Olaylar Ve Görüşler

‘Her şey kurtarılmıştır’

10 Ocak 2020 Cuma


Doç. Dr. HÜNER TUNCER

Mustafa Kemal Paşa, cephe komutanları ile görüşerek düzenli ordu kurulması gereğini dile getirmekteydi, çünkü Milli Mücadele’nin başarısı bütün kuvvetlerin tek bir otorite altında toplanmasına bağlıydı. Düzenli bir işgal ordusunun ancak düzenli bir ordu ile yenilip dağıtılabileceği gerçeğinden hareketle, iskelet halindeki ordunun yeniden örgütlendirilip donatılmasına karar verilmişti. 

Birinci İnönü Muharebesi, düzenli ordunun henüz oluşum aşamasında olduğu bir zamana rastlamıştı.

3. Yunan Kolordusu 6 Ocak 1921’de Bursa’dan Eskişehir’e, 1. Yunan Kolordusu da Uşak’tan Dumlupınar’a doğru ilerlemeye başlamıştı. Yunan ordusunun Birinci İnönü Muharebesi’ndeki gücü şöyleydi: 427 subay, 15 bin 816 er, 12 bin 500 tüfek, 270 makineli tüfek, 120 ağır makineli tüfek ve 72 top,1. Türk ordusunun kuvveti ise 8 bin 500 kişi, 5 bin 500 tüfek, 18 hafif makineli tüfek, 47 ağır makineli tüfek ve 28 toptu,2. 

KURTULUŞUN BAŞLANGICI

Birinci İnönü Muharebesi’nin komutanları şunlardı: 24. Tümen’in başında Yarbay Atıf (Ateşdağlı), 11. Tümen’in başında Yarbay Ayıcı Arif, 4. Tümen’in başında ise Binbaşı Nâzım bulunuyordu. Öte yandan Yunan Ordusu Başkomutanı General Papulas, Ordu Kurmay Başkanı Albay Pallis ve İkinci Kurmay Başkanı Albay Sarıyanis’ti. 

6 Ocak 1921 tarihinde Yunan ordusu ile yeni Türk ordusu, ilk kez Birinci İnönü Muharebesi’nde karşı karşıya geldiler. Birinci İnönü Muharebesi ile Milli Mücadele’nin askeri aşamasına girilmişti. 6 Ocak günü, birer alayla takviyeli 7. ve 10. Yunan tümenleri, bir süvari alayı ve iki topçu alayı üç kol halinde ilerlemekteydi. 24. Tümen birlikleri, bazı kesimlerde Yunan yürüyüşünü durdursalar bile, genel olarak Yunan ilerleyişini geciktirmeyi başaramayacaklardı. 7 Ocak’ta Türk Genelkurmayı, 4. Tümen’i demiryolu ile İnönü’ye hareket ettirdi. Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey, 24. Tümen birliklerinin İnönü mevziine çekilmelerini ve bu mevzide savunma yapmalarını istedi. Demiryolunun kuzeyindeki kesimi 24. Tümen, güneyindeki kesimini de 4. Tümen, sonra da 4. ve 11. Tümenler savunacaktı. 

9 Ocak günü, 11. Tümen İnönü İstasyonu’na yetişmiş ve savunma pozisyonu almıştı. Öte yandan Yunan güçleri de İnegöl Ovası’yla Karaköy, Bilecik, Lefke hattındaki Sakarya Boğazı arasında bulunan Ahu Dağları’nı aşarak, 9 Ocak günü İnönü mevzilerine varmıştı. Yunanlar, demiryolunun güneyinde taarruza geçmiş; ancak, Yunan taarruzu kırılmıştı. Yunanlar, savaş hattını bırakarak biraz geri çekildiler.

Albay İsmet Bey, 10 Ocak’ta İnönü İstasyonu’na gelmiş ve karargâhı ile İnönü köyüne yerleşmişti. İsmet Bey, 4. ve 11. tümenlerin İnönü-Oklubalı arasına çekilmesini emretti. Yunan birlikleri, ikinci savunma hattına çekilen Türk birliklerini izlememiş; 10/11 Ocak gece yarısından başlayarak gizlice İnönü mevziini boşaltmıştı. Türk birlikleri ise 12 Ocak’ta, bir gün önce boşalttıkları İnönü mevziine geri döndüler. Yunanlar kaçıyordu. Ancak, yorgun Türk ordusu istenildiği gibi takip harekâtı gerçekleştirememekteydi. 

