Hayırlı bir çılgınlık önerisi

06 Ekim 2019 Pazar

“Hamidiye denince, herkes susar!” Reklamdan etkilenip belki susayan oldu. Ama kimse susmadı.
Pardon, sadece Reyiz susuyor. (Sahi, kendisi Saray’da ne suyu içiyor?) Hamidiye suyu İstanbul Reyizliğinden kalma, pek sudan sayılmayacak bir miras.
Dizi filmlere bile soktular. Niyetleri, 2. Abdülhamid’i bu kez de su ticareti ile bayraklaştırmaktı.
Hamidiye için “helal su sertifikası” çıkardılar. Milletin para verip içtiği suyu bile “helal” ve “helal değil” diye böldüler.
Aslında helal-haram pek aldırdıkları yok. Niyetleri bir bardak suda “şeriatçı fırtına” başlatmaktı.
25 yıl boyunca İstanbul’da belediyenin tüm işletmelerini ve birçok kamu kurumunu Hamidiye suyu almaya-satmaya mecbur tuttular.
İstanbul’u kaybedince Hamidiye’den de, ticaretinden de vazgeçtiler. Tek amaçları muhalefete kaptırdıkları İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni zarara uğratmak.
Türkiye’yi toptan kaptırınca bakalım ne tür şeytanlıklar yapacaklar?
“Suyun helali-haramı nasıl olur?” izah eden bir yetkili yok.
Diyanet Başkanı ise “helal-haram ve kul hakkı fetvası” vermeye, Saray’a bağlandıktan sonra mola verdi.
Belediye el değiştirince şişedeki helal su belli ki içerik ve nitelik değişikliğine uğradı.
Bunun kimyevi değilse de, ilahi bir izahı olmalı.
Bunu da imam hatipli AKP liderimiz, Meclis’teki ilk salı vaazında, ölmüşlerinin ruhu için, sevabına bir açıklasa.

Hayırlı çılgınlık
Hamidiye suyu aslında Sultan 2. Abdülhamid’in 1904’te uygulamaya koyduğu bir “çılgın proje” idi.
Halkın su ihtiyacını doğrudan karşılamak için kaynak suları, küçük iletim hatlarıyla İstanbul’un dört bir yanındaki çeşmelere veriliyordu.
Kemerburgaz membalarından pompalanan sular kışlalara, saraylara, mahalle çeşmelerine ve sebillere dağıtılıyordu.
Reyiz, keşke Marmara ve Trakya’nın doğal ve fiziki yapısını bozması kaçınılmaz olan Kanal İstanbul projesi yerine hayırlı bir çılgınlığa dümen kırsa!
Bu hayırlı çılgınlık Hamidiye suyunu İstanbul’daki bütün evlerin musluklarından akıtmaktır.
2. Abdülhamid’in 115 yıl önce yaptığını 1. Tayyip neden yapamasın, yaptıramasın?
Japonlar, Güney Koreliler ne güne duruyor?
Evlere içilebilir musluk suyu projesinin maliyeti Kanal İstanbul’dan çok çok daha düşük olacaktır.
Günümüz Avrupa kentlerinin hepsinde, evlerde musluk suyu içiliyor.
Biz ise kendi memba sularımızı şişeleyip yine bize satan yabancı şirketlerin suyunu içiyoruz.
Milli ve yerli” lafının suyunu çıkarmak pahasına.

Bilinçaltı altını
AKP lideri, partisinin Kızılcahamam kampını açarken, Bahçeli’ye geçmiş olsun dileklerini “tüm Refah Partisi olarak” sunduğunu söylemiş.
Biz de kendisine geçmiş olsun diyoruz.
Bilinçaltı zihin-beden bütünlüğünde kişinin işletim programıdır. Beyin, vücudu yöneten bilgisayar gibidir.
Bilinçaltı, bilgisayarın yazılım programıdır. Reyiz belli ki, Refah gömleğini çıkarırken yazılım programını değiştirmemiş.
Bilinçaltı temizliğini tam yapamamış.
Ama yine de Erbakan Hoca’nın bazı özelliklerinden kurtulmuş.
Hocanın, para değil, altın biriktirme tutkusu kendisine sirayet etmemiş!
Hatırlanacaktır. Erbakan, servetini açıklarken “sadece 147 kg. altını” olduğunu beyan etmişti.
Bendeniz de, “Ey okur, önümüz kış, hangimizin bodrumunda 147 kg. kömür veya odun stokunuz var” diye sormuş ve Refahlıların lanetine maruz kalmıştım:
Hocamız, döviz yerine peygamberlerden kalan bir tasarruf yolunu izleyerek altın biriktiriyor!”
Çok şükür Reyiz’in benzer yolu izlediğine dair bir iddia ve işaret yok.
YSK’ye 2018 tarihinde verdiği ve Resmi Gazete’de (5.07.2018) yayımlanan mal beyanında 6.3 milyon TL parası görünüyor. (4.7 milyon TL Albaraka Türk’te, 1.3 milyon TL de Ziraat Bankası’nda),
Ancak, Kısıklı’daki villalarını satan Mehmet Gür adlı bir müteahhide ise 2 milyon TL borçlu olduğu beyanı yer alıyor.
Altın birikimi ise hiç yok.
Bu demektir ki hocanın altınlara merakını bilinçaltından tamamen temizlemiş.
Yalnız nakit varlığı yeterli olduğu halde o müteahhide olan borcunu neden ödemediği akıllara takılıyor.
Öyle ya, insan Cumhurbaşkanı’nın kimseye borçlu olmasını istemiyor.
Borçlu demek, itibardan tasarruf ediyor demek.  


Yazarın Son Yazıları

‘Avukatız biz!..’ 16 Şubat 2020
Patlıcanlama... 9 Şubat 2020
Bir sonraki seviye 2 Şubat 2020
Deprem.. Ecevitler 26 Ocak 2020
Coğrafi şahsiyet.. 5 Ocak 2020
Meşguliyetle tedavi 29 Aralık 2019
Siyaset tespih ister! 22 Aralık 2019
Süksesiz masal 15 Aralık 2019
Üşüyen köpek dersleri 8 Aralık 2019
Kurtar bizi İnce! 24 Kasım 2019
Kıymet... 17 Kasım 2019
Bugün 3 Kasım.. 3 Kasım 2019