Yazgülü Aldoğan

Erdoğan, polemikten, kavgadan besleniyor!

26 Aralık 2019 Perşembe

Bir zamanlar mağduriyetten beslenirdi. 25 yıl İstanbul’u, 17 yıldır da memleketi yönettiği için artık mağdur edebiyatı tutmuyor. Elini tutan mı var, düzeltseydin denilemiyor tabii, nemelazım, ama en azından düşünülüyor! Şimdi daha çok polemikten besleniyor! Sürekli bir tartışma ortamı yaratıp safları sıkıştırma çabasında. Ne kadar absürd ve haksız olursa olsun, kendi savunacağı her şeyin, kemik tabanı tarafından üzerinde düşünülmeden kabul edileceğinden ve karşı tarafa saydırma vesilesi olacağından emin. Son tartışma konusu Kanal İstanbul. Bu konuda yapılmış ciddi bir çalışma var mı? Bir şeyler olduğu kesin de ne olduğu belli değil! Ortada sadece nereden geçebileceği üzerine yürütülmüş, afaki bir niyet ve etrafındaki arazinin rant uğruna kapatılmış, etrafına da gayrimenkul şirketlerinin 3D teknolojisiyle oturtuverdiği boğaz manzaralı lüks inşaatlar var! Bu arazilerin bir kısmı Katarlı şeyhin validesine satılmış olduğuna göre, bir Katarİstanbul!

İstanbul Belediyesi, projeyi bilim adamlarına inceletip de biz bu işte yokuz diye çekilince al sana gül gibi bir polemik konusu. Ortada ne para var, ne kaça mal olacağına ilişkin ciddi bir hesap kitap, ne kimle yapılacağı, ne siyasi sonuçları; olsun, iddia var: Yaparım, yapacağım, sen ne karışıyorsun, sen işine bak!

Adamın işi bu!

Muhatabı, yine Saray’ına çağırılıp, ayağı kırık sandalye ikram edilip, düşsün de gülelim diye kumpas yapılan İBB Başkanı! Ki görevi, yani işi, sadece çöp toplamak değil, İstanbul’u korumaktır! Ve bu görevi iki kez kazanmış, birincisinde mızıkçılık edilip elinden alınınca ikinci seçimde, İstanbullu ona başkanlığı 800 bin oy farkıyla geri vermiştir. Yani Kanal İstanbul’u onun mutabakatı olmadan yapmak demek, İstanbul’un mutabakatı olmadan yapmaya kalkmak demektir. Ki İstanbullu “Ya Kanal, ya İstanbul” diye ayağa kalktı: binlerce İstanbullu, dilekçe ile, telefon ile İstanbul’a ihanet ettirmemek için tepkisini koyuyor. İmamoğlu’nun son çıkışını beklemeden başlayan tepki, çığ gibi artıyor.

Dış politika yanlışı

Tank Palet Fabrikası’nı yenilemek için 50 milyon doları bulamayan hükümet, bu “çılgın proje” için parayı nasıl bulacak? Biriyle ortak yapacak. Bu biri kim olacak? Çinliler deniyordu, ama şimdi bir niyetli daha çıktı: Rusya! Çünkü bu kanalın getireceği çevre felaketi umurlarında değil, ama getireceği siyasi güç, Karadeniz’in hâkimi olarak en çok Rusya’ya yarar! Bir zamanlar komünizm gelecek diye korkuyla baktığımız Rusya’dan silah aldığımız için NATO’yla papaz olmuşken şimdi bir de siyasi ortaklık kurarak iyice Putin’in kucağına mı oturacağız? Suriye’de ortak, Libya’da kavgalı, Katarİstanbul’da sahip? Bu nasıl bir dış politika? Unutmayalım, Rusya, Türkiye’den hem daha büyük, hem daha güçlü ve başındaki Putin de asrın liderinden daha kurnaz ve usta bir politikacı. Hatırlatırım, Putin’in KGB’ye girdiği yıl, bizimki İETT’ye girmişti. Onun için aklı hâlâ yol ve ulaşımda kaldı ama öteki siyasi stratejisttir!

Adalet yine sınıfta kaldı

Osman Kavala’nın içi boş iddianamesine, İsmail Korkmaz’a tekme atan polisin müşteki olarak eklenmesiyle artık bu ülkede adaletten söz edilemeyeceğine inanç perçinlendi. Bir başka davada cinayete teşebbüs, bu davada müşteki olmak! AİHM’de bu dava siyasidir denilmesine karşın, salıverilmemek, tutuklu olarak yargılamaya devam. Gazetemize avukatları aracılığıyla demeç veren Demirtaş, elbette tahliyesini istememekte haklı; buna karar verecek olan hâkimler değil, Saray. O da Saray’dan tahliye istemeyecek kadar onurlu ve akıllı! Peki, Türkiye, bu rejim ve Saray’a bağlı bu adaletsizlikle nereye kadar, nereye gider? Katarİstanbul’da suyun altında kalmaya mı?


Yazarın Son Yazıları