Birinci İnönü Muhare-besi’nde Yunanların kayıpları, Yunan Tarih Ansiklopedisi’ne göre, 8 subay ile 49 er ölü, 9 subay ile 145 er yaralı olmak suretiyle toplam 211 olarak saptanabilmişti,3. Türklerin kayıpları ise şöyleydi: 4 subay ile 117 er şehit, 12 subay ile 85 er yaralı, 5 subay ile 29 er esir, toplam olarak 252 kişi,4. 

 Birinci İnönü Zaferi, kurtuluşun başlangıcı olmuştu. İsmet Bey, İnönü’de kazanılan başarıyı şöyle değerlendirmekteydi: “Aslında Birinci İnönü Muharebesi, askeri bakımdan mütevazı ölçüde bir muharebedir. Yunanlar taarruz etmişler, bizim mevzileri söktürmüşler, bundan sonra hazırlıksız geldiklerini, ilerisinin daha çok tehlikeli olduğunu anlayarak, kendileri çekilip gitmişlerdir. Yunan Ordusu Başkumandanı Papulas, Ethem ile de ayrı bir cephede muharebe ettiğimizi hesaba katarak, bizden böyle bir mukavemet beklemiyordu. Fakat 9 ve 10 Ocak günleri bizim mukabil taarruzlarımızla karşılaşıp, o zamana kadar Anadolu’da görmediği bir muharebe tarzına Türk ordusunda rastlayınca, ‘Keşif yaptım, bu kadarı kâfi, öğrendik’ dedi ve bıraktı, gitti. Yani muharebede ısrar etmedi,5.” 

 Mustafa Kemal Paşa’nın, Birinci İnönü Zaferi’ni değerlendirmesi de şöyleydi: “... Namık Kemal demiştir ki: ‘Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini, yok mudur kurtaracak bahtı kara mâderini.’ İşte ben, bu kürsüden bu Meclis-i Âli’nin Reisi sıfatıyla, heyet-i âliyenizi teşkil eden bütün azanın her biri namına ve bütün millet namına diyorum ki: Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini,6.” 

İLK ZAFER

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kurulmuş olan düzenli ordunun Batı Cephesi’ndeki ilk başarısı, Birinci İnönü Muharebesi olmuştu. Birinci İnönü Muharebesi’nin kazanılmasıyla, Türk ulusunun varlığına ve savaş gücüne sahip olduğu kanıtlanmış ve TBMM Hükümeti’nin içte ve dışta tanınması ve itibarının artması sağlanmıştı. Birinci İnönü Zaferi, Türk insanının kendisine olan güvenini pekiştirmiş ve Türk ordusunun yeniden dirilmeye başlamasının ilk adımını oluşturmuştu. 

Mustafa Kemal’in, bu zafer haberini aldığında söylediği şu sözler her şeyin özetiydi. Falih Rıfkı Atay yazıyor: “...Asıl sevinç Mustafa Kemal’de idi. Birinci İnönü Zaferi olunca, ‘Bu muharebe ile pek çok şey kurtarılmıştır!’ demiş, sonra da bu sözünü şöyle tamamlamıştı: ‘Hayır, her şey kurtarılmıştır,7!’...” 

Kaynaklar

1 Türk İstiklâl Harbi, II. Cilt, 3. Kısım, Birinci, İkinci İnönü, Aslıhanlar ve Dumlupınar Muharebeleri (9 Kasım 1920-15 Nisan 1921), Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1966, s. 198.

2 Age, s. 196’dan Harp Tarihi D. Arşiv No. 4/4478, Dosya No. 1. 

3 Age, s. 247’den Yunan Tarih Ansiklopedisi, II. Cilt, s. 436.

4 Age, s. 247.

5 İsmet İnönü, Hatıralar, c. 1, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1985, s. 243. 

6 Nuri Köstüklü, “Birinci İnönü Muharebesi ve Siyasi Sonuçları Üzerine Bazı Düşünceler”, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Araştırmaları-I, 2. Baskı, Çizgi Kitapevi, Konya, 2013, s. 91, 92, 93.

7 Falih Rıfkı Atay, Çankaya, III, Çağdaş Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti., İstanbul, Kasım 1999, s. 76.


Yazarın Son Yazıları

Muzaffer İlhan Erdost 27 Şubat 2020
DEMOKRASİ MASALLARI-2 25 Şubat 2020
Suriye’de son perde 25 Şubat 2020