Barış Terkoğlu

Laiklik, din işleriyle kanalizasyon işlerini ayırmaktır

14 Kasım 2019 Perşembe

Baştan söyleyeyim. Bu yazıdan kötü kokular geliyor. Hem de sifon çekildikten sonra görmek istemediğimiz türden.

Ben de devrik Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in dün sabahki mesajıyla fark ettim. Ünlü yandaş trollerden birinin ortaya çıkardığı fotoğrafı paylaştı. Cumhurbaşkanı’nın 10 Kasım’daki “harf devrimiyle adeta her şey sıfırlandı” sözlerinin ardından geldi. İSKİ’nin kanalizasyonlara taktığı rögar kapağındaki yazıyı silmeye çalışan ak sakallı, şalvarlı, takkeli bir adam görünüyordu. Hem adamın hem trolün hem de Gökçek’in şikâyeti aynıydı: CHP’li belediye kanalizasyon kapağına görünür şekilde Allah’ın Arap harfleriyle yazılmış halini koymuştu. Gökçek açıklamasında daha da ileri gitti: “İmamoğlu bu şerefsizliği kim yapmış ve yaptırmış? Derhal yapanı ve yaptıranı bul ve işten at. Aksi takdirde düzeltmezsen bu işin siyasi faturası sana çıkar. Demedi deme. Bu işin takipçisiyiz.

6-7 Eylül olaylarını, Çorum, Maraş ve Sivas katliamlarını böyle provokasyonlarla tecrübe ettiğimiz unutuldu mu? Ülkenin başkentini 23 yıl yöneten başkanın mesajı kısa sürede yayıldı. Kimilerinde öfke patlamalarına neden oldu.


YILLARDIR BİTMEYEN KANALİZASYON TARTIŞMASI

Merak ettim. İstanbul Belediyesi’ni aradım. Fotoğrafta görülen kapağın kendi dönemlerinde hatta son yıllarda takılan kapaklardan olmadığını söylüyorlardı. Söylediklerine göre, eskiydi. Kapak da sahiden eski görünüyordu.

Milyonlarca kişinin yaşadığı şehirde, “herhalde birileri fark etmiştir” diye düşündüm.

Tabii ki öyleydi. Meğer biz yıllardır kanalizasyon kapaklarını tartışıyormuşuz. Hem de sadece Allah üzerinden değil. Hatta sadece İstanbul’da bile değil, birçok şehirde.

Mesela 13 yıl önce, 2006’da gazetelere düşen ajans haberi şöyleydi:

Bağcılar’da İSKİ’nin rögar kapaklarında bulunan ve Allah yazısına benzediği iddia edilen işaret, tepkilere neden oldu. İşaretleri incelemek için toplanan vatandaşların sayısı artınca olay yerine polis ekipleri geldi. Kapaklarda bulunan işaretin Allah yazısına benzediği konusunda birleşen vatandaşlar İSKİ, Bağcılar Belediyesi ve Başbakan Erdoğan’dan kapakların değiştirilmesini istedi.” 

Sadece İstanbul değil. Diyarbakır’da meydanlara Şeyh Said’in adını veren HDP de tartışmaya girmişti. HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, 2 yıl önce Meclis’te kürsüye çıkmış, İstanbul’da Suriyeli çocukların “Allah” yazıyor diye rögar kapaklarını öptüklerini iddia etmişti. “Allah isminin yükseklerde olması gerekiyor, başımızın üstünde” diyerek İstanbul’u yöneten AKP’yi eleştirmişti. Meclis’i karıştıran tartışmaya CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise Böyle bir algı varsa cenabı Allah’ın adının yerlerde süründürülmesine de göz yummamak lazım, o kapakların toplatılmasında fayda var” sözleriyle girmişti.

Özetle, üzerinde “Allah” yazdığı iddia edilen kapaklar AKP dönemi belediyesinindi.


MİNARELİ LOGOYA KARŞI KAMPANYA

Yalnız Allah” değil.

Malum, İstanbul Belediyesi’nin logosunda cami silueti var. Logo, belediyeye ait her şeyde olduğu gibi rögarlarda da yer bulunca yine yıllarca tartışıldı.

Akit yazarı Atilla Özdür’ün ta 2003’te “İstanbul’un simgesini teşkil eden cami ve minare motiflerini altından lağım suları geçen mazgal kapaklarına işletip bunları bir de insanların ayakları altına sererek çiğnemelerine koyvermek, Müslümanlığı kabullenmiş insanların dini hislerini tahkir ve tezyif etmek olmuyor mu” satırlarını mı hatırlatalım? Ülkücülerin Ortadoğu gazetesinden Milli Görüş’ün Milli Gazetesi’ne kadar sağ basının çeşitli aralıklarla konuyu gündeme getirmesini mi? İSKİ ve AKP’li belediye başkanları hakkında savcılığa dini değerleri aşağılamadan şikâyetlerde bulunulmuş, ilahiyatçılar ise belediyeyi lanetleyen açıklamalar yapmıştı. Zavallı İSKİ ise 16 yıl önce “şu an on binlerce mazgal var, hepsini bir anda değiştirmenin maliyeti trilyonları bulacak, zamanla amblemsiz kapaklarla değiştireceğizdiyordu. Üstelik bunu da yapıyordu. Bunca yılda bitmemiş olacak ki geçen nisan ayında İmamoğlu değiştirme işleminin hızla tamamlanacağını açıkladı.

LOGOYA TERSTEN BAKINCA

Bu kadar değil.

Allah” yazısına geri dönelim. Gökçek’in paylaştığı fotoğrafa bir daha baktım. İki “lam” bir “h” harfi varmış gibiydi. “Elif” eksikti. Arapça bilenler “Lillah” diye okuyordu. “Allah için” anlamı çıkıyordu.

Peki niyet bu muydu?

AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş, bu harfler yüzünden AKP’li belediyeler “Allah’a saygısızlık”la suçlanınca açıklama yaptı. “Bu kapaklar dökme kapak ve bunları döken firmanın logosu tersten okunduğu zaman Allah lafı gibi görünebiliyor” dedi.

Gerçekten de “Allah” yazıyor denilen ifadeyi ters çevirince “MD” net olarak görülüyordu. Kapağı döken şirketin adının baş harfleriydi.

Ne kadar tuhaf değil mi?

Her yere dini sembolleri sokuşturanlarla, koydukları yerde görünce “burada ne işi var” diyenler aynı kişiler. Kanalizasyon kapağından dinsizlik suçlaması üretenlerle, kendi taktıkları kapağa ters bakıp yıllar sonra büyük oyunu çözenler aynı provokatörler.

Birbirine karıştırıyorlar: Oysa yıllardır savunduğumuz laiklik, bir dini değer olan Allah’ın ya da caminin, örneğin bir kamu hizmeti olan kanalizasyon işlerinden ayrıştırılmasından başka bir şey değildir. Ayırmak; istismardan da, cehaletten de, kışkırtıcılardan da bizi korur.

Yine de anlamadılarsa Atatürk, Meclis kürsüsünde her şeyi “adam olmak demektir” diye özetlemişti.