Mektup ne oldu?

23 Kasım 2019 Cumartesi

ABD Başkanı Trump, Saray’daki AKP’liye gönderdiği mektubunda “Sert adam olma. Aptallık etme” demişti.

Ardından ABD Temsilciler Meclisi’nde bir yasa tasarısı kabul edildi. Türkiye’ye yönelik yaptırımlar içeren yasa tasarısında, Recep Tayyip Erdoğan’ın ve ailesinin (eşi, çocukları, ebeveynleri, kardeşleri dahil) mal varlığı ve gelir kaynaklarının değerine ilişkin bir rapor hazırlanması da yer almıştı.

Saray’daki AKP’li, Trump’ın mektubunu çöpe attığını söyledi. Mal varlığı ile ilgili tasarıya ilişkin bir çıkış yaptığına ise Türk kamuoyu pek tanık olmadı.

Böylesi bir ortamda ABD’ye gitti.

Beyaz Saray’daki görüşmede, Trump’ın kendisine gönderdiği mektubu “geri takdim ettiğini” belirtti.

Peki Trump, Mektubumu geri aldım” dedi mi?

Demedi.

Erdoğan’ın mal varlığı ile ilgili yasa tasarısının geri alındığını söyledi mi?

Söylemedi.

Ama konuşmasında, başka bir şey söyledi:

YPG’nin başı Mazlum Kobani ile de, Erdoğan ile de yakın işbirliği yaptıklarını dile getirdi.

Trump, terör örgütü başı ile Erdoğan’ı aynı kefeye koyuyordu yani.

Bu söz çöpe atıldı mı?

Atıldığına ilişkin bir işaret, bir haber, bir açıklama olmadı.

S-400’ler, F-35’ler, Suriye operasyonu, şu, bu...

Bu konular Beyaz Saray’daki görüşmenin çerezi gibi görünüyor.

Asıl olan, yakayı kaptırış durumudur...

Reisicumhur tavrı


Atatürk’ün yaveri Salih Bozok ve oğlu Cemil S. Bozok’un anıları, Atatürk Vakfı Yayınları tarafından yeniden yayımlandı.

İyi ki yayımlandı da anılar, sahiplerine geri döndü.

Bu köşede yıllar önce yazmıştık:

Can Dündar, daha önce Cumhuriyet gazetesine ait Çağdaş Yayınları tarafından yayımlanmış olan bu anıları birebir, sanki bizzat derlemiş gibi “Yayına Hazırlayan” ifadesiyle bastırmış, hatta, değerli gazeteci büyüğümüz Sami Karaören’in anılarda yaptığı Türkçe sadeleştirmeleri bile kendisine mal etmişti.

İşin o boyutunu geçelim ve konumuza dönelim:

Salih Bozok anılarında söz eder:

Bir İngiliz gazetesi, İngiltere hükümeti tarafından Atatürk’e dizbağı nişanı verileceğini yazar.

Atatürk’ün buna tepkisi şöyle olur:

Özellikle, İspanya Kralı’ndan arta kalan böyle bir nişan Türk Reisicumhuruna verilemez. Verilecek olsa bile Türkiye Reisicumhuru o nişanı kabul edemez.

Şimdi, bugün Atatürk’ü bilinçlerden kazımak isteyenlerin takındığı tutumları bir düşünün...


Bütçeye gel!


Saray’ın bize sunduğu bütçe belli.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun saptamalarından yola çıkarsak:

- Tarım Yasası’na göre, milli gelirin en az yüzde 1’i oranında çiftçiye destek verilmesi zorunlu. Yasa uygulansa, bu rakam 2020’de 48.7 milyar lira olacak. Ama tarımsal destek için Saray yalnızca 22 milyar lira ayırmış. Yani, çiftçiden 26.7 milyar lira kesilmiş.

- Eğitime 2018’de ayrılan pay yüzde 17.66, 2019’da yüzde 16.81 imiş. 2020’de yüzde 16.1’e düşürülüyor. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay da, AKP iktidara geldiğinde yüzde 17.18 imiş, 2020’de yüzde 4.65’e düşecek.

- Sağlık hizmetleri dersen, yeni bütçe ile taşeron şirketlerin insafına bırakılıyor.

Böyle bir bütçe hazırlayan, emeklilikte yaşa takılanların sorunlarını dinler mi?

Dinlemez...

Yüzde 27.1 ile rekora ulaşan genç işsizliğine çare bulabilir mi?

Bulamaz.


Yazarın Son Yazıları

Saray’a Bekçi 8 Şubat 2020
Deprem Algı Operasyonu 1 Şubat 2020
Bunlar gidici 18 Ocak 2020
Cambaza bakmaya devam 4 Ocak 2020
Fıkhi Kurul 21 Aralık 2019
Ormanda Millet Kalmadı 14 Aralık 2019
Sosyal Oligarşi 30 Kasım 2019
Mektup ne oldu? 23 Kasım 2019