Mozart’la yaşama bağlanmak

04 Aralık 2019 Çarşamba

Sabahleyin karanlık bir gökyüzüne mi uyandınız? İçinizdeki yaşam coşkusu yerlerde mi dolaşıyor? Önce pencereyi açıp o gri gökyüzünden içinize bir nefes çekin. Sonra bir Mozart yapıtı bulup dinlemeye koyulun: Flüt kuvartetlerinden herhangi birinin herhangi bir bölümü, 40. Senfoni veya Küçük bir Gece Müziği. Mozart’ın ezgileri hemen aklınızda kalacak, ruhunuzdaki bunalımı hafifletecektir. Onun aynı yapıtını yüzüncü kez de dinleseniz size hâlâ yenilikler sunacaktır. Kısacık ömrüne 600 “opus” (eser) sığdırmış ve hep yaramaz bir çocuk olarak belleklerimize yer etmiştir. Siz Mozart’ı hiç yaşlı bir adam olarak düşünebilir misiniz? Örneğin onu dinlerken Brahms gibi beyaz saçlı, uzun sakallı bir resim gelir mi aklınıza? Hele Milos Forman’ın güzelim filminden sonra!

“Mozart benim babam gibidir” derdi Gürer Aykal. Şimdilerde “Mozart benim peygamberim oldu” diyor. Geçen BİFO konserinde onun 34. Senfoni’sini nasıl inceliklerle yönettiğini anımsarsak, belki Mozart’ın ruhunu da salona getirdiğini söyleyebiliriz.

Yarın, 5 Aralık, Wolfgang Amadeus Mozart’ın ölüm günü. Yoksulluk içinde son nefesini verirken bestelemeye çalıştığı sipariş eser Requim’in o güzelim “Lacrimosa” bölümünü zar zor tamamlarken bu dünyaya veda ettiği gün. Lacrimosa’yı her dinlediğimde sanki onun ölüm-dirim arasında nefes alıp verişlerini duyarım. Orada bile, ölüme merhaba derken yaşam coşkusunu elden bırakmaz. Sonra da sahipsiz bir cenaze ve fakirler mezarlığına gömülmesi içimizi burkar.

1756-1791 arasında, 35 yıllık bir yaşama sahip Mozart. Müzikte Klasik Dönemi taçlandırmış. En şanslı yönü babası Leopold’ün bir Aydınlanma adamı oluşu. Minicik Wolfgang’ı ve ablasını ellerinden tutup bütün Avrupa’da tanıtmak için yolculuklara çıkarması. İşte bu gezilerdir ki Mozart’a derin bir görgü-bilgiyi vermiştir. Teyp, plak, video olmadığı bir dönemde ancak at arabasıyla yapılan yolculuklarda, yalnız saray ve kiliselerde duyduğu müziği aklına kopyalamış ve kendi dehasıyla birleştirip klasik stilin ölmeyen yapıtlarını doğal bir coşkuyla ortaya çıkarmıştır.

J.J. Rousseau’nun “doğaya dönüş” felsefesi, Mozart’ta “insan doğası” olarak yansır. 

Mozart’ın başlıca özelliklerinden biri de bestelerindeki mutlak müzikalitedir. O, sonraki çağın Romantik bestecileri gibi müzikle resim yapmaz. Ne zamanın tarihi olaylarını, ne de kendi iç dünyasının sorunlarını, örneğin parasızlığını ya da aşk acılarını yansıtır. Onun yapıtları “Absolute” (saf) müziktir. Çocuksu coşku ve satır aralarındaki olgun insanın derin düşüncesi birlikte seslenir. Bu özellikleri bir gençlik konçertosunda da ölüm, döşeğindeki Requiem’inde de görebiliriz.

Bugün nice hastanın iyileşme sürecinde onlara Mozart dinletiliyor. Bir zamanlar İsveç’te, doğum sırasında annelere Mozart’ın 21. Piyano Konçertosu’nu dinletmek moda olmuştu. Anneler çok daha büyük bir rahatlıkla doğum yaptıklarını söylüyorlardı. Şimdi yalnız hastalara değil, ameliyathanelerde nice operasyon sırasında hekimlere de Mozart müziği dinletiliyor.

Kendinizi biraz karamsar hissediyorsanız mutlaka Mozart’ın bir yapıtını dinleyin. Satır aralarındaki yaşam sevincini yakalayın. Başka bir dünyaya göç ediverirsiniz. Onun insancıllığı kalbinize giriverecektir. 


Yazarın Son Yazıları

Uğur Mumcu anısına 29 Ocak 2020
Bir zamanlar İstanbul 15 Ocak 2020
Onu sahnede yitirmiştik 25 Aralık 2019
İki Altın Madalya 6 Kasım 2019
Sanat Can Simidimiz 23 Ekim 2019