Hikmet Altınkaynak

Dünyayı kim döndürüyor?

10 Ekim 2019 Perşembe

Geçen pazar, Dünya Çevirmenler Günü’ydü. Çevirmenler Birliği (Çev-Bir) “Biz çevirmezsek dünya dönmez” diyordu. Ben de bugün çeviri edebiyatı ve Telemak çevirisi üzerinde durmak, dünyanın dönmesine biraz katkıda bulunmak istiyorum!
Aslında çevirinin Cicero’dan (MÖ 106 - 43) bu yana tarihini, çevirmenin sorunlarını, yayınevi-yazar-çevirmen işbirliğini, çeviride eşdeğerliği ve kül çeviri gibi derin konularını ele almak gerekir. O da sanırım sempozyumlarla, incelemelerle yapılacak bir iş.
Edebiyat yerli, yerel ve ulusal olduğu kadar evrenseldir, bu evrenselliğini de elbette çeviriye borçludur. Çevirmenler olmasaydı, dünya yine dönerdi kuşkusuz, ama dünyamız bu uygarlıkta, bu güzellikte olmazdı. Bu barış ortamı sağlanmazdı. Dahası bu yetkinlikte ne Türk edebiyatı ne de dünya edebiyatı olurdu.

Türk edebiyatında çeviri
Türkçeye Batı’dan yapılan ilk eser çevirisi, Tanzimat’ta Fénelon’un (1651 - 1715) Tercüme-i Telemak (Telemaque, 1699) adlı romanıdır. Yusuf Kamil Paşa (1808 - 1876) tarafından 1859’da çevrildi. Yusuf imzasıyla 1862’de İstanbul’da yayımlandı. 318 sayfaydı. Beğenilen Batı’yı öğreten, siyasetname gibi bir roman oldu. Elyazması metinleri bile Osmanlı salonlarında elden ele gezip okundu, yararlanıldı. Mustafa Nihat Özön, “idadi mekteplerinde yazı için örnek olarak” kullanıldı diye yazdı.
Aynı romanı Ahmet Vefik Paşa da (1823 - 1891) çevirdi. 1870’te Bursa’da yayımlandı. Bu çeviri ise, 178 sayfaydı. Her iki çevirmen de Osmanlı’da sadrazamlık da yapmış devlet adamlarıydı. Ahmet Vefik Paşa, bir devlet adamı olduğu kadar, Fransızca öğrenim görmüş, başka çevirileri, sözlük ve tiyatro kitapları olan usta bir yazardı. Yusuf Kamil Paşa’dan 11 yıl sonra çevirdiğine göre, demek ki çeviriyi beğenmemişti. Çeviri anlayışı farklıydı.
Ülkemizde çeviri edebiyatının temelleri Cumhuriyet döneminde Hasan Âli Yücel’in MEB’de kurduğu Tercüme Büro’suyla atıldı. Üniversitelerde çeviribilimle, yayıncılık sektörüyle gelişti. 1940’lı yıllarda dünya klasiklerinden 500 dolayında eser çevrildi. Bunların büyük bir bölümü Hasan Âli Yücel Klasikleri olarak İş Kültür’de yeniden yayımlanıyor. Fénelon’un bu romanı da Telemakhos’un Başından Geçenler I-II adıyla Ziya İhsan tarafından çevrildi. MEB yayını olarak 1946’da kitaplaştırıldı. I. cilt 256, II. cilt 329 sayfaydı.
Geçen yıllar içinde, 1940’lardan sonra özellikle 1960’lardan başlayarak günümüze kadar başta Nobel ödüllü yazarların kitapları olmak üzere dünya edebiyatının başlıca yapıtları da artık çevriliyor. Dahası yerli edebiyatımızdan daha çok yabancı eser yayımlanıyor.

Günümüzde yayıncı-çevirmen
Günümüzde özellikle de telif hakkı olmayan kitapların kısa ya da uzun aralıklarla birden çok çevirisinin yapılması, yayımlanması doğaldır. Bu kimi zaman eskiyen dili, kimi zaman daha iyi bir çeviri özlemi, kimi zaman daha az ücret ödeme isteği ve kimi zaman da genç bir çevirmene yol açmak nedeniyle yapılıyor. Her ne olursa olsun, buna karar verecek olan yayınevidir.
Aynı konuya çevirmen açısından da bakarsak, çevirmen de dilediği kitabı çevirme ve bunu dilediği yayınevine verme özgürlüğüne sahiptir. Birbirlerine muhtaç olan bu ikilinin kendi sorunlarını çözüme kavuşturmaları çevirinin, edebiyatımızın geleceği açısından uyumlu çalışmaları, özlenen bir yoldur. Çünkü bir yayıneviyle bir çevirmen arasındaki yayıncı-çevirmen ilişkisi bireysel olduğu kadar toplumsal ve kültürel bir ilişkidir. Bunun bozulmasından okur da zarar görür. Aslolan dünyanın dönmesini sağlamak değil mi?
Gelelim edebiyatımızın kilometre taşlarından biri olan Telemak’a. Telemak neyi mi anlatıyor? Batı’yı, ideal devletin ve devlet adamının nasıl olacağını... Kutadgu Bilig’de olduğu gibi...
Bize gerekir mi diye sorunuzu duyar gibiyim. Ben de size soruyorum: Gerekmez mi?  


Yazarın Son Yazıları

Aşkın ömrü 74 yıl 23 Ocak 2020
Tevfik Fikret için… 19 Aralık 2019