2019’dan 2020’ye:Elde var umut!

31 Aralık 2019 Salı

2019 gündem maddelerini sıraladığımızda ortada sevindirici bir durum yok.

Ekonomide açıklanan hedeflerin hemen hiçbiri tutmadı. Tutmadığı için de her ay yeni bir paket açıldı. Yılın sonunda gördük ki, elde, “Burası çok önemli”, “Bir sonraki ay bu aydan daha güzel olacak” sözlerinden başka bir şey yok. 

Aile bütçesinin tüm kalemlerinde artış yüzde 30-50 arası, asgari ücrette artış bunun üçte biri!

Dış politikada tehlikeli yanlışlıklar ve yalnızlıklar devam ediyor. Yılı Libya tezkeresi ile uğurluyoruz. Dış politikada çare bulundu:

- Bir alanda başarısız isen, Türkiye’nin başını daha fazla derde sokacak başka bir alan bul. İnsanlar bunun yaratacağı sonuçları tartışırken öncekini unutur!

Bu yöntem başarıyla uygulanıyor.

Ancak ne olursa olsun hiçbir başarısızlık Suriye’nin önüne geçemez.

Gün gelecek Suriye sorunu bitecek ama Türkiye’nin Suriyeliler sorunu bitmeyecek. Yeni Suriyeli gelmese bile mevcutlar yeterli. Gündemde İdlib’den olası göç dalgası var.

Adalet tartışması açısından yılı Sözcü gazetesi davası ile noktaladık. Emin Çölaşan’a, Necati Doğru’ya, Gökmen Ulu’ya FETÖ’ye yardımdan ceza toplum vicdanında o kadar ters tepti ki, örneğin Çölaşan’ın amansız rakipleri bile kabul edilemez bulduklarını açıkladılar.

Emin Çölaşan’a FETÖ’ye yardımdan ceza vermenin tek sonucu olabilir:

FETÖ’ye yardım!



***



2019’da yaşanan olumsuzluklara ilişkin daha çok şey sıralanabilir. Ancak bütün bunların üstünde şu var:

Umut...

31 Mart’taki yerel seçimlerde ve 23 Haziran’da yenilenen İstanbul seçimlerinde halk, demokrasiye olan umudu, bu ülkenin geleceğine olan umudu tazeledi. 

Olayların sıcaklığı ve yoğunluğu, yaşanan gelişmelerin önemini gölgede bırakabilir. Daha sonra o dönemeci aşmanın ne kadar kıymetli olduğu anlaşılır. Başta İstanbul olmak üzere, Ankara, Adana, Antalya, Mersin, Hatay, Kırşehir, Bolu seçimlerinin sadece bir yerel seçim zaferinden çok öte anlamı var. Halk, dayatmaya hayır dedi.

Halk, seçeneksizlik yaratma iklimini yırtıp attı.

Halk, tek kişinin elinde ne kadar büyük yetki olursa olsun, istediği her şeyi yapamayacağını söyledi.

Bu anlamda 2019’un bir adım önde olan duygusu umuttur. 

Umut en kötü koşullarda bile yetişen bir çiçektir. Sandıkta yeşermesi en güzelidir. 

Siyasi tarihin yazmakta zorlandığı sayfalar, halkın diktatörlere teslim olduğu dönemlerdir. Korku, insanlara, toplumlara her şeyi yaptırır. Korku baskın duygu olduğunda, insan her şeyi “korku” olarak algılamaya başlar. Cervantes’in Don Kişot’ta söylediği gibi, korkunun gözleri çoktur!

İşte Türkiye’de de korku imparatorluğu kurulmaya çalışıldı. Ancak olmadı.

Bunca baskıya, bunca korkutmaya karşın halkın en az yarısı 18 yıldır direniyor, “hayır” diyor, “Bence öyle değil” diyor. Medyanın yüzde 95’inin iktidar güdümünde olduğu bir ortamda halkın en az yarısının bu gidişi onaylamaması çok büyük bir enerjidir.



***



2019’dan 2020’ye ne devretti?

Elde var umut!

Biz “umutperest” insanlarındanız. 

Ancak bu, içi boş bir umutluluk değil. Yukarıda vurguladığımız gibi halka dayalı bir umutluluk.

2020’de bizi tonlarca konu bekliyor. Her biri tek başına gelecek kaygılarını katmerlemeye yeter.

Ne olursa olsun, katmerli sorunlar kadar yeşerteceğimiz umut tohumları da var.

Bekle bizi 2020!


Yazarın Son Yazıları

Avrupa Türkleri... 9 Şubat 2020
Suriye toplama kampı... 6 Şubat 2020