Bağımsızlığın Mümtaz ismi

16 Kasım 2019 Cumartesi

Üniversitede, Anayasa Hukuku dersini Muammer Aksoy ile birlikte Mümtaz Soysal’dan almış, “100 soruda Anayasa” kitabı ile aydınlanmıştık. Mümtaz Hoca’nın bu kitap yüzünden soruşturmaya uğraması, bozuk bir düzen içinde yaşadığımızın kanıtıydı.

Gazete yazılarındaki köşesinin başlığını, Atatürk’ün bulduğu bir sözden seçen (Açı) Mümtaz Hoca, günceli algılamamız ve değerlendirmemizde bir güneşli yoldu.

Halkçı devletçiliğin ve üretime dayalı planlı kalkınmanın en önemli araçları olan kamu iktisadi teşebbüslerinin, kamusal değerlerin; Turgut Özal’lı yıllardan başlayarak neo-liberal yıkım sürecinde elden çıkarılmasına karşı duruşun önderliğini, Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Prof. Dr. Korkut Boratav başta olmak üzere bir avuç değerli aydın insan ile birlikte Mümtaz Hoca üstlenmişti.

Aralarında, genç yaşta yitirdiğimiz İlter Ertuğrul ve benim de bulunduğum, kendi yetiştirdiği kimi öğrencilerini bu önemli savaşıma kattı. Kamusal değerleri özelleştirme kıyımından kurtarmak amacıyla kurduğu KİGEM (Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi Vakfı), hazırlanan raporlar, açılan davalar, kamuoyuna yapılan bilgilendirmeler eliyle önemli bir işlev gördü. Kamusal kaynakların satışı, özelleştirilmesi, peşkeş çekilmesi konusunda bugün hâlâ toplumda önemli bir duyarlılık varsa eğer, bu, Mümtaz Hoca’nın yılmaz ve akıllı dirençli tutumu sayesindedir.

Mümtaz Hocamız, siyasette de bir tutarlılık simgesi oldu. Meclis’e girdikten sonra bütün değerlerini unutan siyasetçilerin tersine, yönünü ve çizgisini daha büyük bir kararlılıkla sürdürdü. Dışişleri Bakanlığı görevi, bu yönünün bir örneği oldu.

Diplomasinin, hiç kırılmadan, bükülmeden, ödünsüz dik durarak ilkeyle yürütülebileceğini, böyle bir tutarlılıktan ülkenin büyük yararlar sağlayabileceğini gösterdi. Ancak; idarei maslahatçıların, bozuk düzen yardakçıları ile yabancı ülke işbirlikçilerinin Bizans oyunları, Mümtaz Hoca’nın bu alandan “vuruşarak çekilmesi”ne neden oldu. Asıl kaybeden, ulusun ve yurdun çıkarları oldu.

Mümtaz Soysal, bu toprakların yetiştirdiği, ömrünü halkının ve tüm dünyanın ilerlemesine adamış üstün insanlardandır.

Ölümsüzdür...

Özgürlükçü, eşitlikçi soluğu, çok sevdiği gemilerin pruvalarında birer ılık yel olup esecektir.


Sıfır numara kandırmaca

Harf devrimiyle her şey sıfırlanmış...

Türkiye sıfırı tüketmiş, konuştuğu şeye bak...

Osmanlı’yı istiyor, özlüyor. Çünkü, Osmanlı’da toplumun yüzde 90’dan fazlası kör cahil.

Öyle olalım ki, saltanatı sürsün, namı yürürsün!

Saltanatı için yakın geçmişte de, Osmanlı millet modeli adına “açılım” diye bir şey uydurulmuştu.

Paket açmış, “X,Q,W’ye özgürlük” getireceği ileri sürülmüştü.

Oysa, Türk alfabesinde olmayan bu harfler için ne anayasada ne de yasalarda bir yasak vardı. Washington,“w” ile, Quebec “q” ile yazılabiliyordu...

Neye özgürlük getiriliyordu o zaman?

Kandırmacaya...


Kemik sızısı

Mersin Milli Eğitim Şube Müdürü Ertuğrul Yıldız’a göre, Atatürk’ü anmak, Tealii İslam Cemiyeti kurucusu İskilipli Atıf’ın kemiklerini sızlatıyormuş.

Sızlatacaktır kuşkusuz...

Kuvayi Milliyeciler için idam fetvası hazırlayanla birlikte olanın, bildiri yayımlayıp “İngilizleri kızdırdınız, üzerimize Yunanları musallat ettiler. Yunanlara zaiyat verdirmek bizim için hayırlı ve menfaatli bir şey olmaz” diyeninkini sızlatmayacak da, kiminkini sızlatacak?