Erdoğan için deneyim: ‘Vayy ben de neyim!’

14 Ocak 2020 Salı

Deneyim çok iyi, çok öğretici bir okuldur.

Ama bir özelliği vardır; çok pahalıdır!

Erdoğan için bu sözcüğün anlamı yok.

Ona sorulsa “Nedir deneyim?

Karşılık verir; “Ben de neyim!

Libya konusunda da öyle oldu. 27 Kasım’da Libya’nın BM tarafından da kabul edilen Ulusal Uzlaşı Hükümeti’nin başı Sarrac’la Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge (MEB) anlaşması imzalanmasının ardından Erdoğan’ı tutabilene aşk olsun!

Libya’da ülkenin tek meşru lideri Sarrac’ın, Libya haini Hafter’i yenmesi için her şey yapılacak. Askerse asker gönderilecek... Muharip güç, lojistik güç, eğitici güç... Hepsinden...

Aralık ayı bu gündemle geçti.

Öyle ki, elde tezkerenin hazır bulunması için Meclis tatilden çağrıldı, 2 Ocak günü boş bir tezkere kabul edildi. İçini Erdoğan dolduracak!

O günlerde altını çizdik:

- İç savaşın olduğu yerde, tam taraf olunmaz.

- Küresel aktörlerin ne zaman kimin yanında duracağı belli olmaz.

- Mademki, Türkiye’nin desteklediği hükümeti BM de tanıyor. O zaman öncelikle BM’ye çağrı yapılsın, diplomasi kanalları zorlansın. Türkiye, Libya’da bir an önce kanın durmasını isteyen ülke olarak anılsın.

Erdoğan’ın bunlara cevabı sert oldu:

Bir tarafta darbeci var, bir tarafta meşru hükümet. Burada arabuluculuk mu olur?

Kılıçdaroğlu, somut önerilerle gerçekçi adımları sıraladığında da Erdoğan’ın yorumu şu olmuştu:

ş politikayı bilmiyor!

***

Aradan 10 gün geçti. Neredeyse harfi harfine Kılıçdaroğlu’nun önerdiği noktaya gelindi.

Meğer Türk askeri giderse darbeci-hain Hafter’e haddini bildirmek için değil, sadece arabuluculuk için, barış için gidecekmiş.

Meğer Türk askerinin yanı sıra Türkiye adına başka muharip güçler de olmayacakmış, sadece eğitici güç olarak 250 kişilik birlik gönderilecekmiş.

Erdoğan’ın papağanları da 10 gün önce söylediklerini unutup, içinden “barış”, “arabuluculuk”, “uzlaşma”, “kan durmalı” geçen yorumlar yapmaya başladılar.

İki gündür Erdoğan bir yandan papağanları öte yandan yeni duruma göre söylüyorlar da söylüyorlar...

Nasreddin Hoca misali, her şey yakışıyor Erdoğan’a!

Dünkü sıcak duruma gelince...

Libya’da iç savaşın iki tarafı Hafter ve Sarrac, Moskova’da Putin’in ev sahipliğinde buluştu. Geçen pazar günü yürürlüğe giren ateşkesin metnine imza koydular. İç savaşlarda taraflar arasında uçurum derinleşmişse geri dönüş zordur. Ya bölünme ya gerilim içinde yan yana yaşama süreci başlar. Zaten “bütünleşme” büyük devletlerin işine de gelmez. Onlar için yukarıdaki iki seçenek de “güzeldir”! Örneğin, son olarak Libya’nın güneydoğu komşusu Sudan, yıllar süren iç savaşın, iki milyon ölümün ardından 2011’de Güney Sudan ve Kuzey Sudan diye ikiye bölündü. Petrol kaynakları güneyde, ihracat hatları kuzeyde. Petrol şirketleri iki yan yana gelmezin arasında işlerini yürütüyorlar.

Libya’da bu sonucu görüp akılcı hareket edebilecek lider çıkar mı?

Yanılmayı diliyoruz, ama çok zor!

***

Dün, Türkiye’den bir heyet de Moskova’daydı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, MİT Başkanı Hakan Fidan, Rusya’da mevkidaşlarıyla Libya’yı konuştular.

Gelinen noktanın özeti şu:

Nasıl ki Suriye’de, Esad karşıtlığı üzerinden ortalığı toza dumana katıp, Putin’le buluşunca “tüm taraflarla görüşme” moduna girildiyse, Libya’da da aynısı oldu.

Bir yanlış bir kez yapılırsa düzeltilir...

Ya yinelenirse?

Bu da bize ders olsun” mantığı da yok!

Bunun çaresini bulmak güç. Ne yaparlarsa doğru!

Dedik ya... 

Erdoğan için deneyim, vayy ben de neyim!


Yazarın Son Yazıları