CHP’nin kongre sürecine ilişkin bir görüş

08 Aralık 2019 Pazar

Sayın Mine Kırıkkanat,

Yıllardır Kadıköy’de yaşayan, yurttaşlık görevlerini önemseyen, seçme ve seçilme hakkını kullanan bir bireyim. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir üyesi olarak geçmiş yıllarda farklı görevler alarak yaşadığımız kente ve ülkeme faydalı olmaya çalıştım. Belediye Başkanlığı yaptığım beş yıl boyunca insanları süreçlere katmanın gücünü ve önemini her zaman hissettim. Gördük ki beraberliğin gücü katlanarak büyüdü ve yaşamı şekillendirdi. 

Teknolojinin hızla geliştiği, üretimin yeniden tanımlandığı çağımız; büyük değişimlerin ve sorunların yaşandığı bir dönem. Ülkemiz de bu sorunları dünyayla birlikte göğüslüyor. Bu sorunların biricik çözüm merkezi, siyaset. 2018 yılı yolsuzluk endeksinde Türkiye’nin en altlardaki 78. sırada olması siyasetin sorunlara çözüm üretememesinin hem nedeni, hem de sonucu. 

Ülkemizde siyasetin sorunları çözmekten çok, kendisinin soruna dönüşmüş olması kuşkusuz tek başına iktidarın suçu olamaz. Başkanlık sistemiyle başlayan merkezileşme, neredeyse tüm kurumlara yansıdı. Bu merkezileşme akımından CHP de payını aldı. CHP’de değişim isteyen taban günden güne genişlerken, karar verici merkezi kadro gittikçe daraldı. Bu daralmanın sonucu olarak, kongre sürecine girdiğimiz şu günlerde ne yazık ki, ne dünyada yaşanan gelişmeler ne de partinin bu gelişmelere gösterdiği ya da göstermediği refleksler konuşulabiliyor. 

Yerine, “Saray’a kim çıktı” haberi günlerce kamuoyunu meşgul ediyor. Milyonun üzerinde üyesi bulunan Cumhuriyet Halk Partisi iki isim arasına sıkıştırılarak yeni çıkabilecek alternatiflerin de önü kesilmeye çalışılıyor. Bir CHP üyesi olarak, medyanın böyle yapay bir gündeme yoğunlaşarak; zaten tüm karar süreçlerinde üyelerini yok sayan CHP yönetiminin, yine hiçbir konuda özeleştiri yapmadan kongre sürecini atlatmasına zemin hazırladığını düşünüyorum.

Olumsuz süreçlerin olumluya çevrilmesi her zaman mümkündür. Ancak bu değişimi, sistemi kendi varlıklarını korumak üzerine işleten yönetimlerin gerçekleştirmesi mümkün değil. Değişimin gerçekleşebilmesi için insanların kendi düşüncelerini ifade edebilecekleri tartışma ortamlarının yaratılması ve açık tutulması gerekir. Atama yetkileri ile donatılmış, kendi üyesi ile bağını koparmış bir yapının bu tartışma ortamını kendi kendine açma ihtimali yok. Bu sebeple medyanın, kişileri konuşmak yerine bu tartışma ortamının açılmasına katkı sağlaması gerektiğini düşünüyorum.

CHP’nin kongre ve kurultay sürecinde, parti üyelerinin iradesiyle, kuruluş değerleri ile birlikte dünyadaki değişimleri ele alan, yönlendiren, geleceği tasarlayan kadroların ortaya çıkabilmesi, Türkiye’de siyasetin, sorunların çözümündeki rolünü güçlendirecektir. 

Parti politikalarının üyelerin katkılarıyla belirlenmesi, atamaların yerine önseçimlerin gelmesi, kişiler yerine kadroların aktör olması zor değildir. Ancak bu değişim gerçekleştiği zaman siyasette şeffaflık sağlanır, hatalar önlenir, siyasetin ve siyasetçilerin güvenirliği yeninden tesis edilebilir ve üyeler arasında dayanışma sağlanır. Öbür türlü ne dinin siyasallaşması ne adayların belirlenme şekli (Ekmelettin İhsanoğlu adaylığında olduğu gibi) konuşulur, tartışılır ve sorumluluk alınır.  

Değişim, gelecek için hayal kurmakla başlar. Ülkemiz için hayallerimiz varsa bu hayallere erişmek için neler yaptığımıza bakmamız gerekiyor. Hem siyasetçilerin hem de medyanın, içinde bulunduğumuz siyasi atmosferi değiştirmek konusunda sorumluluk alması gerektiğini düşünüyorum. 

Saygı ve sevgilerimle.

Aykurt Nuhoğlu

Kadıköy Belediyesi’ni borçla devralıp, borçsuz devreden Başkan!

Aykurt Nuhoğlu’yla ilk kez, 2014 yılında karşılaştım. Kadıköy vapur iskelesinde biraz mahcup ve tek başına, seçim bildirisi dağıtıyordu. Türkiye’deki politikacılarda hiç alışık olmadığım tevazusu ilk bakışta dikkatimi çekti ve dostluğumuz ilerledikçe, yanılmadığımı anladım. İnşaat mühendisi ve başarılı bir iş insanı olan Nuhoğlu, ideolojik yapısı çok sağlam, idealist bir sosyal demokrattır. 

Kuşkusuz belediye başkanlığı bilançosunun eleştirilecek yanları da vardır. 

Ama Kadıköy, Aykurt Nuhoğlu’nun başkanlığı sırasında halka açık ilk yüzme havuzunu, Türkiye’nin ilk Afet Eğitim Parkı’nı, dünyada en iyi 10 okul arasına seçilen Ekolojik Kreş’ini, ortak çalışma alanı IDEA’yı, Gençlik Sanat Merkezi, Kadıköy Tiyatrosu, Alzheimer Merkezi vb. gibi kamusal alanlar ve pek çok kültür etkinliği kazandı. Daha da şaşırtıcı olan, Nuhoğlu başkanlık görevinden ayrılırken Kadıköy Belediyesi’nin önceki dönemden kalan tüm borçları ödenmiş ve “kamulaştırmasız el atma” dışında kimseye tek kuruş borcu yoktu, kasasında da 350 bin TL civarında parası vardı! 

Kadıköy’ün yine CHP’li yeni Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı da donanımı, halka yakınlığı, kararlılığı ve çalışkanlığı ile göz dolduruyor. Devraldığı bayrağı daha da yükseğe taşıması için kendisine gönülden başarılar dileriz.

Ne de olsa hancı biziz... Belki bir gün Sayın Odabaşı da bu sütuna, imzasını taşıyan güzel işlerle konuk olur, kim bilir?


Yazarın Son Yazıları

Çok mu geç, Valentine? 16 Şubat 2020
Opera’daki hayal 9 Şubat 2020
Deprem 26 Ocak 2020
Sadizmin kollarında 5 Ocak 2020
Yılbaşı sıkıntısı 29 Aralık 2019
Neden susuyorsunuz? 22 Aralık 2019
Cinayet mi, suikast mı? 15 Aralık 2019
Casus kazanı Türkiye 24 Kasım 2019