Olaylar Ve Görüşler

Rauf Denktaş

13 Ocak 2020 Pazartesi

Gökhan Cebeci 

Tıp Doktoru/Yazar 

88 yıllık ömründe neler görmedi, neler yaşamadı ki Rauf Denktaş. 1931 yılında Rumların başlattığı isyan sonucu, henüz 7 yaşındayken tanıştı “enosis” olgusu ile. 

Bu o kadar eski bir hayaldi ki, daha Yunanistan bağımsızlığını ilan etmemişken, Etniki Eterya tarafından 1814 yılında çizilmiş “Megali İdea” (büyük ülkü) haritasına göre Kıbrıs Yunanistan’a ilhak edilecek yerler arasındaydı. (1). 

1878 yılında Kıbrıs’ın İngilizlere devredildiği gün, Ortodoks Kilisesi’nin başpiskoposunun, İngiliz vali Sir Garnet Wolseley’in eline bir mektup tutuşturup, o mektubunda Kıbrıs’ın Yunanistan’ın bir parçası olduğunu belirtmesi kadar da Rum Kilisesi, enosise saplantılıydı. (2).

Son nefesine kadar savaştı

Kıbrıs’ın Helen toprağı olması neredeyse iki asırlık bir rüyaydı ve Rum-Yunan ikilisi bugüne dek bu amaçtan geri tek bir adım bile atmamıştı. İşte Denktaş’ın Rum politikasına güvenmemesinde, enosisin 30-40 yılda vazgeçilebilinecek bir ülkü olmaması yatıyordu. 200 yıllık bir hayalin, öyle kolay kolay bitmeyeceğini biliyordu. Öyle ki daha 14 yıl önce Rum hükümeti 2005 yılını EOKA yılı ilan etmiş ve 21 bin eski EOKA üyesine madalya vermişti. Gerek anavatan gerekse yavruvatanda kimileri bu durumu bir türlü anlamak istemiyordu.

Son nefesine kadar enosise karşı bir savaş verdi. Kıbrıs’ın Yunan olmaması uğrunda geçen mücadele dolu bir ömürde birkaç kez ölümden döndüğü oldu. Kanlı Noel baskınında Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve üç çocuğu küvette katledilirken asıl hedef Denktaş ve ailesiydi. 

1964 yılında, hakkında Rum hükümetinin sürgün kararı olmasına karşın gizlice Erenköy’e çıkmış ve direnişe katılmıştı. Direniş günlerinden birinde Yunan uçağından açılan ateş sonucu hemen yanında oturan genç bir mücahit şehit olmuştu. Saniyeler önce orada o oturmaktaydı. (3) 

1967 yılında ise Türkiye hükümetinden de habersiz, Akdeniz’i aşarak Kıbrıs’a yasak yollardan giriş yapacak ancak yakalanacaktı. Rum bakanlar kurulunda, ne yapılması gerektiği tartışıldığında dönemin bakanları Papadupoulos ve Kipriyanu, onun öldürülmesini isteyecekti. Neyse ki Ankara’nın yoğun baskıları ile 13 günlük esaret sonrası yeniden Türkiye’ye gönderildi.

Uluslararası görüşmelerde verilen aralarda ya da görüşme sonralarında, tarafsız(!) devlet ya da örgüt temsilcilerinden, haklılığına ilişkin bir çok söz işitecek ancak görüşme masasında bu temsilciler bu sözlerinin tam tersi hareket edecekti. Batılı emperyalist devletlerin Kıbrıs sorununda peşin olarak verdikleri karar bunu gerektiriyordu. 

1983’te KKTC’nin ilanı sonrası Londra’da düzenlenen bir yemekte eski İngiliz Sömürge Bakanı Julian Amery bu ikiyüzlülüğe şu sözler ile isyan ediyordu: “İngiliz Hükümeti Denktaş’ın ilan ettiği Cumhuriyeti tanımıyor. Denktaş’ı bu Cumhuriyetin Cumhurbaşkanı olarak da tanımıyor. Niye tanısın ki? O da Makarios gibi ve diğer kolonilerdeki bazı liderler gibi İngiliz askerlerini ve İngiliz ailelerini arkadan vurup öldürmedi ki!”

Tüm dünyaya kafa tuttu

O, küçücük bir ülkeden bütün dünyaya kafa tuttu, direndi, Kıbrıs’ta emperyalizme geçit vermedi. Ülkesinin bağımsızlığını ve ulusal değerlerini hiçbir şeye değişmedi.

Devler ile güreşti ama hiçbir zaman pes etmedi. Yakın dostlarından Prof. Dr. Erol Manisalı’ya göre: “Denktaş, daha yakın geçmişte, yalnız ABD ve Avrupa ile uğraşmıyor, Rusya ile de mücadele etmek zorunda kalıyordu. ABD’nin, Avrupa’nın ve Rusya’nın adada görmek istedikleri fotoğrafı ortadan yırtmak, her babayiğidin harcı değildi. Denktaş’ın başından beri içinde bulunduğu mücadele, yedi düvele karşı verilen bir mücadeleydi ve hem Mandela’nın hem de Castro’nunkinden daha zordu. Çünkü onlar, sırtlarını iki yakadan birine dayamak imkânına sahiptiler. Ancak Denktaş’ın bu imkânı da yoktu ve tek dayanağı Anadolu idi.” (4)

Tek dayanağı olan Anadolu, şimdi engin yüreğinde Toros Dağları kadar büyük bir yer açtı onun için. O artık anavatanda atan her yürekte.

Hatıralar – Toplayış 10. cilt, Rauf R. Denktaş, Boğaziçi Yayınları, sayfa 23

Rauf Denktaş – Yeniden Yaşasaydım, Nur Batur, Doğan Kitap, sayfa 42

a.g.e, sayfa 277

Denktaş’ın Öbür Yüzü, Erol Manisalı, Kırmızı Kedi Yayınları, sayfa 45


Yazarın Son Yazıları

Aydınlara düşen görev 18 Şubat 2020
Ankara’nın gazına bak 17 Şubat 2020