Arif Kızılyalın

Özür dileriz hanımefendiler!

14 Ocak 2020 Salı

Gönül isterdi ki, uzun uzadıya Kadın Voleybol Milli Takımımız’ın, zorlu bir maraton sonrası aldığı olimpiyat vizesini konuşalım.

Gönül isterdi ki, voleybolda kesintisiz devam eden altyapı - üstyapı uyumundan söz edelim.  Hatta Anadolu’nun en ücra köşesindeki bir yeteneğin,  keşfedilip, spora, eğitime, sosyal hayata nasıl kazandırıldığını anlatalım. 

Altyapı organizasyonunun kilometre taşları Eczacıbaşı Vitra’dan, Vakıfbank’tan, bu kulüpleri koordine eden Akif Üstündağ yönetimindeki Türkiye Voleybol Federasyonu’ndan, işi gücü bırakıp ‘Güçlü Türk lobisi’ izlenimi vermek için yurtdışındaki maçlara koşan Kurtaran Mumcu’lardan, Özkan Mutlugil’lerden laf açalım.

Ama nerede, spor dünyasındaki gündem enflasyonundan, kavga dövüş ortamından kaptan Eda ve arkadaşlarını kutlayamadık bile. Hande Baladınlı’ya, Aydın Belediye’nin gururu Meryem Boz’a, kritik paslar atan Naz’a, Ebrar’a, Meliha’ya - annelerinin ak sütü gibi hak ettikleri - övgüleri bile düzemedik, Anadolu’yu adım adım gezen “içimizden biri” Guidetti’ye sıra gelmedi inanın! Ki elin oğlu İtalya’dan kalkıp gelmiş,  “Acaba Elazığ’da, Muş’ta, Şırnak’ta voleybol tutkunu bir iki kız evlat var mıdır” diye yollara düşmüş, onu bile kulak ardı ettik! 

Ayıp ki ne ayıp bize!

Peki niye unuttuk biz bu altın kızlarımızı?  Niye mi? Çünkü futbol, kaotik yapısı ile ülke gündeminde fırtnınalar estiriyor bir süredir maşallah!

Her gün bir kavga, bir dövüş, biz de bu kayıkçı kavgasının peşindeyiz! 

İşin kötüsü meşin yuvarlağın kesintisiz tüm paydaşları da boşrolde.

Kimseyi birbirinden ayırmıyorum, hepsinin payı var, gazete manşetlerini süsleyen kavga dövüş ortamında.

Falanca kulübün başındaki isim filanca için “yalan” söylüyor imasında bulunuyor, öteki kulübün başkanı çıkıp, “terbiyem müsaade etmez cevap vermeye” diyor. Berideki, “Başka türlü anlamazlar, ellerine listeyi verelim” diye argonun nirvanasına erişiyor.

İsimleri yazmadım, çünkü ben bu kaotik ortamın parçası olmayı o koca koca kulüplerin başkanlarına yakıştıramam. Onlar sporumuzun köklü çınarlarının 1 numaraları.

Hele hele Futbol Federasyonu’na asla yakıştıramam, TFF’den, “ayan-beyan” kamuoyuna servise edilen haberleri. Topluma bilinçli olarak şırınga edilen nifak tohumlarının faturasını nasıl keserim, “seçilmiş” TFF yönetimine.

Hele bu kavganın, Türk sporunun geleceğinin konuşulduğu çalıştay salonlarının koridorlarında yapılmasını nasıl kabul ederim bir spor insanı olarak!

Evet, gönül isterdi ki Sayın Bakan Muharrem Kasapoğlu çıkıp, “Bari burada yapmayın..” desin. Belki dedi, belki demedi bilinmez, ama Türk futbolunun ivedi sorunları varken, kaosu ısıtıp ısıtıp kamuoyuna sunmak, birbirlerini ifşa etmek, kapı arkasında karalama kampanyası yapmak, sonra da yan yana gelip hiçbir şey olmamışçasına gülümsemek inanın kimseye yakışmadı.

Keşke bu kavganın paydaşları doluşsalardı bir uçağa, olimpiyat vizesi alan Almanya maçı muzafferi voleybolcu kızlarımızı alkışlamaya gelselerdi..

Ne iyi olurdu değil mi?

Olmadı, özür dileriz değerli hanımefendiler, başarınızı kurban ettik bu kaotik ortama! Çok özür dileriz!


Yazarın Son Yazıları

Kupanın şakası yok 24 Ocak 2020
Korkuyu yendi 20 Ocak 2020
Neredeydin be G.Saray! 29 Aralık 2019
Tükenmişlik 22 Aralık 2019
Efes salonsuz kalmak üzere 20 Aralık 2019
İzahı yok 15 Aralık 2019
Tek kişilik ordu! 8 Aralık 2019
Kadro mühendisliği! 3 Aralık 2019
‘Kazandık’ derken 27 Kasım 2019