Cemal Reşit Rey Salonu’nda yeni dönem

16 Ekim 2019 Çarşamba

Geçen haftanın en can alıcı haberi Cemal Reşit Rey Konser Salonu gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı, kentin gözbebeği bir salona genel sanat yönetmeni olarak Cem Mansur’un atanması oldu. İstanbul’da doğan sanatçı Londra’da City University ve Guildhall School of Music and Drama’da eğitim görmüş, daha sonra Los Angeles Filarmoni Enstitüsü’nde Leonard Bernstein gibi 20. yüzyılın dev şeflerinden birinin öğrencisi olmuştu. 1985’de Londra’da English Chamber Orchestra’yla kendini Avrupa’ya tanıttı. 1989-97 arasında Oxford Şehir Orkestrası Birinci Şefliğini yaptı.1998’de Akbank Oda Orkestrası daimi şefliğine getirildi. Londra’da, Elgar’ın bitmemiş operası “The Spanish Lady”nin ilk seslendirilişini, City of London Festivali’nde Offenbach’ın 126 yıldır duyulmayan operası “Whittington”u ve 2009 yılında Helsinki Filarmoni Orkestrası’yla Arvo Part’ın 4. senfonisinin Avrupa prömiyerini yönetti. Daha önce başka hiçbir topluluktan dinlemediğimiz kimi yapıtı ilk kez İstanbul dinleyicisine de sundu. Örneğin Richard Strauss’ın yaylı çalgılar için Metamorfozlar’ını Albert Long Hall’de seslendirdiğinde dinleyiciler uzun süre eserin etkisinde kaldıklarını söylemişlerdi. 2007’de tohumlarını attığı Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrasıyla genç orkestracılara Avrupa’da konser olanakları yaratıyor, onlara yeni kapılar açıyor. Cem Mansur’un bir başka özelliği de dünyanın dört bir yanından müzikçi tanıması. Onun konser öncesi yaptığı eser açıklamaları, dinleyiciyi konsere hazırlamak açısından sıcacık bir ortam yaratır. Konumu, akustiği ve yerleşimiyle İstanbul’un en güzel salonu olan CRR Salonu, Cem Mansur’un yönetiminde daha renkli ve nitelikli dinletilere kavuşacaktır.

Orchestra’Sion’dan Beethoven dinletisi
Notre Dame de Sion’un Orchestra’Sion konserleri, orkestranın kurucusu ve şefi, piyanist Orçun Orçunsel yönetiminde mevsime başladı. Beethoven yılı nedeniyle baştan sona bestecinin yapıtları sunuldu. Haydn’ın etkisinde yazdığı 1. senfonisi hem klasik çağın hem de romantik çağın karakterinde seslendirildi. 1. piyano konçertosunda salonu tıka basa doldurmuş dinleyiciler bu kez karşılarındaki sahnede değişik bir düzen gördüler: Piyano, 18. yüzyılın kare piyanosu gibi sahneye dikey yerleştirilmişti. Beethoven’ın erken döneminde şef ve piyanist aynı kişi olarak yer alabilir. Piyano da orkestraya dönük olarak yerleştirilir. Orçunsel de öyle yerleştirmişti. Orçunsel konser öncesi yaptığı açıklamalarla dinleyiciyi Beethoven’in dünyasına hazırladı. Beethoven’a özgü sonoriteyi (ses rengini) titizlikle işlemesi övgüye değer. Piyano kadar orkestradan da ötüşümlü (sonorious) bir ses elde etmesi, onun sağlam tekniği ve duyarlılığını hem solist hem şef olarak ortaya koyuyordu. Birkaç yıldır birlikte çalan Orkestra’Sion ise sağlam bir topluluk olarak karşımıza çıktı.

İstanbul Resitalleri
Geçen haftanın “ilk”leri arasında on üç yıllık bir organizasyon olan İstanbul Resitalleri’nin de ilk dinletisi vardı. Emirgan’da Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki “The Seed”de yer alan bu resitaller her yıl parlak piyanistleri konuk ediyor. Bir etkinliği başlatmak kolaydır, ama belli bir izleyici kitlesi edinip onu yıllarca niteliğini koruyarak devam ettirmek en zorudur. İstanbul Resitalleri kendine özgü atmosferi ve konser süresince hiçbir arada alkışlamayan dikkatli izleyicisiyle ayrıcalık sahibi. Bu yıl usta piyanistlerin yanı sıra bir çello dinletisi ve bir de kemanpiyano dinletisi yer alacak. Geçen haftaki mevsim açılışında çok enerjik ve bir o kadar da duyarlı piyanist Valentina Lisitsa’yı dinledik. Özellikle Rachmaninof’un prelüdlerinde fırtınalar yarattı.  


Yazarın Son Yazıları

Uğur Mumcu anısına 29 Ocak 2020
Bir zamanlar İstanbul 15 Ocak 2020
Onu sahnede yitirmiştik 25 Aralık 2019
İki Altın Madalya 6 Kasım 2019
Sanat Can Simidimiz 23 Ekim 2019