Şahin Aybek

Hani mesleki eğitim memleket meselesiydi?

09 Aralık 2019 Pazartesi

İşimiz Mesleki Teknik Eğitim, Gücümüz Mesleki Teknik Eğitim


Eğitim Boş, Masa Başı Teorik Eğitimi Değil, İş ve Meslek Eğitimi, Üretim Eğitimi Olmalıdır


Kapsamlı Bir Mesleki Eğitim Reformu Gerçekleştirilmelidir


Hani mesleki eğitim memleket meselesiydi?

En yakınızdaki bir mesleki eğitim okul müdürü ya da

öğretmeniyle konuşun bakalım, size neler anlatacaklar, ülkemizin mesleki eğitimi ve sorunlarıyla

ilgili… Öğrenci profili hangi noktada, derslerde öğrenciye sus konuşma demekten ders işleyebiliyorlar

mı, bu okullardaki suç oranları nedir? Bunun gibi pek çok soru var yanıtlanması gereken. Halk

çocuklarının bir meslek edinmek için gittiği bu okullar gerçekten ne durumda? Bu soruların cevapları

bir başka yazının konusu olmakla beraber, inanın bu sorunları çözmeden bu ülkeyi de milim ileriye

götüremeyiz. Peki, mesleki eğitime dair neler yapabiliriz?

Mesleki teknik eğitim Cumhuriyetimizin ilk günlerinden itibaren Türkiye Eğitim Sisteminin önemli

tartışma konularından biri olmuştur. Nitekim ülkelerin ekonomik kalkınmaları büyük ölçüde mesleki

ve teknik eğitimde yetiştirilmiş insan gücüne bağlıdır. Mesleki teknik eğitim yalnızca bir uzmanlık alanı

değildir, aynı zamanda üretim-birey-toplum ve ekonomi dengesi içinde ele alınması gereken

bütünlüklü bir konudur. Bu nedenle İŞİMİZ GÜCÜMÜZ MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM olmalı diyoruz.

İŞİMİZ MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM, GÜCÜMÜZ MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM. Çünkü bir toplum mesleki

teknik eğitimi işi haline getirirse, bu toplum üretip büyüyüyeceği için bir süre sonra gücünü de

mesleki teknik eğitimden alır. İstedik ki; bilimsel, etkin, kaliteli, kalkınmaya dönük, iş gücü piyasasının

beklentilerini de karşılayan, ilgiyi ve yeteneği merkeze alan, sanatsız da zanaatsız da olmayacağını

ortaya koyan bir mesleki teknik eğitimin nasıl olması gerektiğine dair, bilimsel ve dizgeli olarak şu

önerilerde bulunalım:

Mesleki Ortaöğretim

Meslek eğitim dokuz yıllık (1+8) temel eğitim tamamlandıktan sonra, ortaöğretim aşamasında

başlatılmalıdır. Kapsamlı bir mesleki eğitim reformu gerçekleştirilmelidir. İlköğretimi başarıyla

tamamlayan öğrencilerin, öğretmenlerinin değerlendirmeleri ve ebeveynlerinin onayıyla meslek

liselerine sınavsız girişine olanak tanınmalıdır. Temel Eğitimin 9. ve 10. sınıflarında, bölgesel özellikleri

gözeten, meslek tanıtımını, yetenek ölçümünü ve mesleğe yönlendirmeyi esas alan iki yıllık ‘’Mesleki

Yönlendirme Programı’’ uygulanmalıdır. Öğrencilerin, genel kültür, sosyal bilimler, fen ve matematik

alanlarındaki yetenekleri ve meslek derslerine olan ilgi ve başarıları uzman öğreticiler tarafından

değerlendirmeye alınmalıdır. Öğrenciler, 10. sınıfın sonunda yapılacak bir Genel Değerlendirme

Sınavı’nın sonuçları ve başarı puanlaması esasına göre, İki Yıllık Akademik Liseye veya Meslek

Lisesine yönlendirilmelidir.

Mesleki eğitimde, meslek liseleri ile meslek yüksekokulları arasındaki uyum ve devamlılık esas

alınmalıdır. Meslek liseleri ile yükseköğretim bünyesinde eğitim veren meslek okullarının yönetim

bütünlüğünü sağlamak amacıyla merkezi bir eşgüdüm kurumu oluşturulmalıdır. Mesleki

ortaöğretimden mesleki yükseköğretime geçiş tamamen sınavsız yapılmalıdır.

Akademik veya Mesleki Lise eğitiminin nitelikli ve etkin şekilde verilmesi sağlanmalıdır. İki yıl

süresince yapılacak değerlendirme ve yönlendirmeler sonucu, öğrencilerimizin yaklaşık üçte birinin

üniversitelere, diğerlerinin ise meslek yüksekokullarına yönlendirilmesi hedeflenmelidir.

2 Yıllık Meslek Liseleri


Mesleki teknik eğitim veren liselerin diplomalarının onayı için Ulusal Meslek Standartları Kurumu

kurulmalıdır. Mesleki Teknik Eğitim ile istihdam ilişkisini sağlamak için, ders programları, eğitici ve staj

konularında yol gösterici olmak üzere, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve Sanayi, Ticaret, Esnaf Odaları

temsilcilerinin katılımı ile Danışma Kurulları oluşturulmalıdır. Danışma Kurulları, Üst Kurul ve İl

Mesleki Eğitim Danışma Kurulları olarak yapılandırılmalıdır.

