Veysel Ulusoy

Faiz ve yatırım

15 Eylül 2019 Pazar

Siyasetin kamplara ayırma fonksiyonu kendini bu sefer de faiz konusunda gösterdi. Kampın bir tarafında faiz ne olursa olsun düşmeli diyenler, diğer tarafta ise düşük faiz ile oynak enflasyon oranlarının dikkat edilmesi gereken iki tehlikeli faktör olduğunu belirtenler var.

***

Ekonomideki kanıtlar ve uygulamalar siyasetin etkisine tabi kaldığı sürece bu tartışmaların sonu gelmeyecektir. Özünde her kesimin düşük enflasyon ve faizi diğer durumlara tercih ettiği akılcı toplumlarda, siyasetin etkisiyle, bilim adamlarının yorumları ve modellerle değerlendirmeleri bile bir hışma uğrayabilmektedir.

***

Bu yazıda Merkez Bankası son aşırı faiz indirimi kararının tüketici, üretici yani yatırımcı, hükümet gibi ekonomideki aktörleri ne şekilde etkiler sorusunun yanıtını arayacağız. Ama önce söz konusu aktörlere ait verileri inceleyelim isterseniz...
Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH), diğer adıyla ulusal refah göstergesi olan üretim değeri 2018 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 2.9 arttı. Bazı ekonomistler bu verilere biraz da yaptıkları sağlama yöntemi ile kuşkuyla baktı. Özellikle, GSYH’nin bileşenleri ve alt göstergelerinin derinlemesine incelemesi bu duyguyu pekiştiren faktörler olarak karşımıza çıkıyor. İsterseniz basit bir şekilde bunları inceleyerek ekonominin gidişatına dair analiz yapalım ve bunu son faiz kararına bağlayalım...

***

Faiz değişimine en büyük tepkiyi veren ya da vermesi beklenen iki ekonomik aktör var: Tüketici ve yatırımcı, yani üretici. Önceliği son üç yılın tüketim ve yatırım harcamalarına vererek analiz edelim isterseniz. 2016 birinci çeyrek ile 2019 ikinci çeyrek arasındaki verileri bize bu harcama gruplarının GSYH büyüme oranının altında büyüdüğünü, hükümet harcamalarının ve ihracatın büyümeyi desteklediğini ya da küçülmeyi önleyici yapıda olduğunu gösteriyor.

***

Şimdi bunlara ithalattaki değişimi de koyarak irdeleyelim. 2018’in son iki ve 2019’un ilk iki çeyreğindeki veriler bundan sonra olacakların da resmini veriyor. Bir ekonomide üretime dayalı süreçte kırılmaların ana kaynağı olan bu harcamalara göre yatırımlar sırasıyla yüzde 4.4, yüzde 11.6, yüzde 12.4 ve yüzde 22.8 azalmış. Bu rakamları gelir geçer tarzda değil de geleceğin nasıl olacağı kapsamında değerlendirmek faydalı olacaktır.

***

Basit anlamıyla, bu veriler sermaye birikimindeki azalmayı ifade ederler. İnanılmaz boyuttaki bu azalışlara bir de stoklardaki erimeyi eklemek daha net bir resim koyar ortaya. Grafikte görüldüğü gibi, 2018’in son çeyreğinde 40 milyar liraya ulaşan stoklardaki erime bu yılın iki çeyreğinde de yine azalma eğilimindedir. İşte bu stok değişim verisi yatırımcının hem faizlere hem de ileriye nasıl baktığının açık göstergesidir. Rasyonel bir üretici ekonomide geleceği olumlu gördüğünde stoklarını artırıp, ileride ani değişim yaratacak tüketim harcamalarını ve ihracat taleplerini de karşılamak ister. Bu durumda stoklardaki değişim pozitif olur... Geleceğe umutla bakamayan yatırımcı ise tam tersine stoklarını şu günde eritme eğilimindedir. Hele bir de ekonomik krizden dolayı oluşan talep darlığı ve aşırı maliyet baskısı, bırakın geleceği düşünmeyi, günü kurtarma fikri etrafında yoğunlaşmayı zorunlu kılar.

***

Hanehalkı tüketimindeki daralmalar aslında yatırımcının öncelikle baktığı verileri kapsar. Ortalama olarak son üç çeyrekte yaklaşık yüzde 4-5 küçülen hanehalkı tüketimi, milli gelirden aldığı yüksek pay ile geleceğin yatırım beklentilerinin olumsuz yanını da yansıtmaktadır.

***

Hal böyleyken, yatırımın ve tüketimin faize karşı duyarlılığı konusunda bir yorumla bitirelim yazımızı... Yatırımın faize duyarlılığı iki yönlüdür. İlki, faizdeki yüz baz puanlık bir düşüşün yatırımlarda yaratacağı yukarı yönlü baz puan değişimidir. Beklenen artış oranı bizim gibi ülkelerde kısa dönemde yüz baz puanın üstündedir ve kısa dönemli bir etkidir.
İkincisi ise, yaratılan ek nakit akımı ile yatırımlarda oluşan baz puan değişimi, yani yatırımların nakit akışına duyarlılığıdır. Bu ise faizin uzun dönem etkisidir. Faiz indirimi kararlı bir nakit akımı yaratamadığı sürece firmalar, faizin yatırımlar üzerindeki olumlu etkisini uzun dönemde göremediği gibi, yeniden oluşacak maliyet enflasyonunu da hissedebilirler.

***

Tüketici mi?
Faizlerdeki düşüşün tüketimi artıracağı fikrine, tasarrufu azaltacağı yaklaşımını da koymak gerekir. İkinci etki daha az olduğunda zaten katlanan borç yükünün üstüne yeni borçlanmalar geleceğini tahmin etmek zor değil.
Çözüm mü?
Gerekli şart, faiz kararından önce tüm bu piyasa davranışlarını sayısallaştıracak verileri sağlıklı sunmak bir de kısa ve uzun dönem ekonomik aktör davranışlarını iyi tahmin etmek... Biz yapıyoruz!  


Yazarın Son Yazıları

Büyüdük mü yoksa? 16 Şubat 2020
Mikrop ekonomisi 2 Şubat 2020
2020’de umut var mı? 22 Aralık 2019
Beş soru, beş yanıt... 10 Kasım 2019
Üç enflasyon 13 Ekim 2019
Faiz ve yatırım 15 Eylül 2019
Ekonomide irtifa sorunu! 18 Ağustos 2019
Bizimki hangi kriz? 4 Ağustos 2019