Kanal İstanbul’u istememek

27 Aralık 2019 Cuma

İstekler kıymetlidir.

Ama istekleri hedeflerken bile önce o yolda neleri istemediğinizi düşünmeniz gerekir.

Ki elde edeceğiniz sonuç ödediğiniz bedellerin gölgesinde kalmasın.

O yüzden şu Kanal İstanbul meselesinde;

Evet, muhalefete güvenin...

Evet, bilimsel dayanaklara göre düşünün...

Evet, muhtemel tehlikelerden korkun...

Evet, gerçek niyeti sezin...

Evet, dilekçe verin, demeç verin, veryansın edin...

Kanal İstanbul’un yapılmasına itiraz etmek için mümkün olan tüm yolları deneyin...

Tüm olanakları seferber edin.

Ama bu arada Kanal İstanbul özelinde değil, hayatınızın genelinde “neyi” istediğinizi ve neyi istemediğinizi de iyi düşünün.

Mesela nasıl bir hayat düşlemiştiniz de...

Bahçeli küçük evleri, mütevazı apartmanları, geniş ve rahat zamanları terk etmiş;

İçinde nefes alamadığınız yüksek apartmanlara, ağaçsız sokaklara, ruhsuz mahallelere yerleşmiştiniz?

Mesela nasıl bir hayat düşlemiştiniz de...

Kendinize ait konforlu bir arabanın içinde tek başınıza her gün kilometrelerce yol kat ederek saatlerce işe gidip gelmeyi konfor sanmaya ikna olmuştunuz?

Mesela nasıl bir hayat düşlemiştiniz de...

Aradıklarınızı mahalle bakkallarında bulamayıp dev marketlerin raflarında sabah akşam kaybolmuştunuz?

Mesela nasıl bir hayat düşlemiştiniz de...

Zamanın az olduğuna ve acele etmenin gerekliliğine ve yetişemediğiniz birikmiş işlere ve streslere tutunmuştunuz.

İsteklerinizi bir daha gözden geçirin.

Gündelik hayatın böylesine vahşileşmesini siz mi istemiştiniz... yoksa bazı şeylere razı mı olmuştunuz?

İsteklerinizin hangisinin sizin gerçek istekleriniz, hangisinin başkalarının isteği olduğunu en son ne zaman düşünmüştünüz?

Bu şehir için;

Boğaz’ın üzerinden geçen sıra sıra köprüleri siz istediniz.

Yüksek yüksek apartmanlardaki sıkışık odalı balkonsuz daireleri siz istediniz.

Hızlı giden, konforlu yeni ve pahalı arabaları siz istediniz.

O arabaları sürebileceğiniz geniş yolları siz istediniz.

İçinde nefes alamadığınız alışveriş merkezlerini siz istediniz.

Buzhaneden çıkan sebze meyvelerle dolu market zincirlerini siz istediniz.

Daha yavaş, daha sakin, daha az tükettiğiniz daha çok nefes aldığınız daha insani bir hayatı değil...

Daha hızlı, daha telaşlı, daha müsrif, daha insanlık dışı bir hayatı benimsediniz.

Ellerinizdeki akıllı telefonlarla ulaştığınız tüketim zirvesinde ihtiyaçlarınızı kendinize göre değil iktidarların ve sistemlerin taleplerine göre belirlemeyi refah kodu olarak bellediniz.

İktidar bu Kanal İstanbul projesini sizin isteklerinize güvenerek planladı.

Şimdiye kadar verdiğiniz ödünler, vazgeçişler, sessizlikler, katlanışlar...

Hepsi politikanın zehirli dünyasında kullanışlı birer enstrümandılar.


İktidarın istekleri sizin isteklerinizin arasına karışa karışa gerçekleşti.

İtiraz ettikleriniz, sırf bu benzerlik yüzünden, size rağmen ve sizin yüzünüzden yine de gerçekleşti.

Kanal İstanbul’u, evet istemeyin...

Ama bununla birlikte bugüne kadar hem kendiniz hem de ülkeniz için istediğiniz birçok şeyi de dürüstçe bir daha gözden geçirin.


Yazarın Son Yazıları

Bekçiler ve vatandaşlar 28 Şubat 2020
En az üç çocuk 21 Şubat 2020
Bu ülkenin felaketi 7 Şubat 2020
Bir milyon Suriyeli 5 Şubat 2020
Savaşın cazibesi 10 Ocak 2020