Trump koltuğu korudu İran bütünleşti!

07 Ocak 2020 Salı

ABD’nin yeni yılın girişinde İran’ın Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi Bağdat’ta öldürmesi 2020’nin nasıl geçeceğini de göstermiş oldu. Tablonun görünen yüzü, ABD ile İran’ın birbirlerini karşılıklı olarak anladıkları dilden tehdit etmesi.

Ancak madalyonun öteki yüzü daha farklı görünüyor.

ABD’den başlayalım...

ABD başkanları için ülkeyi kolay yönetmenin, içerideki gerilimleri ötelemenin birinci yolu, dış düşman üretip üzerine gitmektir.

İran bunların başında geliyor. Önceki başkanlardan Clinton da çok sıkıştığı, azledilme olasılığının olduğu bir anda İran’a yönelik bir operasyon düzenlemişti. Böylece koltuğu kurtarmıştı.

Yine benzer bir durumla karşı karşıyayız. İran’ın ikinci adamı Süleymani’nin, Irak’taki İran uzantısı olarak görülen Haşdi Şabi’nin komutanı Ebu Mehdi el Mühendis’le birlikte öldürülmesi, Trump’a ilişkin azil tartışmalarını da öteledi.

Devamında gelen tehdit operasyonlarında İran 35 hedef saptandığını açıkladı, ABD 52! 



***



İran boyutuna gelince...

Kudüs Gücü, İran anayasasının beşinci maddesinde de yer alan, “İran İslam devrimini yayma” hedefinin somutlaşmış hali. Bu güç 1980’den beri sadece dış olaylara müdahale ediyor. Sayı değişiyor ama son bilgilere göre 15 binin üzerinde...

İran’ın Humeyni döneminden bu yana süregelen bu politikası içeride de tartışılıyor. İran’da muhafazakârlarla reformcular arasında başka renklerin de olduğu iç tartışmalar var. 15 Kasım’da hayat pahalılığı ile ilgili başlayan gösterilerde çok sayıda ölen ve yaralanan olmuştu. 

İran’ın ekonomisi de yılların getirdiği ambargo sorunlarının kıskacında. Ambargolar ülke yönetimini güçlendirir, ülkeyi zayıflatır.

Süleymani’nin öldürülmesi bu tür olayların doğası gereği İran’ı birleştirdi. Bu aşamadan sonra İran içinde ana gündem, ABD’ye verilecek yanıt olacak.

İran, Süleymani’nin yerine hemen yardımcısı İsmail Kaani’yi atadı. Bu aşamadan sonra Kudüs Gücü ile ilgili bir sorgulama da söz konusu olmaz.

ABD ile İran fiilen şu noktada anlaşmış görünüyor:

Topraklarımızın dışında kozlarımızı paylaşalım...

Tehdit bombardımanları bir yana, başlıca kapışma zemini Irak görünüyor.

Irak’ın durumunu da irdelemek gerekirse şu söylenebilir:

Ülkeni bir kez, kurtarıcıya emanet etmeye gör, o kurtarıcıdan kurtulamazsın!

2003’te ABD, “Tam demokrasi getireceğim, sizi Saddam’dan kurtaracağım” diye Bağdat’a girmişti. Gelinen nokta ortada.

Bir kez daha yaşanarak görüldü ki emperyal bir gücün girdiği ülkeye barış gelmez. Zira gelirse o güce gerek kalmaz!



***



Gelişmeler çevre ülkeleri nasıl etkileyecek?

Durumdan memnun olan ülkelerin başında Rusya geliyor. Rusya, İran’ın özellikle Suriye’de yaptıklarından çok hoşnut değildi. İran’ın etkinliğinin kırılması, ABD’nin tedirgin olması... Rusya için bundan iyisi Şam’da kayısı!

İsrail elbette memnun. ABD’nin İran’ı düşman bellemesinden daha güzel ne olabilir!

Gelişmelerin Türkiye’yi hiç etkilememesi beklenemez. Sıcak durum, ABD, “İran’a tam ambargo için sen de devrede ol” diyebilir.

Bunların ötesinde Türkiye’nin AKP öncesi geleneksel dış politikasının doğruluğu bir kez daha ortaya çıktı. Ortadoğu’daki ülkelerin iç dengeleri hiçbir zaman o ülkenin elinde olmadığı gibi, tek bir ülkenin elinde de değil.

Ateşin ne zaman nereye sıçrayacağı da belli değil.

1639 Kasrışirin Antlaşması’ndan beri sınırlarımız değişmediği, sinirlerimizin hep değiştiği İran’la yan yana yaşamanın ortamını oluşturmaktan daha ileri yol almak zor!


Yazarın Son Yazıları

Avrupa Türkleri... 9 Şubat 2020
Suriye toplama kampı... 6 Şubat 2020