Libya’da ‘MİT’olojik adımlar!

08 Ocak 2020 Çarşamba

Yılbaşının hemen ertesinde apar topar getirilen Libya tezkeresine ilişkin bilinmezlikler devam ediyor. Erdoğan açıklama yaptıkça konu aydınlanacağına daha da karmaşık hale geliyor.

2 Ocak’ta TBMM’de kabul edilen metne aslında tezkere denemez. Zira, TBMM geleneklerinde tezkerenin çerçevesi olur, görev yeri, görev şekli net bir biçimde açıklanır. Kaç askerin gideceği bellidir. Libya tezkeresinde bütün bunları Cumhurbaşkanının belirleyeceği ifade ediliyordu.

Cumhurbaşkanı da nasıl belirlediğini hafta sonu açıkladı:

- Peyderpey gidiyoruz

- Türk askeri dışında muharip güçlerimiz olacak.

Peyderpey neyin ölçüsü?

Bir “peyderpey”de kaç asker var?

Ben yaptım oldu” mantığının tipik bir göstergesiyle karşı karşıyayız.

Saray’dan sızan haberlere göre, “peyderpey”in içinde emekli askerler de var. Öyle anlaşılıyor ki Saray herhangi bir hiyerarşi olmadan, kendisini devletin bir kurumuna değil, doğrudan Saray’a bağlı hisseden bir yapıyı Libya’ya gönderiyor.

Türk askeri dışında muharip gücün ise Suriye’den olduğu anlaşılıyor. Halen Suriye Milli Ordusu (SMO) adı altında Türkiye’nin kontrolünde görev yapan unsurların Libya’da “gönüllü birlikleri” adı altında iç savaşa katılacağı anlaşılıyor. Burada görev yapanlara, Türkiye 550 dolar aylık veriyor. Eğer ölürlerse ailelerine ya da mirasçılarına 5 bin dolar taahhüt edilmiş.

Suriye’de nasıl bir işlev üstlendiği belli olmayan bu güçlerin Libya’da kontrol dışına çıkıp çıkmayacağının nasıl bir garantisi var?


***


Pazartesi günü Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) Ankara’daki yeni “kale”sinin açılışında konuşan Erdoğan, Libya işine bir soru daha soktu. Dedi ki:

- MİT orada inşallah çok güzel görevler yapacak.

Şimdi de “MİT”olojik bir tablo ile karşı karşıyayız.

Saray’dan haber alan AKP yayın organları dün şu tür başlıklar kullandılar:

Teşkilat Libya’ya!

İlk hedef Hafter’in hava kuvvetleri.

Libya’da Mehmetçik paniği.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun bilgilendirme toplantısını haber yapan gazeteler ise şu başlıklara yer verdiler:

Libya’ya çatışmaları durdurmaya gidiyoruz.

Libya’da çözüm arıyoruz!

Hangisi doğru?

Dışişleri devre dışı mı?

Öyle anlaşılıyor ki, Libya’da Türkiye’nin ne yapacağını, devleti yönetenler de bilmiyor. Bu bilinmezlik medyayı da pusulasız hale getiriyor.

Son anda bir değişiklik olmazsa, bugün Kahire’de Mısır, İtalya, Yunanistan, Fransa, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi dışişleri bakanlarının katılacağı bir toplantı yapılacak. İtalya Dışişleri Bakanı Türkiye üzerinden gitmeyi yeğledi! Bu ülkelerin tümü Türkiye’nin “Libya haini” ilan ettiği Hafter’le diyalog halinde. İtalya ile Fransa iki tarafı da “kolluyor”!

Önümüzdeki şubatta da Almanya, Libya’da iç savaşın iki tarafının temsilcilerini Berlin’de bir araya getirecek.

Dünya oyunu böyle oynuyor.


***


Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin kendi aralarındaki işlere çok fazla akıl sır ermez!

Yakın tarihimize baktığımızda bu ülkelerin, devletleri birleştirecek kadar ileri ilişkiler kurarken birden ayrılıp düşman olduklarını da görüyoruz.

1958’de Mısır’la Suriye birleşti ve şu devleti kurdu:

Birleşik Arap Cumhuriyeti!

1967’de bir adım daha attılar, Libya’yı da aralarına kattılar. Yeni devletin adı şu oldu:

Arap Cumhuriyetleri Birliği!

Hedef ilk aşamada Fas’ı da dahil edip adım adım öteki Arap ülkeleriyle birleşmekti.

1974’te Mısır, İsrail’le ABD’nin ağabeyliğinde Camp David Anlaşması’nı yapınca bu birlik dağıldı. Suriye, Irak’la bütünleşti. İki ülkede de BAAS partisi iktidara geldi. “Biz tek devlet, tek parti, tek orduyuz” dediler.

1982 İran-Irak savaşında bu birlik öyle bozuldu ki, Suriye İran’ı destekleyip Irak’ın boğazını sıkacak kararlar aldı.

Yukarıda aktardıklarımızın tümü 25 yıllık zaman diliminde oldu.

AKP böyle bir coğrafyada değil devlet tutmak, devletlerin içinde taraf tutuyor.

Biraz akıl, biraz mantık…


Yazarın Son Yazıları

Avrupa Türkleri... 9 Şubat 2020
Suriye toplama kampı... 6 Şubat 2020