Düzenin ‘yabancılaştırılması’ ve Türkiye’nin hali...

10 Aralık 2019 Salı

Elimdeki kitap Prof. İdris Küçükömer’in 1969’da yayımlanan “Düzenin Yabancılaşması”: İdris Hoca’nın “Erol Manisalı kardeşe” 10.4.1969 yazıp bana imzalayarak verdiği, çok konuşulan kitap.

Batıcı-laik akımın yaklaşım ve uygulamalarının yetersizliğini” savunuyor, hatta içerikten yoksun olduğunu. Bu konu akademik olarak çok tartışıldı ve yazılmadık kalmadı. Benim gündeme getirmemin nedeni başka.

Ben asıl AKP iktidarının “düzeni yabancılaştırdığını”, asimetrik bir biçimde İdris Hoca’nın tezine uyduğunu düşünüyorum. Son 15-16 yıldır fiilen yürütülen politikalar 90’lara kadar Türkiye Cumhuriyeti’nde, “bütün yakın geçmişteki olumsuzluklara karşın”, düzenin asıl şimdi kökten yabancılaştığına inanıyorum.

- Devletin (ve kamunun) elindeki iktisadi varlıklar “özelleştirilmiş ve yabancılaştırılmıştır”. Kamunun elinden çıkarmak ve kamulaştırmak, eşzamanlı ve birbirlerini tamamlayan bir biçimde uygulanmıştır.

- Eğitimden kadın-erkek eşitliğinin ortadan kaldırılmasına, sanattan günlük yaşam alışkanlıklarına, “siyasal İslam odaklı bir yaklaşım” söz konusudur.

- Siyasal kurumlar ve rejim değiştirilerek demokrasiden iyice uzaklaşılmıştır.

Bu liste sayfalarca uzatılabilir: ama sadece bu ana başlıklar bile “düzenin yabancılaştığının çok açık ve somut göstergeleridir”.

Ben Batıcılığı ve Batılılığı (Avrupalılığı) siyah ile beyaz kadar ayrı düşünüyorum. Bu köşede çok yazdım, “Batıcılık himayeciliktir”: buna karşılık Avrupalılık (ve Batılılık), katılımcı demokrasi ile özdeştir: ulusalcı ve demokratiktir.

İdris Hoca’nın 1965-1969 yılları arası savunduğu tezden, yaptığım bu farklılık dolayısıyla ayrıldım. Ayrıca Atatürk’ü hiçbir zaman “Batıcı” olarak görmedim: O Avrupa’nın çağdaş uygarlık değerlerini yerel ve ulusal değerlerle dengelemiş bir “sentezcidir”. Aynen bu köşede Ata’ya mal ederek yazdığım, “Tango ve zeybek” makalemde olduğu gibi.

Aydınlanma felsefesinin değerleri yerel kültür ile bütünleştirilmiş ve Cumhuriyetin temelleri Atatürk devrimleri ile atılmıştır.

Değerli dostum Yunanlı profesör Cosmos Megalommatis’in yazdığı gibi: “Klasik uygarlık 20’den fazla Mezopotamya uygarlıklarının bir sentezidir” dediği gibi. (*)

1969’da Kenan Bulutoğlu, Atilla Karaosmanoğlu, Korkut Boratav gibi hocalar Cumhuriyete çok farklı bakıyorlardı. Bu konuları onlarla 1961 Anayasası’na gönül veren bu hocalar olarak, bardağın dolu tarafını da değerlendiriyorduk.

1990-1995 döneminde AB ile gümrük birliğinin kavgasını yaptığım yıllarda akademisyenler ikiye ayrılmıştı: benim 6 Mart 1995 öncesi hazırladığım Gümrük Birliği itirazına imza atanlar çoğunluktaydık. Avrupacılar ile Avrupalı kafada olanlar ayrışmıştık. Aynen “ulusalcı-himayeci farklılaşmasında olduğu gibi”. Ancak “tek yanlı” bağlanmayı savunanlar galip geldi. Ve bugün geldiğimiz noktada, “siyasal İslam üzerinden düzenin yabancılaştırılması sorununu yaşıyoruz”. Trump’ın Ankara’ya bu günlerde yaşadığımız övgüsü bu yüzden değil mi.

- İçerİdeki kamusal ve ulusal ekonomik değerleri yabancılaştırarak içimizi boşalttık.

- Giden dev stratejik tesislerin yerine sırtımıza 5 milyon Suriyeliyi de alarak, düzeni biraz daha yabancılaştırdık.

Hey gidi İdris Hoca hey: çok düzgün ve namuslu insanlar bile düşünce bazında hata yapabilirler. Ama en azından insanlara, “daha başka” şeyleri düşünme yollarını açtıkları için onları bugün de saygıyla anıyoruz...


Ülke Cumhuriyet dönemi ile “çağdaşlaşma ve uygarlaşmaya, Atatürk devrimleri ile açıldı”. Esas “yabancılaşma” (yabancılaştırma), bugün karşı karşıya geldiğimiz temel sorundur.

***

Bu arada, 16 Aralık’ta saat 11.00’de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, “fakültenin entelektüel düşünce dünyasına katkısını” tartışacağız, bilginize sunuyorum. Benimle birlikte Asaf Savaş Akad, Ahmet Sayar, Burak Atamtürk konuşmacı.



(*) Prof.Cosmos Megalommatis, Middle East Business and Banking dergisi, 1988,3_


Yazarın Son Yazıları