Özdemir İnce

AKP’nin trajik marifeti (4)

03 Aralık 2019 Salı

Tek davası ahlak olan Müslüman düşünür Nurettin Topçu, 1965’te, M. Orhan Okaya yazdığı mektubunda adeta çaresizliğini haykırır: ‘Ahlaksızlığın ummanı olan bu Şark’ı yaşadıkça tanıyorum. Yaşanan şekliyle Müslümanlık Şark’ı bitirmiş. Buraya artık ne ilim girer, ne ahlak; ne de Allah uzanır bunlara. Bunların önce her şeyi bırakıp insanlık devrine girmeleri lazım. Mesele tam da bu, ‘insan’ olmadan dindar olunamaz. “Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir” diyen Mehmet Akif de aynı serzenişi yapar tüm Safahatında.

***

Değerli yazar Ayşe Sucu’dan alıntısını yaptığım yukarıdaki satırları Sözcü (15.11.2019) gazetesinde okuyunca  “AKP’nin Trajik Marifeti”nin dördüncüsünü yazmaya karar verdim.

AKP tarzı sözde Müslümanlar, M. Orhan Okay’ı pek tanımazlar ama Nurettin Topçu’nun adını duyunca MHP’lilerle birlikte ayağa fırlarlar.

Başta Araplar ile (başta Türkler olmak üzere) mevalilerin İslamı çürütüp bitirdiği yazılıp söylenir ama (yaşanan şekliyle) Müslümanlığın Doğu’yu bitirdiğini ilk kez okuyorum. Bence Doğu İslamı, İslam da Doğu’yu bitirmiştir.

***

Sorun önce Kuran’ın vahiyle inmediğini söylemeye cesaret edemeyen insanda (halifelikte, ulema, imam ve hoca). Bu kadar da değil, “bilen” kişi, bilmeyen cahilin şerriden çekindiği ve iktidarın iktidarından korktuğu için, kendi düşünce ve eylemini otosansürün mengenesinden kurtaramamıştır.

Bu konuda bir örnek vereceğim: Telos Yayınları’nı yönettiğim sırada, yakın ilişkide bulunduğum Le Seul Yayınevi yeni başladıkları bir dizinin ilk kitabı La Plus Belle Histoire du mondeu, ilgimi çekeceğini düşünerek bana göndermişler ben de Dünyanın En Güzel Öyküsü adıyla ve İsmet Birkan’ın (Berkan değil) şahane çeviriyle yayımlamıştım. Ben yönetimden ayrılınca, dizinin önemini değerlendiremeyen yayınevi diziyi sürdürmedi ama bir büyük yayınevi dizinin yeni kitaplarını yayımlayarak kültür hayatımıza büyük bir katkıda bulundu. Ancak bu yayınevi dizinin son kitaplarından  Özgürlüğün En Güzel Öyküsü’nü (La Plus Belle Histoire de la Liberté, 2009) yayımlamadı. Bunun nedenini çok iyi biliyorum: Abdelwahab Meddebin yazdığı “İslam Toprağında” bölümünden çekindiği ve özellikle de Abû Bakr Razi’den  “Peygamberliğin Reddi” adlı yazıyı yayımlamayı göze alamadılar.

***

İslamiyeti, Hz.Muhammed daha hayattayken bile yozlaştırmaktan çekinmeyen Kureyş kabilesinden soylu yönetici çevresi, onun ölümünden sonra Kuran’a müdahale etmekten çekinmedi ve uydurdukları hurafelerle, cennet/cehennem hikâyeleriyle, fetvalarla  müminlerin gözünü korkuttu, onları cehalete mahkûm etti. Düşünen kafalarla halkın arasına Çin Seddi inşa etliler.

El-Kindi (801-873), Er-Ravendi (ölümü: 913-14), Er-Razi (865-925), Ebu’l âlâ El-Maarri (973-1057), Farabi (874-950), İbn Sina (980-1037) vb. ile Batı’yı aydınlattılar ama kendi evlerini aydınlatamadılar. Ve İslam dünyası 11. yüzyıldan itibaren 1000 yıldır çağının dışında kaldı. Türkler Anadolu’ya geldiklerinde, Osmanoğulları devlet kurduklarında inandıkları İslam, artık tarihin dışına çıkmıştı.

Müslüman ülkelerin ellerinde sadece akıl ve bilim düşmanlığı kalmıştı; bunu da 1000 yıldır tepe tepe kullanıyorlar. Son çare olarak “İslamcılık”ı (İslamizmi) buldular; cinayet işlerken “Allahu Ekber” diye haykırıyorlar.

***

AKP pek yakın zamanda uzaya çıkmaya karar vermiş… Elinin altında Kartal İmam Hatip Okulu olan şanslı iktidar Binbir Gece Masalları’nın uçan halısıyla bunu da 2023’e kadar mutlaka başaracaktır. Yalnız bir ricam var: Mutlaka yap-işlet-devret yöntemiyle ve Katarlı allameyle birlikte yapsınlar.

***

Bir de ABD’den bir örnek aktaracağım: Ünlü talk-showcu Bill Maher, Larry King’in programında şöyle konuşuyordu: “İnsanlar bana öteki tarafla da konuşmak ve onları ikna etmek gerektiğini söylüyorlar. Ben de onlara öteki tarafı siyasal bakımdan ikna etmenin olanaksız olduğunu söylüyorum. Yirmi beş yıllık  televizyon  programcılığı hayatımda, ‘Seni dinledim, çok haklısın, din denen o saçmalığı kafamdan çıkarıp attım’ diyen pek çok insan gördüm ama ‘Ben muhafazakârdım, seni dinledim, şimdi ilericiyim’ diyen tek insan çıkmadı.”

Böyle diyordu. Haklı. İnsanlar dindarken ateist olabilirler, ancak dini bir çıkar kapısı (siyasal ve ekonomik) olarak gören muhafazakârlar çıkarlarını muhafaza etmekten vazgeçmezler. Kendi çıkarları toplumun ve insanlığın çıkarlarından çok daha önemlidir.