Zülal Kalkandelen

Taktiksel oy tutar mı?

01 Aralık 2019 Pazar

İngiltere’de kazan kaynıyor. 12 Aralık’ta erken genel seçim var.


Ülkenin Avrupa Birliği’nden (AB) çıkışının oylandığı Brexit referandumunun üzerinden neredeyse 3.5 yıl geçti ama tartışma bitmedi; karşı olanlar, destekleyenler ve tarafsız görünmeye çalışanlar var.


Nigel Farage’ın lideri olduğu Brexit Partisi, AB ile yapılacak anlaşmaya karşı.


Muhafazakâr Partili Başbakan Boris Johnson, partisinin milletvekili sayısını artırıp Brexit’i AB ile anlaşmasız kolay gerçekleştirmeyi umuyor.


Brexit karşıtı Liberal Demokratlar, AB’den anlaşma olmadan ayrılmayı önlemek istiyor. Diğer partilerle işbirliğine hazırlar ama “bölücü” diye niteledikleri İşçi Partisi Genel Başkanı Jeremy Corbyn’in liderliğini kabul etmiyorlar.


İskoçya Özerk Yönetimi ve İskoç Ulusal Partisi, Brexit’i durdurmak istiyor ve AB’den anlaşma olmadan ayrılmayı felaket olarak görüyor.


İşçi Partisi’nin Brexit formülü ise şu: Son sözü halk söyleyecek ama ilk 3 ay içinde AB ile güvenilir bir anlaşma yapılacak. Bu anlaşma ilk 6 ay içinde halkın onayına sunulacak.


Görüldüğü gibi ortalık toz duman...


Ken Loach’tan çarpıcı bir belge daha


İngiltere’nin son dönemdeki başat sorunu Brexit olarak öne çıkıyor ama ulusal sağlık hizmeti ve göç de çok ciddi sorunlar.


Ken Loach, bugünlerde Türkiye’de de gösterimde olan “Sorry We Missed You” (Özür Dileriz, Size Ulaşamadık) adlı yeni filminde geçinemeyen ailelerin çöküşünü anlatıyor. Bir önceki filmi “I, Daniel Blake”de (Ben Daniel Blake) olduğu gibi, kapitalizmin işçi sınıfını nasıl vahşice ezdiğini aktarıyor.


Güvencesiz çalışmanın ağırlığını,

Karın tokluğuna didinen insanların en basit ihtiyaçlarını bile karşılayamadığını,

Gülmeyi unuttuğunu...

ve bu sömürücü sistem tarafından nasıl birer robot haline getirildiğini gösteriyor.


İngiltere’deki işçi sınıfının içinde bulunduğu trajik koşullara dair çok çarpıcı birer belge bu filmler...


Corbyn niye Brexit’e karşı tarafsız görünüyor?


Böyle bir ortamda İşçi Partisi, Brexit meselesinde kesin bir tavır ortaya koymuyor.


Çünkü gazeteci-yazar Paul Mason’ın söylediği gibi, “İngiltere işçi sınıfı sadece beyaz değil, birçok etnik yapı barındıran, çeşitli vasıflara sahip, çok katmanlı, küreselleşmiş bir işgücü.” (bkz. birartibir.org’da İrem Aksu’nun yaptığı söyleşi)


Partinin tabanında Brexit’e hem taraftar hem de karşı olanlar var. İktidara gelmek için sadece kentli işçi sınıflarını ve gençleri mobilize etmek yetmiyor; Muhafazakâr Parti’ye oy veren kasabalardaki seçmenleri de çekmek gerekiyor.


Bunun sonucu olarak, Corbyn, AB ile yapılacak anlaşmayı referanduma sunarken tarafsız bir yaklaşımı benimseyeceğini söylüyor. Aslında AB’den hazzetmese de diğer seçeneklerin daha kötü olduğunu düşünüyor.


Muhafazakâr Parti’ye karşı ortak cephe


İngiltere’de sol, gelecek seçimi, ırkçılığın yükselişe geçtiği bu dönemde, Muhafazakâr Parti’nin mutlaka yenilgiye uğratılması için hayati bir fırsat olarak görüyor.



Bunun için geliştirilen yöntem ise, taktiksel oy kullanma. Bu amaçla bir internet sitesi oluşturuldu: https://tactical.vote Seçmenler, bu site üzerinden Muhafazakâr Parti’ye karşı bölgelerindeki en güçlü aday konusunda bilgileniyor.


Parlamentonun iki meclisinden biri olan Avam Kamarası’na girecek 650 milletvekili için 650 seçim bölgesi var. Her seçim bölgesinde en fazla oyu alan seçilecek ve tek bir oy fazla alması yetecek.


Bu nedenle Muhafazakâr Parti’nin kaybetmesi için, seçmenlere her bölgede onun karşısındaki en güçlü adaya oy verilmesi çağrısı yapılıyor.


Aslında bu, geçen seçimde Türkiye’de gördüğümüz türden bir ittifak yapısı ama daha geniş olarak sadece Muhafazakâr Parti’yi hedefliyor. Çünkü bu parti kaybederse, kazanan hangi parti olursa olsun, ikinci bir referandum ile Brexit’in önlenmesi için şans olabileceği hesaplanıyor.


Tutar mı bilmiyorum ama İngiltere’de bugünlerde çoğunluk taktiksel oy kullanacağını beyan ediyor.





Yazarın Son Yazıları

Sembolik zulüm olmaz 22 Aralık 2019