Ayşegül Yüksel

‘Nurhan Karadağ’ için bir tiyatro kitabı

15 Ekim 2019 Salı

Oyuncu, tiyatro araştırmacısı, yönetmen, akademisyen Prof. Dr. Nurhan Karadağ’ı 22 Ekim 2015’te yitirmiştik. Tiyatromuzun ağır emekçisiydi. Onu uğurlamak için Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelen öğrencilerinin ve dostlarının sevgi seli içinde sonsuzluğa uçup gitti.
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden öğrencisi olan ve pek çok tiyatro yapımında birlikte çalıştığı –şimdi Devlet Tiyatroları emeklisi- Yusuf Sağlam, Nurhan’ın beklenmedik ölümünden önce, hocasını konu alan bir kitap projesi geliştirmişti. Şubat 2015’te Ürün Yayınları’nca yayımlanan bu oylumlu (472 sayfa) kitap için Karadağ’la söyleşiler yapmış, bir fotoğraf albümü oluşturmuş, ayrıntıları belgelemişti. Karadağ şanslıydı, kitabın yazılma ve yayımlanma aşamasında kendisine başvurulabilmiş, o da kitap üstüne ne düşündüğünü dile getirebilmişti. “Anadolu Tiyatrosunun Köylüsü: Nurhan Karadağ” başlığını taşıyan bu yapıt, tiyatroya verilen emeğin unutulup gitmesine karşı çıkarcasına, Karadağ’ın ürettiklerinin olabildiğince ayrıntılı olarak sımsıkı korunduğu, değerli bir belge olarak tiyatro sanatımıza armağan edilmiştir.
Birtakım terslikler sonucunda yıllardır elime geçemeyen kitabı ancak birkaç hafta önce okuyabildim. Benim de öğrencim olan Yusuf Sağlam, öyküleri ballandırmayı seven bir yazar. Kitabın yaklaşık ilk 100 sayfasını Nurhan Karadağ’ın yaşamöyküsüne ayırmış. Bir film senaryosuna kaynaklık edebilecek düzeyde ayrıntılı olarak çizdiği 72 yıllık yaşama serüveni, bir köy çocuğu olarak dünyaya gelen Karadağ’ın ilkokul çağında -o zamanların- küçük Anadolu kenti Malatya’ya, sonra Ankara’nın varoşu sayılan -şimdi kent merkezinin bir parçası- Balgat bölgesindeki gecekondu yaşamı süreci içinde Bahçelievler Ortaokulu’na, sonra da yeni açılan Ankara Deneme Lisesi’ne gidişiyle ivmeleniyor. 1950’li ve 60’lı yılların Ankarası ile günümüz başkenti arasındaki ayrım ilginç ayrıntılarla çizilirken, Karadağ’ın büyük kentle bütünleşme savaşımı da dillendiriliyor.
Sıra Türkiye’nin tiyatro sanatını bilimsel düzeyde ilk inceleyen Tiyatro Kürsüsü’nün 1964’te Dil ve Tarih–Coğrafya Fakültesi’nde lisans programına başlayışına ve -1950’lerde Demokrat Parti tarafından kapatıldıktan sonra- 1963’te yeniden açılan Halkevlerindeki etkinliklere katılarak, lise yıllarında gülle atıcılıkta milli olan/derece yapan Karadağ’ın spordan tiyatroya geçişinin öyküsüne gelmiştir. Karadağ, bir yandan Tiyatro Kürsüsü’nün eğitim programı içinde yer alan “seyirlik köylü oyunları” araştırmasına yönlendirilirken, Türkiye’de henüz bilimsel düzeyde incelenmemiş bu alanda ilk oyunculuk ve yönetmenlik uygulamalarını -ölümüne dek ayrılmaz bir parçası olduğu- Ankara Deneme Sahnesi’nde ve Tiyatro Kürsüsü’nün sahnesinde yapmaktadır.
Sonuç, “Ticaret Oyunu” ve “Gerçek Kavga” gibi kendi kaleminden çıkan özgün köylü oyunları ile Anadolu’da gezilerek toplanmış bu türdeki oyunların incelendiği -İş Bankası Yayınları’nca yayımlanıp, sonra da “edebe aykırı” sözcükler içerdiği gerekçesiyle toplatılan- “Köy Seyirlik Oyunlarının Özü ve Biçimi” (1978) başlıklı doktora tezidir. DTCF’nin öğretim üyesi kadrosuna katılan Karadağ, 1998’de “Halkevleri Tiyatro Çalışmaları 1932-1951)” ile bir başka “başucu kitabı” daha oluşturacaktır.
1960’ların başından profesörlüğüne, emekliliğine ve ölümüne dek uzanan 55 yıllık süre içinde çabasını sahne uygulamalarına odaklayan Karadağ’ın imzasını taşıyan yapımlardaki -özellikle seyirlik köylü oyunlarının biçemsel ayrıntılarıyla bezeli- özgün sahne anlatımı, yalnız “Yazıbağında Şenlik”, “Yaren” gibi türsel örneklerde değil, Bilgesu Erenus’un “Misafir”, Murathan Mungan’ın ‘Taziye’ ve “Mahmut ile Yezida”, Oktay Arayıcı’nın “Nafile Dünya” ve “Rumuz Goncagül”, Erhan Bener’in “Şahmeran”ı gibi profesyonel tiyatroda sahnelediği oyunları da sarıp sarmalamıştır. Karadağ’ın sahnelediği pek çok yapıt -”Samah” gösterileri, özgün seyirlik köylü oyunları, “Emrem Yunus” başlıklı “operatik” çalışmasıyerli ve yabancı festivallere katılmış, yurt dışında turneye gitmiştir.
Amatör ve profesyonel tiyatrolarda yaklaşık 90 kez oyun sahneleyen Karadağ’ın TRT belgesellerine yaptığı katkı, makaleleri, oyunculuğu ve tiyatro sanatıyla ilgili düşünceleri için Yusuf Sağlam’ın kitabına dalıp çıkmak gerekiyor.
Nurhan Karadağ’ın tiyatromuza açtığı yolda giden uygulamacıların artmasını dilerken, onun katkılarını “suya çizilmiş resimler” olmaktan kurtarıp ölümsüzleştiren Yusuf Sağlam’ı yürekten kutluyorum.  


Yazarın Son Yazıları

Yeni bir Lüküs Hayat 29 Ekim 2019
Yaz okumaları 3 Eylül 2019
Babamın denizleri 20 Ağustos 2019