GDS: Genetiği değiştirilmiş siyaset!

10 Aralık 2019 Salı

Özellikle tarımda sık karşımıza çıkan bir kavram var:

Genetiği değiştirilmiş organizmalar!

Kısaltmasıyla GDO.

Tanımı şöyle:

Genetik mühendislerinin çeşitli teknikler kullanarak yaptığı müdahaleleriyle kalıtımsal değişikliğe uğratılan organizmalar.

Kare karpuz, yeşil çilek, deve boyunda dana gibi olağan özellikleri dışında, insan kullanımına daha yoğun sunulan ürünler!

İnternet sitelerinde farklı tarifler var mı diye baktım, bir sitede şu dikkatimi çekti:

Muz kabuğunu soyunca içinden hıyar çıkıyor!

Bilim insanları genlerle oynamanın, doğanın dengesi bakımından ateşle oynamak kadar tehlikeli olduğu görüşünde.

İşte Türkiye’de siyaset de bu hale geldi. Benzetmede hata olmaz, bir bakıma genleri değiştirilmiş siyaset (GDS) ortamındayız.

***

12 Eylül rejimimin getirdiği seçim yasaları barajlarla doluydu. Yüzde 10 ülke barajı, milletvekili sayısına göre bölge barajı... Örneğin bir seçim bölgesinden 4 milletvekili çıkacaksa bölge barajı yüzde 25 idi. Diyelim ki bir parti yüzde 40, öteki üç parti yüzde 20’şer oy aldı, 4 milletvekili de tek partiye gidiyordu. Sonradan bu kalktı. Ama ülke barajı kaldı.

Sağduyulu herkes, yüzde 10 seçim barajı yüksek, bu oran dünyada ortalama yüzde 3-5 derken, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yüzde 10’luk baraj fiilen yüzde 50’ye çekildi.

Erdoğan’ın deyimiyle her şey yüzde 50 artı 1 için. Hal böyle olunca siyasetin de genetiği değişti. Son birkaç seçimin yüzde 49’a 51 olduğu ortamda yüzde 1’e sahip olan maymuncuk, yüzde 2 anahtar, yüzde 3 kapı!

Yüzde 10’u olan, “her şey benim sayemde” diyor, yüzde 15, “tapu bende” diyor...

Neredeyse hiçbir parti “kendisi” değil... 

İnsanın Tarkan sesiyle Tarzan gibi bağırası geliyor:

Başkası olma kendin ol!

GDO’lu ürünlerde bile, değişim o ürünün kendi yapısı içinde. GDS’de ise bülbül ötümlü kanarya, kartal uçuşlu tavşan, incir tadında soğan üretilmeye çalışılıyor. Olabilirliği de ciddi ciddi tartışılıyor.

Böylesi ürünler üretilemezse de çare var!

Zürafaya, “Sen ayı taklidi yap, kimse anlamaz” diyorlar!

*** 

Erdoğan, yeni partilerin tutup tutmayacağı tartışmasına Şehir Üniversitesi’nden girdi. 

Güzelim fabrika kapatılıyor, yeri malum bir vakfa tahsis ediliyor, tahsis bedava tapu devrine dönüyor, o tapuyla Halk Bankası’ndan 417 milyon lira kredi alınıyor...

Bu işlemler yapılırken Erdoğan Cumhurbaşkanı, Davutoğlu Başbakan... Şimdi siyaset masası karışınca Erdoğan, Davutoğlu’nu Halk Bankası’nı dolandırmaya girişmekle suçluyor. 

11. Cumhurbaşkan Abdullah Gül de Erdoğan’ı arayıp “Sen istersin bunu çözersin” diyor! Bunu da Erdoğan açıklıyor...

Halka “kimin haklı olduğunu” tartışmak kalıyor!

Halkımız ne diyor bu tür durumlara:

Hepiniz orandaydınız be!

Davutoğlu, Herkesin mal varlığı araştırılsın” diye hodri meydan çekiyor!

Bir üniversite yeri tahsisinden ve kredisinden bunlar çıkıyorsa önümüzdeki dönem siyaset daha da karışacak demektir.

Aklıma şöyle bir sahne geliyor:

Bir kuzu ortaya çıkacak...

Biri diyecek ki:

Görecekseniz az sonra aslan kesilecek...

Öteki:

Yok yav, bu miyav deyip kendisine yakın duracak birilerini arıyor...

Diğeri:

Arkadaşlar siz görmüyor musunuz bu kişnemeye hazırlanıyor...

İlk konuşan:

Ben aslan dedim ama, bu galiba tavşan, şeyinden anladım...

Belki konuyu biraz fazla mizaha buladık ama...

Siyasetin genleriyle bu kadar oynamayacaktınız!


Yazarın Son Yazıları