Örsan K. Öymen

İslamcı faşizm

30 Aralık 2019 Pazartesi

Faşizm her zaman, mutlak gerçek gibi sunulan kurgular üzerine inşa edilir. Faşist insanlar bir yandan olgu ile kurguyu ayırmaktan acizdirler, bir yandan da tartışmaya, yanlışlanmaya, sorgulanmaya kapalıdırlar. 

AKP iktidarıyla birlikte Türkiye’de faşizm, İslamcı bir formda yeniden hortlamıştır. Zaten dinler, faşizme evrilmeye son derece uygun yapılardır. Çünkü dinler de mutlak gerçeklik iddiasıyla ortaya çıkarlar; olgularla kurguları birbirine karıştırırlar; tartışmaya, yanlışlanmaya, sorgulanmaya kapalıdırlar; analitik, diyalektik ve yaratıcı düşünceye düşmandırlar. 

Birey, laiklik ilkesini benimseyerek dindar olursa, dogmatizmin ve mutlakçılığın toplumsallaşması ve siyasallaşması önlenmiş olur. Aksi halde dindarlık, dinciliğe, teokrasiye ve faşizme dönüşür. Türkiye’de yaşanan budur. 

“Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan’ın, “İslam bize göre değil, biz İslama göre hareket edeceğiz” açıklamasını yaparak anayasanın laiklikle ilgili 2., 14. ve 24. maddelerini ihlal etmesi; Kamu Gözetim, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun, “Faizsiz Finans Kuruluşlarının Bağımsız Denetimini Yürüten Denetçiler İçin Kurallar” hakkında aldığı kararda, Kuran’a ve hadislere referans yapması ve bunun Resmi Gazete’de yayımlanması; Anadolu İlahiyat Akademisi’nin, “pozitif hukukun yetersiz kalması” gerekçesiyle, “Değerlerden Pratiğe Ortak Bir Fıkıh-Hukuk Politikası” konulu bir çalıştay düzenleme kararı alması; “Yeni Akit” adlı sözde medya organının, bu olayı haberleştiren Cumhuriyet gazetesine “el bombası atılması” çağrısı yaparak, cinayete azmettirme, terörü ve şiddeti teşvik etme suçlarını işlemesi ve haberi yapan Cumhuriyet gazetesi yazarı Işık Kansu’yu hedef göstermesi; savcıların, işlenen bu suç konusunda günlerce harekete geçmemesi İslamcı faşizmin göstergelerinden başka bir şey değildir. 

“Yeni Akit” çetesi hakkında yargının harekete geçmemesi, pozitif hukukun yetersiz kalmasından mı, yoksa pozitif hukukun uygulanmamasından mı kaynaklanmaktadır?! “Değerlerden Pratiğe Ortak Bir Fıkıh-Hukuk Politikası” konulu çalıştayda bu konu da herhalde ele alınır! 

İlahiyatçıların, hukukçuların ve sosyal bilimcilerin davet edildiği söz konusu çalıştayın amacı şöyle özetlenmiş: 

“Pozitif hukuk yapılarının ülkemizin -ve dünyanın- içinde bulunduğu ahlak krizini aşmaya yetmediği ortadadır. Ahlak krizi aşılmadıkça hukuk yapılarının verimli ve adaletli olamayacağı da ortadadır… Çalıştay serimiz, modern pozitif hukuk ile geleneksel fıkhın birlikte gözden geçirilmesi ve birbirine yanaştırılması vizyonu üzerine kuruludur. Bu iki alan birbiriyle uyuşmaz görünebilse de evrensel ve İslami değerlerin birbiriyle uyuşması gerektiğini, bu uyuşmanın hukuk diliyle ifade edilip uygulamaya konulabileceğini düşünmekteyiz… Modern ve geleneksel hukuk sistemlerini süzerek her hukuk alanı için ortak değerler dizgesi üretebilmeyi ve bu dizgelerin hukuk politikalarına aktarılmasını ümit ediyoruz.” 

Anlaşılan, hukukun da ilahiyatçılara havale edilmesi süreci başlamaktadır! 

Oysa hukukun temelinde zaten bir ahlak felsefesi, ahlaki değerler ve ilkeler bulunmaktadır. Ancak ahlak dinin tekelinde olmadığı için, dinlerden bağımsız bir ahlak anlayışı da insanlık tarihi boyunca var olduğu için, laikliğin geçerli olduğu bir ülkede, hukuk, anayasa ve yasalar, din ilkelerine dayandırılmaz. 

Ayrıca, din kurallarının yasa haline geldiği, Suudi Arabistan, İran, Pakistan, Malezya, Sudan, Mısır gibi İslam ülkelerinde ahlak, hem yolsuzluklar hem de insan hakları ihlali bağlamında çökmüş durumdadır! Dinsizlerin oranının yüzde 50’nin üzerinde olduğu ve laiklik ilkesiyle birlikte pozitif hukukun geçerli olduğu Almanya, Fransa, Britanya, İsveç, Danimarka, Norveç, Finlandiya, Hollanda, Belçika gibi ülkeler ise yolsuzlukların ve insan hakları ihlallerinin en az gerçekleştiği ülkeler arasında yer almaktadır. Çalıştay bu konuları da herhalde değerlendirecektir! 

Örneğin, geçen hafta Sözcü gazetesi yazarlarına verilen hapis cezaları, pozitif hukuk yetersiz kaldığı için mi, yoksa ahlaksız insanlar pozitif hukuku uygulamadıkları için mi verilmiştir?! 

Şeriat Çalıştayı bu sorunu da mutlaka çözecektir!


Yazarın Son Yazıları

Kişilik 10 Şubat 2020
Aydınlanma ve Anadolu 3 Şubat 2020
İslam ve emperyalizm 6 Ocak 2020
İslamcı faşizm 30 Aralık 2019
Britanya seçimleri 16 Aralık 2019
Dinselleşmiş medya 9 Aralık 2019
Osmanlı’nın cehaleti 25 Kasım 2019
Mümtaz Soysal 18 Kasım 2019
Atatürk ve aydınlanma 11 Kasım 2019