığından ülkemizin kurtarılması adına önceliklerimizi öngörmek çabasında, bir adım ötesi zorunluluğunda, yapılan en ilkeli uzman değerlendirmelerinden sonuçlar çıkarma, kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunda, aydınlanmacılar cephesinin ortak paydalarını sizlerle de paylaşmak istiyoruz ya..

Başkan Erdoğan’ın Amerika yolculuğu üzerinden yapılan tartışmaların birinci ayağındaki sonuçların ortak paydası; yakın tarihin emperyal projeleri üzerinden sorgulamalarını 5 Kasım günlü yazı başlığıma “Suriye de, Libya, Afganistan olsun mu?” olarak taşımıştım. Çok çıplak sorgulanamaz gerçeklik, emperyal çıkarların işleyişinde, Amerika öncülüğünde, AB ülkeleri suç ortaklığında, elbette tüm emperyal diğer güç merkezlerinin katkılarıyla da.. Yakın tarihin sıcak yaşanmışlıklarında, bölge halklarını, ülke vatandaşlarını, kültürler, dinler, mezhepler, ari örnek olmasa da ırklar kimlikli birbirlerine kırdırma, iç savaşlar bataklığına sürükleme planlarının kaçınılmaz sonucu olarak dibe vurdurulmamış ülke kalmamıştı. Türkiye’nin siyasi erkinin de yadsınamayacak suç ortaklıkları vardı.

Emperyal tuzakların bir diğer ayağında ise elbette, ülkelerin sivil siyasi erkleri ile, seçim sandıkları dengelerinde kurulmuş ittifaklarında.. Türkiye’ye dönük ta en başından laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu sindirememek, kurtuluş, kuruluş savaşımları, Atatürk devirmciliğinin, ulusal Kurutuluş Savaşı destanımızın dünya ülkelerine rol model oluşturmaması saplantısı söz konusuydu ya..Emperyalizmin ideolojik saplantısı, takıntısında, yandaş sağdan, siyasal İslamcılığa yatkın partiler, liderlerle ittifaklar oluşturulması öncelik alıyordu ya..

Kullanılabilirliği kalmayan siyasi erklerin darbelerle gönderilmesi öncelik alırken.. Çok yaygın, kolaycı kullanım aracı terör örgütleri ittifaklarında, elleri ile kurdurulan terör örgütlerinin yıllar içinde güçlenmeleri, terörün yapılanmasının kaçınılmaz sonucu olarak sınır tanımaz şiddettin, hele de en ilkel şeriat, ırkçılık yorumları içinde kanlı suçlar, cinayetlerin patlamasında denetlenemeyen terör örgütlerinin liderlerinin operasyonlarla öldürülmeleri de kaçınılmaz oluyordu.

Amerika’nın güncel siyasetinde, üstelik seçim kampanyasına dönük olarak, son Taliban liderinin öldürülmesinin övünç kaynağı olması ne sürpriz ne de şaşırtıcı. Haberleştirmelerde kaçınılmaz gemişten günümüze Amerika başta emperyal çıkarlar adına dünyanın her köşesinde kurdurulmuş terör örgütlerinin listeleri ile birlikte, terörün en kanlanmış icraatlarının ardından, kendi suçlarını kendi kamuoylarına dönük örtbas etme adına, en ucuz yol olarak lider operasyonlarının reklamlarını yapmak kaçınılmaz oluyor.

Erdoğan Liderliği, çok doğal olarak bu gerçeklikten yola çıkarak, Türkiye’ye dönük 15 Temmuz darbesi suçlusu olarak FETÖ ile hesaplaşmayı da kanıtları ile gündeme getiriyor. Elbette Türkiye’de işlenmiş kanlı Suudi gazeteci cinayetini belgeleri ile sunarak, Türkiye’ye dönük ağır yaptırımı olan, insan hakları gerekçeli kararlara isyan etme mantığını yürütüyor. Beklenen evrensel standartlar üzerinden yanıtların gelmesi ise söz konusu olamıyor.

Nedeni aslında çok basit, açık ve yalın..FETÖ’cü kimliği ılımlı İslam Amerikan projesi olarak, Amerikan bütçesinden paylarla, sermaye adına Soros simgeli demokrasi projelerinin yandaşı örgütlenme. Evangelizmin İslamcı karşılığı çok para harcanmış bu projeden işlevi, yararlanılması bitirilmeden vazgeçilir mi?