Mezun, işsiz, borçlu...

18 Ekim 2019 Cuma

Evet, gündem savaş, gündem Trump- Erdoğan mektup trafiği, düzeysizce restleşmeler, tehditler...
Ama bu sıcak gündemin içinde sessizce akıp giden bir günlük hayat da var. Önceki gün açıklanan işsizlik rakamları örneğin. Genç işsiz sayısındaki artışta Cumhuriyet tarihinin rekorunun kırılması... TÜİK’e göre gençlerin yüzde 27.1’i iş arıyor. İşsiz sayısı bir yılda 1 milyon kişi artarak 4.5 milyonu aştı. Tabii bunlar resmi rakamlar. CHP’ye göre geniş tanımlı işsiz sayısı 8 milyonu geçmiş durumda. Ekonomik kriz nedeniyle patronların ilk tasarrufu işten adam atmak oluyor. Zaten pompalanan tüketim ekonomisi yüzünden borçlanarak yaşamlarını sürdürmek zorunda kalan çalışanlar bir anda kendilerini kapı önünde bulunca borçları ile ne yapacaklarını bilemiyorlar...
15-29 yaş grubunda ne çalışan ne de eğitim gören gençlerin sayısı 5.18 milyon; yani Norveç’in toplam nüfusu kadar.
Daha da korkuncu iktidarın bu konuyu ağzına bile almaması.
Gençlerinin yarısının boşta olduğu bir ülkedeyiz ve bu korkunç tablo karşısında herkes suspus durumda.
Yazık değil mi bu gençlere... Sadece bu gençlere değil, bu ülkeye, geleceğimize...
25-34 yaş arasındaki gençlerde 1 yıldan uzun süredir iş arayanların oranı 10 misli artmış. Peki, ya bu gençlerin umutsuzlukları, hayalleri? Çaldıkları kapılar yüzlerine kapanan, inşaatlarda amelelik yapmak zorunda kalan üniversite mezunları...
Normalde gençlerin eğitimi arttıkça işsizlik oranları düşer ama bu ilişki Türkiye’de tersine işliyor. Neden mi?
Her ile bir üniversite” kampanyası ile üniversite sayımız 206’ya ulaştı ama hem eğitimin niteliği düştü hem de plansız bir şekilde üniversite ve bölümler açıldığı için ülkenin ihtiyaçları ile üniversite kontenjanları birbiriyle uyumsuz oldu.

Kayıt dışı ve ağır çalışma koşulları
Büyük bir sömürü düzeni süregeliyor ve devlet buna göz yumuyor. Özellikle de mavi yakalılarda kayıt dışı çalıştırma çok fazla. Çalışma koşulları çok ağır. Küçük işletmeler, esnaf, restoranlar, atölye sahipleri özellikle yabancı işçileri tercih ediyorlar. Çok daha düşük ücretle ve hiçbir sosyal güvence olmadan çalıştırıyorlar.
Bir eczacı dostum anlatıyor. Bulunduğu semt İstanbul’un göbeğinde. Eczaneye Moğollar geliyor ve serum fizyolojik satın alıyorlarmış. Bu sıvının içine B ve C vitamini koyup damardan enjekte ediyorlarmış. Hastalanmasınlar ve dirençleri artsın diye. Evlerde kalabalık gruplar halinde kalıyorlar. Sadece Moğollar mı, Afganlar, Türkmenler...
Halk sağlığı uzmanı bir arkadaş Afganların son derece kötü koşullarda kaldıklarını ve tüberküloz vakalarının görüldüğünü belirtiyor.

Uyuşturucu alarm verici boyutta
Çok eski değil, bir iki yıl öncesine kadar bonzai alıp yollarda ölenler, uyuşturucu kurbanı gençler bu ülkenin gündeminde ilk sıralardaydı. Ne oldu da ses kesildi? Uyuşturucuya karşı büyük bir mücadele başlatıldı ve kökü kazındı mı? Bu gençleri uyuşturucuya yönelten faktörler hiç irdeleniyor mu?
Ne gezer. Uyuşturucu kullanımı konusunda açıklanan rakamlar ürkütücü.
Avrupa 2019 yılı Uyuşturucu Raporu haziran ayında açıklanmıştı. “Güzide” basınımızın ve iktidarın fazla ilgi göstermediği rapora göre, Türkiye’de birçok kategoride korkutucu denebilecek seviyede bir artış söz konusu. Ayrıca uyuşturucu ile ilgili işlenen suç oranlarında yüzde 45 artış var. Madde bağımlılığında yataklı tedavi görenlerin sayısı da son beş yılda artmış. Aşırı doz uyuşturucudan ölümlerde ise 6 yılda 9 misli artış olmuş. 2011 yılında 105 kişi aşırı doz nedeniyle hayatını kaybederken 2017 yılında bu sayı 941’e ulaşmış. Ölenlerin çoğu erkek, ortalama yaş 32. Türkiye’de bir yıl içinde ele geçirilen uyuşturucu miktarı tüm AB ülkelerinde ele geçirilenden çok fazla.

İntiharlar ve iş cinayetleri
İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin çoğu genç. CHP’nin gençlik raporuna göre son 7 yılda 1827 genç, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Ayrıca işsizliğe bağlı genç intiharları da hızla artıyor. Sadece son 1 yılda, ataması yapılmadığı gerekçesiyle 12 öğretmen adayı hayatına son verdi.
Sonuç: Gündemi gerçek sorunlara yöneltmedikçe, yapılan yanlışların üzerinde konuşmadıkça, kapsayıcı politikalar geliştirmedikçe sorun daha da derinleşecek. Türkiye kendi yarattığı bataklıkta dibe çekilecek.


Yazarın Son Yazıları

Merak bu ya... 14 Şubat 2020
Simit... 20 Aralık 2019
Katil kim? Suçlu kim? 6 Aralık 2019
Çözüm kimde, nerede? 29 Kasım 2019
Ezber bozmak 15 Kasım 2019