Dilencinin bebeği

13 Aralık 2019 Cuma

Polisin bir elinde bezden yapılmış, kundağa sarılmış sahte bir bebek...

Diğer elinde, üzerinde “Açız” yazan bir dosya kâğıdı ...

Karşısında, önüne bakıp belli belirsiz gülümseyen bir kadın.

Polis kundağı açılmış bez bebeği kadına doğru sallıyor. 

“Bu bebek ne? Bu bebek? İnsanları mı kandırıyorsun sen?” diyerek kadını azarlıyor.

Kameralar, önde sahte bez bebek arkada dilenci kadın, fonda polislerin sesi, dilencilere yapılan operasyonun görüntülerini çekiyor.

Kameraların çektiği bu görüntüler haber ajanslarına dağıtılıyor.

Haber, medyaya “Sahte bebekle dileniyordu, kıskıvrak yakalandı” gibi başlıklarla düşüyor.

Ne operasyonu yapan polisin...

Ne operasyona katılan muhabirlerin...

Ne haberi hazırlayanların aklına bu haberi:

“Güzel haber, dilencinin kucağındaki bebek sahte çıktı” diye vermek gelmiyor.

Buna sevinmek sizin de aklınıza gelmiyor. 

Ahlak ve vicdan mekanizmalarınız bambaşka dinamiklerle işliyor.

Haberi, “Sahte bebekle duygu sömürüsü yapan dilenci” olarak veren medyaya öfkelenmiyorsunuz.

Her gün kucağında etten kemikten gerçek bebekler, yanında etten kemikten gerçek çocuklarla dilenen insanların yanından geçip giderken, arada sırada onlara operasyon düzenlemeyi görev bilen polise öfkelenmiyorsunuz.

Dilencilere öfkeleniyorsunuz.

Hem de gerçek değil sahte bir bebekle dilendikleri için.

Ne istiyorsunuz?

O bebeğin gerçek olmasını mı? 

O açlığın gerçek olmasını mı? 

Duygularınızın böyle bir yalanla değil gerçek bir trajediyle sömürülmesini mi?

Vicdanınızın “gerçek” trajedilere nasırlaşıp körleşmesini mi?

Her gün yanından geçip gittiğiniz dilenciler, kucaklarında gerçek bebekler, onları sizin kalbinizin hizasına uzata uzata dileniyorlar...

Siz... 

Hangisinin gerçekten aç olduğunu asla anlayamayacağınız bir hayatı yüklenmenin ahlaki düşüklüğünü hissetmeden, meşrebinize göre, onlara acıyarak ya da onları umursamayarak yanlarından geçip gidiyorsunuz. 

Polis de yanlarından geçip gidiyor.

Devlet de yanlarından geçip gidiyor.

Sahte bir bebekle dilenerek duygu sömürüsü yapan bir dilencinin performansına yükselen kolektif öfkenin ne anlama geldiği üzerine hiç kafa yormadığınız bir hayatın sinsi kötülüğüne razı olan vicdanınız...

Bebeklerle, çocuklarla dilenen insanlar görmeye razı.

O çocukların, adaletsizliğin en masum kurbanı olarak hayatın normalleri içinde büyümesine... başlarına korkunç şeyler gelmesine... hatta ölmesine razı.

Bu durumun haber değeri olmamasına razı.

Sıradanlaşmış bir vahşetin iktidarından nemalanan bu düzenin olağanlığında göz göre göre işlenen çocuk cinayetlerinin pasif seyircisi kalmaya razı.

Ama sahte bebekle sömürülmeye isyankâr!

...

Hani birbirinize devamlı soruyorsunuz ya, bu düzen ne zaman değişecek diye?

Bu düzen...

Siz...

Nasırlaşmış ahlakınızı altüst ettiğiniz gün değişecek.

Siz...

Bir dilencinin kucağındaki bebek gerçek değil, sahte çıktığında, buna polisinizle, medyanızla sevindiğiniz gün değişecek.

Siz...

Değiştiğiniz gün değişecek.


Yazarın Son Yazıları

En az üç çocuk 21 Şubat 2020
Bu ülkenin felaketi 7 Şubat 2020
Bir milyon Suriyeli 5 Şubat 2020
Savaşın cazibesi 10 Ocak 2020
Açlık 8 Ocak 2020