EET: Emeklilikte Erdoğan’a Takılanlar!

19 Kasım 2019 Salı

Türkiye’nin kanayan yaralarının başında emeklilik geliyor. Bir ülkenin ne kadar sosyal devlet olduğunun başlıca göstergesi emeklilerinin durumudur. Devletin koyduğu kurallara, çıkardığı yasalara göre yıllarca çalışıp prim ödemiş bir kişinin ne zaman emekli olacağını, ne kadar maaş alacağını bilmek en doğal hakkıdır.

Oysa ülkemizde sık ve haksız değişenlerin başında emeklilik maaşları ve kuralları geliyor.

1987’de Turgut Özal kadınlarda 50, erkeklerde 55 yaşında emekliliği getirdi. Demirel, 1991 seçimlerine giderken kadınlarda 20, erkeklerde 25 yıl prim ödemede emeklilik sözü verdi, gelince yaptı. 18 yaşında işe başlama hakkı dikkate alınırsa bu, kadınların 38, erkeklerin 43 yaşında emekli olabilmesini sağlıyordu. 1999’da Ecevit-Yılmaz-Bahçeli hükümeti kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaşında emeklilik yasasını çıkardı.

Her yasa çıktığında, yasanın yürürlüğe giriş tarihinden sonra işe girenler yeni durumdan etkilendi. Buna bir de kimi makamların ayrıcalığı eklenince aynı kurumda çalışıp emeklilik koşulları birbirinden farklı olan 4-5 kesim oluştu.

AKP iktidara geldiğinde başlıca istem bu karmaşanın çözümü, emeklinin ömrünün ikinci baharında huzurlu, bir nebze refaha kavuşmuş bir hayat sürmesiydi.

Milyonlarca kişi 1991’deki yasaya göre çalışma yaşamına girmişti. 1999’da çıkan yasadan yaklaşık 5 milyon kişi etkilenmişti. Onlar kendilerini emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) olarak tanımladılar. Öyle bir haldeler ki, AKP hükümetine göre emekli olamayacak kadar gençler, piyasaya göre kendilerine iş verilmeyecek kadar yaşlılar. Bu arada hasta olmamaları gerekir. Çünkü, sağlık haklarından yoksunlar!

Emekliler, AKP’nin intibak yasasını da çıkarıp maaş farklılıklarını kaldırmasını beklerken 2008’de öncekilerden çok daha farklı bir yasa çıktı. Buna göre emeklilik yaşı, yasanın geçici maddelerine yapılan ekle kadınlarda ve erkeklerde kademeli olarak 65’e çıkarken maaş bağlama oranları da adım adım düşüyordu. 2008’de emekli olan bir kişinin maaşı, çalıştığı dönemde aldığı paranın ortalama yüzde 70’i kadar iken bu oran yıl yıl düşürüldü. Şu anda 3 ayrı emeklilik maaşı hesaplama dilimi var. 2000 yılı öncesi, 2000-2008 arası ve 2008 sonrası...

2008 sonrası maaş bağlama oranı yüzde 28’e kadar düştü. Bu 600-700 lira emekli maaşı demek. 2015 yılında dönemin Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 90 milyar kâr ettiğini söylemişti. Emekli maaşını bu kadar indirirseniz, EYT’yi çözmezseniz tabii eder. Hiç maaş vermeyin daha çok kâr edersiniz!

600-700 lira maaşın anlatılamaz olduğunu AKP de gördüğü için geçen yıl en düşük emekli maaşının bin lira olması benimsendi. Şimdi milyonlarca kişi bin lira ile geçinmeye çalışıyor. 2018’de de söz konusu kâr 160 milyar, tüm sosyal yardımlarsa 55 milyardı. Bunun Türkçesi şu:

Emekliye gerçek hakkını vermeyip bir miktar sosyal yardımla iktidara muhtaç etmek!

Üstelik, “Ben gidersem, bu yardımlar da kesilir” deyip tehdit etmek!

2008 öncesi emekli maaşının alt sınırı şuydu:

Asgari ücretin yüzde 110’u.

Buna göre şu an en düşük emekli maaşının bin değil, iki bin liranın üstünde olması gerekiyordu.

Yasa üstüne yasa kondu, altta kalan emekli oldu.

İşte bütün bunların üstüne Erdoğan hafta sonu EYT için şöyle dedi:

Tutturmuşlar bir EYT, erken emeklilik... Bu hesap kötü, şer, zararlı bir hesaptır. Biz bunu politik hesaplarla yapmayacağız. Beni bu yola asla teşvik etmeyin. Seçimi kaybetsem de yokum!

Araya şu cümleyi de yerleştirdi:

İskandinav ülkeleri bu yüzden battı!

Bu yaklaşımın neresini düzelteceksiniz?

İskandinav ülkelerinde kişi başına düşen gelir 55 bin dolar. Onlara batsa basta rahat batar!

EYT hesabı kötü de 2008 sonrası maaş hesabı iyi mi?

EYT’yi “kötü hesap” deyip geçemezsiniz...

Yukarıda özetlediğimiz tablo, sorunun daha büyük olduğunu gösteriyor:

EET: Emeklilikte Erdoğan’a takılanlar!