Olaylar Ve Görüşler

Türk-İş’in 23. genel kurulu

06 Aralık 2019 Cuma

Yazar: Dr.Engin Ünsal

Girne Amerikan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

İşçi hareketimizin en eski ve etkili işçi konfederasyonu olan Türk-İş, 6-7 Aralık tarihlerinde 23. genel kurulunu yapacaktır. Özgür sendikalar demokrasinin vazgeçilemez kurumlarıdır. Türk-İş 1952 yılında kurulmuş ve 1980 öncesinde Seyfi Demirsoy-Halil Tunç ikilisinin döneminde altın yıllarını yaşamıştır. Sendika üyeliği 3 milyon tavanına erişmiş ve siyaseten etkili olan Türk-İş için işçiler, Ankara’da Türk-İş var demeye başlamışlardır. Bu güç 1980 sonrasında erimiş ve sendika özgürlüğü büyük darbe yemiştir. Günümüzde sendikaların eski üye gücü de kalmamıştır. Her ne kadar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 6356 sayılı Yasa gereği 2019 Temmuz ayına ait sendikaların üye sayılarına ait tebliğinde sendikalı işçi sayısını 1.894.170 olarak belirtmekte ise de bu çok yanıltıcı bir sayıdır. Çünkü aynı bakanlık, 2016-2017 yılları arasında kamu ve özelde 32 bin 782 işyerinde imzalanan toplu iş sözleşmelerinin 1.282.525 işçiyi kapsadığını belirtmektedir. Gerçek sendikalı işçi bir sözleşmeden yararlanan ve aidat ödeyen kişidir. Bu sayının 2018 ve 2019 yıllarında daha da azaldığını söyleyebiliriz çünkü ekonomik koşullardan dolayı ülkemizde yoğun işten çıkarmalar yaşanmaktadır. Özetle sendikalarımız güçsüzdür.

24 ilke...

Türk-İş, 1983 yılına kadar tüzüğündeki 24 ilke gereği sosyal sendikacılık yapmış ama 1980 sonrasının siyaset ortamının baskıları nedeni ile 24 ilkeyi tüzüğünden çıkarmıştır. Türk-İş, sendikacılığın temel kuralı olan protesto sendikacılığını tekrar gündemine almalıdır. Türk-İş büyüme yerine küçülmeyi göze alamaz. Kendi bünyesinden sendika ihraç etme politikasını gözden geçirmelidir.

Ülkemizde sendikalar ve Türk-İş sadece ücret sendikacılığı yapmakla yetinmektedir. Toplusözleşme ve grev hakları özgür sendikacılığın temelidir, ama bu temel kapsamlı bir siyasal mücadeleyle desteklenmedikçe işçi hareketi yeterince güçlü olamaz ve işçi sınıfı milli gelirden aldığı payı arttıramaz. Bu nedenle 23. genel kurulda Türk-İş kendisine yeni bir rota çizmeli, 24 ilkesine yeniden tüzüğünde yer vermeli ve parlamenter demokrasinin güçlenmesine katkı sağlamalıdır. 

İşverenler istiyor

İstanbul Ticaret Odası Başkanı (ITO) ve Madeni Eşya İşverenleri Sendikası (MESS) İş Yasası’nın değişmesini istiyor. ITO Başkanı ekonomi dostu bir iş yasası istiyor ve evden çalışma, uzaktan çalışma, esnek çalışma konularının yeniden düzenlenmesini önemsiyor. Buna karşılık MESS deneme süresinin uzatılmasını, belirli süreli sözleşmelerin yaygınlaşmasını istiyor. Bu isteklerin amacı açık: evden çalışmanın, esnek çalışmanın yaygınlaşması ile çalışanların sendikalaşmasını olanaksızlaştırılmak, deneme ve belirli iş sözleşmeleri ile işçinin kıdem tazminatı yok edilmek isteniyor. İşverenlerin istedikleri yeni iş yasası, işçi haklarında işçi sömürüsünü artıracak önlemler. İşçi kıdemden yoksun kalsın, sendikalaşma daha da zorlaştırılsın istiyorlar. Oysa 4857 ve 6356 sayılı yasalar zaten işçilerin ayaklarına prangalar vurmuş durumda. İşçinin ne iş ne de sendika güvencesi var.. İş Yasası’nda ekonomi ve işveren dostu değişiklikler değil tam aksine sendika özgürlüğünü sağlayacak, işçinin çalışma güvencesini pekiştirecek, işçilerin sendika üyesi olmasını kolaylaştıracak işçi dostu değişikliklere ihtiyaç var. Yok edilen işçi ve sendika haklarının yeniden kurulması için bir bildirge hazırlayıp isteklerini ve çalışma yasalarında yapılması gereken değişiklikleri TBMM’de temsil edilen siyasi partilere gönderemedi. Bunun nedeni uyuşukluk, işçi hakları konusunda duyarsızlık ya da unutkanlık mı bilemiyorum ama işçi hareketinin parlamentodan ve tek adam yönetiminden mutlaka bazı istekleri olmalı ve bunlar sınıf adına gerekli yerlere iletilmelidir.

Güçlü demokrasi için güçlü işçi sınıfı gerek

Sendika yöneticilerinin çoğu ayırdında değil ama demokrasinin temel taşlarından biri de güçlü sendikalardır. Hiçbir İslam devletinde sendikacılık yoktur. Ülkemizde kurulmak istenen İslami rejim nedeni ile sendikalar devleti yönetenler tarafından hiç korunmuyor. Bu görev, sendika yöneticilerine düşüyor. İşçi sınıfının örgütlenmesinin ve güçlenmesinin ancak demokrasiye ve işçi sınıfına yararı olacağı açıktır. Türkiye’nin çağ atlamasının sorumluluğu sendikacıların omuzlarındadır.

Umarız, Türk-İş Genel Kurulu, Türk-İş’in yeniden 24 ilkesine dönüşünün yollarını açar. Türkiye’nin üreten, yurtsever, demokrasiye tutkun, sorunlara çözüm yolu bulan bir Türk-İş’e ihtiyacı var. Türk-İş’in de Atatürk ilkelerine bağlı, demokratik, laik ve aydınlık bir geleceğe odaklanmış bir Türkiye’ye ihtiyacı var. Türk-İş Genel Kurulu’nun böyle bir Türkiye’yi arayan Diyojen olmasını diliyoruz. 


Yazarın Son Yazıları

Köktendinci yobaz 25 Ocak 2020
Demokrasi masalları 20 Ocak 2020