Meslek Lisesi eğitimi gören öğrenciler, teşvik ve destek amacıyla, 2 yıl süre ile tam gün sigorta

kapsamına alınmalı, primleri devlet tarafından ödenmelidir. Özel meslek liselerini de kapsayacak olan

bu özendirici sigorta uygulamasında primlerin yarısı ilgili eğitim kurumunca, diğer yarısı ise devlet

tarafından karşılanmalıdır. Mesleki teknik liselere yerleştirilecek öğrenciler sınavsız olarak iki yıllık

Meslek Yüksek Okullarına geçiş hakkına sahip olmalıdırlar.

Mesleki Eğitim Çalışma Yaşamıyla Birlikte Gelişmelidir

Sanayi kuruluşları ile iş birliği içerisinde, OSB’lerde ve Sanayi Sitelerinde çıraklık merkezi ve yatılı

meslek liseleri kurulmalıdır. Meslek okullarında okuyan gençler tam zamanlı sigortalı statüsüne

yükseltilmelidir. Meslek okullarının bölgelerindeki ekonomiyle bütünleşmiş, esnek bir yapıya sahip

olmalarını sağlanmalıdır. Meslek odaları, sendikalar ve iş dünyasının kendi bölgelerinde faaliyet

gösteren meslek okullarına en üst düzeyde destek olmalarını sağlayacak yeni bir örgütlenme modeli

geliştirilmelidir. Yeni mesleki eğitim sistemi yapılanması; arazi tahsisi, çeşitli vergi muafiyetleri gibi

kolaylıklar yanında, kamu kaynakları aracılığıyla da doğrudan desteklenmelidir. Meslek okullarında

diplomaya yönelik programlar yanında yetişkinleri de kapsayacak daha kısa süreli sertifika

programları ve çeşitli kursların bulunması sağlanmalıdır.

Meslek Yüksekokullarının (MYO) donanım ve kadroları yeterli düzeye getirilerek nitelikleri

geliştirilmelidir. MYO’lar gençler için tercih edilebilir kurumlar haline getirilmelidir. Mesleki ve teknik

eğitim fakülteleri ön lisans programlarının devamı olarak iki yıl eğitim verecek şekilde

kurgulanmalıdır. İki yıllık meslek yüksekokulu mezunlarının, ayrılan kontenjanlar dâhilinde, mesleki ve

teknik eğitim fakültelerindeki lisans programlarına sınavsız olarak dikey geçiş yapabilmeleri

sağlanmalıdır. Mesleki Eğitim Fakülteleri mezunlarının kanunla belirlenecek unvanlarla iş hayatına

atılmaları veya mesleki eğitim için öğretmen yetiştiren tezsiz yüksek lisans programlarına

girebilmeleri sağlanmalıdır.

Mesleki Eğitim Yüksek Enstitüsü

Mesleki eğitimin eşgüdümünden sorumlu bir Mesleki Eğitim Yüksek Enstitüsü (MEYE) kurulmalıdır.

Meslek liseleri, meslek yüksekokulları ve mesleki ve teknik eğitim fakültelerinin yapılandırılması ve

yönetimi MEYE eliyle yürütülmelidir. Mesleki yeterlilik ölçütlerinin belirlenmesinde yetki ve

sorumluluk MEYE’ye verilmelidir. Kuruma yaşam boyu eğitim ve İş-Kur ile iş birliği içerisinde mesleki

sertifikalar verme yetkisi verilmelidir. MEYE’nin merkezi yönetim kurulunda iş ve çalışma dünyasından

gelen üyelerin bulunması sağlanmalıdır. Mesleki yükseköğretim kurumlarında görev alacak öğretim

elemanlarının atama, yükseltme usul ve esaslarının MEYE tarafından düzenlenmesi sağlanmalıdır.

Eğitim Boş, Masa Başı Teorik Eğitimi Değil, İş ve Meslek Eğitimi, Üretim Eğitimi Olmalıdır

Sonuç olarak; mesleki teknik eğitimi önemseyeceksiniz. Eğitim boş, masa başı teorik eğitimi değil, iş

ve meslek eğitimi, üretim eğitimi olmalıdır. Eğitimi bir meslek eğitimi olarak anlamalı ve bu çerçevede

gerçekleştirmeliyiz. Bireysel-sosyal-ekonomik ve ulusal gereksinimler açısından ele alınabilecek

mesleki teknik eğitim, sadece piyasanın değil toplumunda gereksinimlerine uygun olarak, BİLİMSEL-

demokratik-nitelikli-üretken-uluslararası seviyede kabul gören-kendisine ve toplumuna

yabancılaşmamış, ülkemizin gelişmesine ve ilerlemesine liderlik yapabilecek-dayanışma bilinci olan


insanlar yetiştirmelidir. Bu nedenle İŞİMİZ GÜCÜMÜZ MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM olmalı, diyoruz. İŞİMİZ

MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM, GÜCÜMÜZ MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…


Yazarın Son Yazıları