Şiddet dili: Neyi anlatıyor neyi saklıyor?

19 Kasım 2019 Salı

Semiyoloji-Göstergebilim günlük yaşam içindeki tüm iletişim etkinliklerinde kullandığımız, dil dahil, bütün simgeleri, göstergeleri inceler.

Kullanılan dile, sözcüklere, terimlere, kavramlara, mecazlara ek olarak, yüz ifadeleri, el kol hareketleri, trafik işaretleri gibi işaretler, telefonun sesi, ders zili sesi, otomobil kornası gibi sesler yani insana belli mesajlar veren her türlü uyarıcılar, simgeler, göstergebilimin konusudur.

Göstergebilim, bir toplumdaki insanların birbirleriyle olan bürokratik ve duygusal iletişimlerinin niteliğini, anlamlarını anlamamıza yardımcı olur.

Örneğin “Parmak sallamak” insanları tehdit eden, “Ben sana gösteririm” anlamına gelen bir harekettir.

Herkese Parmak sallayan” bir iktidar herkese baskı yapan, herkesi tehdit eden bir iktidardır.

Hermeneutik-Yorumbilim-Anlambilim, bir parçanın (iletinin, mesajın, davranışın) ancak parçası olduğu bütünün ne olduğunun kavranmasıyla anlaşılabileceği ya da bir bütünün ancak tüm parçaları bilindiği ve anlaşıldığı zaman kavranabileceği anlayışına dayalı bir yorumlama ve düşünme yöntemidir.

Bir başka deyişle, parçaları anlamak için bütünü, bütünü anlamak için de parçaları anlamak zorunda olduğumuz ilkesine dayalı bir düşünce yöntemidir.

Bu düşünce yöntemine göre, bir önerinin, bir tavsiyenin bir mesajın tam anlamı, ancak içinde yer aldığı bütünsel ideolojinin bilinmesiyle olanaklıdır.

Bir ideolojinin ne olduğu ise mesajlarıyla ve o ideolojiye dayalı olarak yapılan davranışlarla anlaşılır.

Bu anlamda bir iktidarın gerçek ideolojisi, programında yazandan çok, uygulamadaki haksızlık, hukuksuzluk, yolsuzluk ve baskılarla belirlenir.

Son intiharlara ve yükselen kadın cinayetlerine semiyoloji ve hermeneutik açılardan baktığımızda neler görüyoruz:

Açıkça gördüğümüz gerçek, intiharların ve cinayetlerin arkasında toplumdan kopuşun, bu kopuşa yol açan şiddet dilinin, şiddet kültürünün ve umutsuzluğun yattığıdır.

Herkesin gözleri önünde sürekli olarak haksızlık, hukuksuzluk ve yolsuzluk yapılır, çok küçük bir azınlık zenginleşirken, geniş kitleler yoksullaşırsa, insanların hem adalet duygusu hem de umutları ölür, şiddet eğilimleri artar.

Her an bütün sizin gibi düşünmeyenleri sürekli olarak ihanetle ve terörist olmakla suçlar, hapisle ve mallarına el koymakla tehdit ederseniz, toplumdaki hem adalet duygusunu hem de umutları yok eder, şiddet kültürünü beslersiniz.

İktidarın hem yöneticiler hem yargı organları hem de dalkavuk/yandaş medya aracılığıyla, bütün muhalifleri hedef alan, onları ihanetle, terörizmle suçlayan, düşmanlaştırıcı şiddet dili, umutları körelten, insanları şiddete sürükleyen bir dildir!

Çünkü “dil” insanların düşüncelerini biçimlendiren ve böylece tutum ve davranışlarını da etkileyen bir araçtır!

Bu nedenle, sınır ötesi askeri operasyonlara “Barış Harekâtı” adı verilir.

Kokteyl terör” kavramı o terörü yapan örgütü gölgelemek için bu nedenle icat edilir.

Bu nedenle, Beka sorunu” deyimi, parti iktidarının vazgeçilmez bir zorunluluk olduğunu vurgulamak için seçimler sırasında gündeme getirilir.

Bütün kutsal din ve milliyet değerleri, liderin ve partinin vazgeçilmezliğini ve üstünlüğünü zihinlere kazımak için bu nedenle onlara atfen kullanılır.

İNTİHAR VE CİNAYET, hiçbir sorunu çözmeyen, tam tersine sorunları ağırlaştıran, “şiddet diline teslim olan” bir KAÇIŞTIR.

Şiddete karşı çözüm, sorunları ağırlaştıran ve sonuçsuz olan bir KAÇIŞ YERİNE:

Barışı, adaleti ve demokrasiyi savunarak DİRENMEKTİR!