Olaylar Ve Görüşler

Kendileri çalsın kendileri oynasınlar

09 Ocak 2020 Perşembe

Hamdi Yaver AKTAN

Yargıtay Onursal Daire Başkanı

Yazımın ana düşüncesi bu kanalların izlenmemesi, bu adamlarla tartışma programlarına çıkılmamasıydı. Birkaç kez yazdım; yazdıklarımı yeterli görmemiştim. Enver Aysever yetişti: “Yalandan tartışmalar, sahte kahramanlar!” başlıklı yazısında: “Gerici, cemaatçi, cehaletinin ayırdında olmayan biriyle tartışmaya tutuşmak beyhudedir” diyor.

Gerçekten de çok yerinde bir saptama!

Medyanın başat güç olduğu tartışma götürmez bir olgu. Demokrasilerde dördüncü güç... Ne var ki bağımsız olması koşuluyla. Gücün yanında yer aldığında kimliğini, niteliğini yitireceği ve sadece istenilen doğrultuda propaganda aracı olacağı bir gerçek.

Hedef Cumhuriyet

Oluşturulan merkez medyanın günümüzde Cumhuriyet’e saldırmanın bir aracına dönüştüğü görülmekte. Meşruiyet sağlamak için muhalif görünenler de ekranlara çıkarılmakta. Hepsi o kadar. Moderatör destekli söz kesme, konuyu saptırma peşi sıra gelmekte, adeta “sizi de davet ettik ya, yeter konuşmayın, oturmakla yetinin!” denilmekte.

Kısa geçmişi anımsamakta yarar var: Uydurma kanıt aranırken canlı yayın yapıldığı, “tedarik edilen” tanıkların ekranlara taşındığı, hukukun/yasanın emredici düzenlemelerine karşın insanların peşinen mahkûm edildiği, algı operasyonlarının savunmalarının yaptırıldığı, “yanıt hakkı” kavramının yok sayılıp unutulduğu, koruma tedbirleri uygulamaya başlanmadan, ara haberlere, başlatılmışcasına yayın yapıldığı vb. belleklerde durmakta.

Bütün bu ve benzer hukuksuzlukları savunanlar, hocaefendilerini büyük aktör olarak yansıtanlar, yurtsever subayların ailelerine dönük utanç verici söylemleri utanmadan dile getirenler, ölenlerin arkasından sevinç naraları atanlar, aydınlar, düşünürler, askerler, politikacılar, hukukçular, gazeteciler, işadamları, sporcular vb. tutuklanırken, Mustafa Kemal Atatürk’ün “örgütün”(!) lideri olduğunu ima edenler yine ekranlarda durmakta. “Durmaktan” kastımız; aynı şekilde Cumhuriyete, Mustafa Kemal Atatürk’e, aydınlanmaya, laikliğe, anayasayla güvenceye alınmış değerlere/düzenlemelere saldırılarına devam etmekte oldukları. Geçmişte yazdıkları, söyledikleri ortada: Övgü düzdükleri Fethullah hatırlatıldığında, ezan, cami, başörtüsü vb. söylemiyle üste çıkmaya çalışmaktalar.

Meşrulaştırmayın

Öyle görünüyor ki emperyalizme karşı kurtuluş savaşının kazanılmış ve bağımsız, modern devlet kurulmuş olmasını içlerine sindiremeyenlerin yeni Malaya Zırhlıları televizyon ekranları olmakta. Ekran sahipleri asıl bunları konuşturmak için muhalif gördüklerini konuşturmamak suretiyle “tarafsızlıklarını”(!) göstererek meşruiyet sağlamayı amaçlamaktadırlar.

Konuyu uzatmaya gerek yok.

Sözümüz Cumhuriyetçi aydınlara, düşünürlere, bilim adamlarına, hukukçulara, askerlere, gazetecilere: Aydınlanmaya, Cumhuriyete, Mustafa Kemal Atatürk’e saldıran dünün Fetullahçılarıyla karşı karşıya oturmayınız.

Ekranlara asıl çıkarılmak istenenlere meşruiyet kazandırmayınız. 

“Kiminle kavga edersen ondan fazlası değilsin” sözünü hatırlayalım.

Kendileri çalsın kendileri oynasınlar..!


Yazarın Son Yazıları

Muzaffer İlhan Erdost 27 Şubat 2020
DEMOKRASİ MASALLARI-2 25 Şubat 2020
Suriye’de son perde 25 Şubat 2020