Olaylar Ve Görüşler

Cumhuriyetten ‘Yıldız’ kaydı

19 Kasım 2019 Salı

Yazar:Varol Özkoçak

          Emekli Büyükelçi

Bir tiyatro sanatçısı düşünün ki 1950’lerin başından 2010’ların ortalarına kadar Türkiye’nin sanat gündeminde kalmış, birbiri ardından gelen çeşitli kuşakları etkilemiş, tüm bu kuşaklara tiyatro tadını, beğenisini, tiyatro bilgi ve görgüsünü aşılamış, böylece tüm kuşakların derin sevgi ve hayranlığını kazanmıştı. Yalnızca tek kişilik “Ben Anadolu” oyunu onlarca yıl sahnelerden inmemiş hatta gittiği yerlerde çoğu kez kapalı gişe oynamıştı.

Yıldız Kenter “Ben Anadolu”yu Türkiye’de kordiplomatiğe İngilizce olarak oynadığı gibi bunu çeşitli dış ülkelerde de o harika İngilizcesi ve büyük oyunculuğunu birleştirerek sergilemiş, ülkemizin tanıtımına parlak bir katkıda bulunmuştu.

Bu büyük etkinin sebepleri

Onun inanılmaz tiyatro yeteneği, bir sahne yaratığı olarak doğmuş olması ve bunu olağanüstü bir biçimde sergilemesi yanında, çok büyük tiyatro aşkını, tükenmek bilmeyen enerjisini, kendine uyguladığı disiplini, sadeliğini, sevecenliğini ve sevimliliğini, bu nedenlerle insanlarla iletişim kurmadaki kolaylığını, ayrıca dünyada olup bitenleri sürekli olarak merakla ve hevesle izleme güdüsünü, tiyatro konusunda her şeyi okuma, görme ve izleme arzusunun hiçbir zaman tükenmemiş olmasını yalnızca birkaç örnek olarak sayabiliriz.

Kendisi gibi büyük sanatçılar olan kardeşi Müşfik Kenter ve eşi Şükran Güngor ile birlikte kurdukları Kenter Tiyatrosu’na bundan yaklaşık elli yıl önce ilk adımımı attığımda o zamanlar yepyeni ve pırıl pırıl olan tiyatro binasından, içinin Yıldız Kenter’in ince zevkini yansıtan döşeme tarzından olduğu kadar o tiyatroda ilk seyrettiğim oyun olan Çehov’un Üç Kız Kardeş oyunundan da çok etkilenmiştim. Hâlâ anımsıyorum: Oyunu Ali Taygun sahneye koymuştu, üç kız kardeşten birini Yıldız Kenter, ikincisini de Meral Taygun oynuyordu.

Hiç kuşku yoktur ki Yıldız Kenter ülkemizin yetiştirdiği en önemli aydınlardan biriydi. Türkiye’deki her konuya gerekli ilgiyi göstererek düşünür ve gerektiğinde sade fakat kendine özgü bir yorum yapardı. Yıldız Kenter bir Türk aydınının sorumluluğuyla Türk tiyatro yazarlarının yapıtlarını yıllar boyu tiyatrosunun en öncelikli oyunları olarak repertuvarına almış, titizlikle ve özenle sergilenmelerini sağlamıştı.

Onunla her şey daha başka

Yıldız Kenter’de olağanüstü bulduğum şey, onunla konuştuğumda ve onun gözlerine baktığımda dünyanın en temiz, en saf, ama en zeki ve en meraklı çocuklarından birini görmemdi. Bu saf çocukluğu onu, tüm sanatçıları olduğu gibi, bir parça kırılgan, ama hep meraklı ve yaratıcı yapmış, küçük çocuklar çevrelerindeki tılsımlı ve renkli dünyaya nasıl bakıyorlarsa o da tiyatroyu hep büyülü bir dünya olarak görmüş ve bu rengârenk dünyaya her zaman özgün katkılarda bulunmuştu.

Onunla ilgili anılarım saymakla bitmez. Kızı sevgili Leyla ve damadı, değerli meslektaşım emekli Büyükelçi Kenan Tepedelen en yakın arkadaşlarım arasında oldular. Hep birlikte, Şükran Güngor’ün ve Esma Hanım’ın da katıldıkları güzel ve anlamlı sohbetleri, yazları Turgutreis’teki D-Marin  konserlerini paylaştık. 

1989 yılında Londra’da “Royal College of Defence Studies”--İngiliz Kraliyet Savunma Kolejine devam ettiğim dönemde Yıldız Hanım Londra’ya gelerek onunla Londra’daki tiyatro oyunlarını seyretme zevkini bana bahşetmişti. Birlikte emsalsiz bir zaman geçirmiştik. Yıldız Kenter’le her şey başka bir anlam ve önem kazanmıştı. 

Kenya’daki Büyükelçiliğimin ilk aylarında (2003) Dışişleri Bakanlığımızın inisiyatifiyle Yıldız Kenter ve Talat Halman’ın Türk sanatı konusunda yaptıkları İngilizce takdime parlak piyanistimiz Gülsin Onay da bir resitalle eşlik etmiş, Nairobi’de bize ve kordiplomatiğe unutamayacağımız bir sanat akşamı yaşatmışlardı.

Yıldız Kenter’in şahane bir tiyatro sanatçısı olduğu tartışılamaz. Ama o, aynı zamanda, şahane bir insandı, şahane bir arkadaş ve dosttu. Her şeyden önce eli açık, gönlü açık bir insandı. Arkadaş ve dostlarıyla, yakınlarıyla, öğrencileriyle, hatta tanımadığı kimselerle pek çok şeyini paylaşmak, onlarla yakından ilgilenmek, karşılıksız olarak elinde olanı vermek, onun çevresinde sürekli olarak sıcak bir dost ve hayran kitlesi bulunmasını sağlamıştı. O kendisindeki bu doğal, karşılıksız ve koşulsuz sevgisiyle hepimizin yüreğinde taht kurmuş çok ender bir kişilikti.

Onu sahnelerde alkışlayıp özel yaşamındaki sımsıcak dostluğunu yakından hissedenler onu hiçbir zaman unutmayacaklar. Işıklar içinde uyu sevgili Yıldız Kenter.