Örsan K. Öymen

Suriye sorunu nasıl çözülür?

14 Ekim 2019 Pazartesi

Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeydoğusunda terör örgütü PKK’ye ve onun uzantısı olan PYD/ YPG’ye karşı sınır ötesi operasyon yapması en doğal hakkıdır. PKK’yi ve PYD/YPG’yi, bölgede kontrolü elinde tutan bir başka ülkenin askeri gücü etkisiz hale getiremiyorsa, örneğin ABD bunu yapamıyorsa, aksine, terör örgütü IŞİD’e karşı mücadele ettikleri gerekçesiyle, Türkiye’nin bölünmesi için mücadele eden terör örgütlerini destekliyorsa, Türkiye’nin kendi başına PKK’yi ve PYD/ YPG’yi etkisiz hale getirme hakkı doğar.
Bir terör örgütüne karşı başka bir terör örgütü kullanılarak mücadele verilmez. ABD’nin ve Avrupa Birliği’nin, IŞİD’e karşı mücadele için PYD/ YPG’yi taşeron olarak kullanması baştan beri hataydı. Teröre karşı mücadeleyi terör örgütleri değil, devletler vermelidir. Şu anda Suriye devleti kendi topraklarının tamamında otoriteyi kuramadığı için, bu mücadeleyi ABD, Rusya, Türkiye vermek durumundadır. ABD ve Rusya, PKK’ye ve PYD/YPG’ye karşı bu mücadeleyi vermediklerine göre, bunu Türkiye’nin vermesi doğaldır. Ancak, teröre karşı yapılan bu tür sınır ötesi operasyonların, geçici çözümler olduğu da unutulmamalıdır. İster IŞİD’den gelsin, ister PKK’den ve PYD/YPG’den gelsin, Suriye topraklarındaki terör eylemlerini önlemek Suriye devletinin sorumluluğundadır.
Ancak Suriye devletinin bu sorumluluğu yerine getirebilmesi için öncelikle Suriye devletinin egemenlik haklarına ve toprak bütünlüğüne saygı duymak ve Suriye devletinin kendi topraklarında otoriteyi yeniden kurmasına olanak tanımak gerekmektedir.
Bugün Suriye’deki otorite boşluğuna bağlı olarak yaşanan terör sorununun en temel nedeni, Suriye’nin bölünmüş ve parçalanmış olmasıdır. Bu bölünmenin ve parçalanmanın yolunu açan da ABD, AB ve Türkiye’deki AKP hükümetidir. “Arap Baharı” yalanıyla sunulan Arap ülkelerindeki İslamcı köktendinci ayaklanmalar desteklenmeseydi, Suriye’de bir otorite boşluğu yaşanmayacaktı, Adana Mutabakatı bağlamında, Suriye ve Türkiye, teröre karşı işbirliği yapıyor olacaklardı.
AKP’nin, “Kendi halkına zulüm yapan Esad yönetimiyle uzlaşmayız” palavrasının hiçbir geçerliliği ve inandırıcılığı yoktur. Suudi Arabistan, Bahreyn, Sudan, Somali yönetimleri de kendi halklarına yıllarca zulüm yaptığı halde, AKP hükümeti buradaki yönetimlerle diplomatik ilişkilerini kesmedi. ABD’nin Irak’ı işgal operasyonunda bir milyonu aşkın Iraklı yaşamını yitirdi, ama AKP hükümeti ABD ile diplomatik ilişkilerini kesmediği gibi, aksine, bu operasyonun en önde gelen destekçilerinden birisi oldu. Çünkü AKP’ye göre, zulüm görenler “Müslüman Kardeşler” gibi İslamcı köktendinci örgütlerin üyeleri veya sempatizanları ise o zulüm özel ve öncelikli bir değer kazanır! Onun dışında gerçekleşen zulümler AKP’nin umurunda olmaz!
Nitekim, “Özgür Suriye Ordusu” adlı oluşumu “Suriye Milli Ordusu” olarak pazarlamak da AKP’nin yalana dayalı propagandasından başka bir şey değildir. “ÖSO” adlı oluşumda yer alanların bir kısmı köktendinci terör örgütü El Nusra’nın uzantılarıdır, bir kısmı da paralı askerlerdir. Suriye’nin kuzeyindeki sözde “güvenli bölgelere” köktendinci şeriatçı örgütler ve onların sempatizanları yerleştirilecekse, bu Türkiye için güvenli bölge olmaktan çıkıp, güvensiz bir bölgeye dönüşecektir.
Suriye sorununun, Suriye’deki terör sorunuyla birlikte çözülmesi için, Şam’daki Beşşar Esad yönetimi ile anlaşma sağlanması gerektiği görüşü, aynı zamanda, Rusya’nın ve İran’ın da görüşüdür. Buna karşı çıkan ise Türkiye’deki AKP hükümeti, ABD ve İsrail’dir. Türkiye, Astana sürecinde, Rusya ve İran’dan farklı bir tutum sergileyerek bu süreci yıllardır sabote etmektedir, bu süreçte, ABD’nin ve İsrail’in Truva atı işlevini görmektedir. AKP’nin Avrasyacı bir çizgide olduğu bir başka büyük yalandır.
Rusya, Türkiye, İran arasında gerçekleşen Astana süreci toplantılarından sonra yapılan “Suriye’nin toprak bütünlüğünün desteklenmesi konusunda anlaşma sağladık” açıklamalarının hiçbir anlamı yoktur. Çünkü Suriye’nin toprak bütünlüğünün yolu Şanlıurfa’dan değil, Şam’dan geçmektedir!


Yazarın Son Yazıları

Siyasi ayak 17 Şubat 2020
Kişilik 10 Şubat 2020
Aydınlanma ve Anadolu 3 Şubat 2020
İslam ve emperyalizm 6 Ocak 2020
İslamcı faşizm 30 Aralık 2019
Britanya seçimleri 16 Aralık 2019
Dinselleşmiş medya 9 Aralık 2019
Osmanlı’nın cehaleti 25 Kasım 2019
Mümtaz Soysal 18 Kasım 2019
Atatürk ve aydınlanma 11 Kasım 2019